Connect with us

Almanya

Frankfurt Davası’nda derin devlet ve uyuşturucu ticareti bağlantısı gündeme gelmiş

2 Haziran 2021 – 22:32

Hakkında yakalama kararı çıkarılan organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in videolarında sıklıkla dile getirdiği derin devlet, mafya ve uyuşturucu kaçakçılığı konularına ilişkin iddialar 1997 yılında Frankfurt’ta görülen bir davada da gündeme geldi.

Peker’in iddiaları sonrası çıktığı bir televizyon programında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, o davaya ait bir gazete küpürünü göstererek “Almanya‘nın derin devleti güçlüdür, dünyanın derin devleti en güçlü olan yeri. Türkiye uyuşturucu ticaretinden suçlandı. Biz şimdi neyle suçlanıyoruz? Bunun bir operasyon olduğunu biliyorum. Bunun sadece ucuz bir eleman tarafından gerçekleştirildiğinin, bunun sistematik bir şekilde sürdürülebilir olduğunu görüyorum” diye konuştu ve Peker’in videolarında öne sürdüğü uyuşturucu kaçakçılığı iddialarını eski bir dava üzerinden yeniden gündeme getirdi. Oysa küpürünü gösterdiği Frankfurt’taki davada hakimler Soylu’nun iddiasının aksine Türkiye’deki derin devlet- mafya ilişkilerine işaret ediyordu.

Derin Mehmet

Frankfurt’taki o eski davaya bir atıf da hukukçu Turgut Kazan’dan geldi. Peker’in iddialarında sıkça hedef aldığı ve “Derin Mehmet” diye nitelediği eski içişleri bakanı ve emniyet genel müdürü Mehmet Ağar’ın “Ben alnı açık gezerim. Böyle olduğumu devlet de, millet de bilir. Benden, ehli namus olan, ehli vatan olan kimse şikayetçi olmaz” sözleri üzerine hukukçu Turgut Kazan, Ağar’ın akıl almaz bir yöntemle aklandığı yorumuyla tepki gösterdi.

Twitter hesabından yaptığı açıklamada Kazan “96 yılının sonlarıydı. Mesut Yılmaz meclis araştırma komisyonuna inanılmaz iki video sunacağını açıkladı. Frankfurt Eyalet Mahkemesinin üç eroin kaçakçısıyla ilgili delilleri ortaya saçıldı. Böylece Ağar’ın durumu tartışmaya açıldı. Dokunulmazlığı kaldırıldı. AYM de itirazını reddetti” dedi.

Neydi o Frankfurt davası?

29 Ekim 1996’da görülmeye başlanan, 21 Ocak 1997’de de sonlanan söz konusu davanın sekiz sayfalık kararına DW Türkçe ulaştı. Kararda Frankfurt Eyalet Mahkemesi 17’nci Ağır Ceza’nın hakimleri, biri Türk, biri Türkiye kökenli Belçika vatandaşı, diğeri de İtalyan olmak üzere üç uyuşturucu kaçakçısına 4 yıl 11 ay ile 9 yıl arasında hapis cezaları verdiğini duyuruyor. 17 Şubat 1997 tarihli gerekçeli kararda ise Türkiye’ye yönelik suçlamalar dile getiriliyor:

“Kapsamlı soruşturmalar sonucu Türkiye’de uyuşturucu kaçakçılığının Şenoğlu ve Baybaşin adlı iki aile tarafından yapıldığı, bu ailelerin İstanbul’dan Avrupa’ya eroin kaçırdıkları ve her iki ailenin Türkiye’de hükümet çevreleri ile Dışişleri Bakanı Tansu Çiller’e ve PKK’ya büyük etki edebildikleri” ifadelerine yer veriliyor.

Her iki ailenin hükumetle mükemmel bağları var”

Gerekçeli kararda Türk hükumetine yönelik iddialar bu kadar olsa da kararın açıklanması sırasında ve hemen sonrasında verilen demeçler Ankara ile Almanya’nın o dönemki başkenti Bonn arasında krize neden oldu. 17’nci Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti Başkanı Rolf Schwalbe, “Türkiye’den Avrupa’ya eroin kaçakçılığının Şenoğlu ve Baybaşin aileleri tarafından yapıldığını, bu ailelerin uyuşturucu işlerinin Türk hükümeti tarafından da korunup, kollandığını” ileri sürdü ve “Her iki ailenin hükumet ile mükemmel bağlantıları var, bir kadın bakan ile de kişisel ilişkileri mevcut” diye konuştu. Soru üzerine ise söz konusu bakanının Tansu Çiller olduğunu söyledi.

Mahkemenin raportörü Dox Veveling de kararın, Aşağı Saksonya Eyaleti’nde yürütülen kapsamlı soruşturmaya dayandırıldığını vurguladı. DW Türkçe’nin incelediği gerekçeli kararda, Almanya’ya eroinin Şenoğlu aşireti tarafından Aşağı Saksonya eyaletinin başkenti Hannover’deki bir grup üzerinden dağıtıldığı bilgisine yer veriliyor. Sanıklardan Belçika vatandaşı olan Türkün de Belçika sorumlusu olduğu, 1993’te Belçika’da 1,8 kg eroin ile yakalandığı, onun öncesinde 100 kilogram eroin kaçırmak bağlantılı bir soruşturma nedeniyle de ileride yargılanmasının muhtemel olduğu belirtiliyor. Uyuşturucu Frankfurt’ta yakalansa da takibatın 1995’te Hannover grubu üzerinden başlatıldığı, telefon dinlemeleri ve fiziki takibat ile operasyona gidildiği dikkat çekiliyor.

Türkiye’den sert tepki

Frankfurt’taki mahkeme kararının sözlü açıklamasında ve hakimlerin akabinde verdiği demeçlerde dile getirdiği Türkiye’ye yönelik ciddi suçlamalar üzerine Bonn’da görev yapan dönemin Büyükelçisi Volkan Bozkır olayı “skandal” diye niteliyor. Dönemin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Onur Öymen de “Türkiye’nin ulusal gururunun zedelendiği” açıklamalarında bulunuyor. Türkiye’nin Almanya Dışişleri Bakanı Klaus Kinkel’e protesto notası ilettiğini de arşiv haberlerinde okumak mümkün.

1996-1997 yıllarına ait Almanca gazetelerde Susurluk Kazası ve sonrasına dair bilgi ve gelişmelerin de yer aldığı çok sayıda haber görülüyor ve derin devlet- mafya ilişkileri ve insan hakları ihlalleri bağlamındaki söz konusu haberlerde Tansu Çiller kadar Mehmet Ağar adı öne çıkıyor.Alman Meclisi’nde verilen önergelerde de yer aldıAlmanya kamuoyunu da epeyce meşgul eden Frankfurt‘taki dava sonrası konuyla ilgili ilk soru önergesini 11 Mart 1997’de milletveili Ulla Jelpke veriyor. Halen Sol Parti’de milletvekili olan Jelpke, o dönem Sol Parti’nin ön oluşumlarından Demokratik Sosyalizm Partisi (PDS) adına mecliste vekil ve kendi grupları adına “Türk hükumet üyelerinin olası suçlarla bağlantıları ve Almanya ile ilişkileri” adlı önergeyi sunuyor.

Önergede Tansu ve Özer Çiller’in uyuşturucu, silah ve nükleer madde kaçakçılığıyla bağlantısı olup olmadığının sorulmasından Mehmet Ağar ve Susurluk kazasına, Abdullah Çatlı’nın ülkücüler ile ilişkisi ve yaptığı uyuşturucu kaçakçılığına yönelik toplam 31 soru bulunuyor.

Peker’in iddiaları ancak 25  yıldır uyuyanları şaşırtır”

O dönemin tanığı da olan Ulla Jelpke, DW Türkçe’ye verdiği demeçte son Sedat Peker videolarından da haberdar olduğunu, konuyu takip ettiğini belirtiyor. Sedat Peker’in Mehmet Ağar hakkındaki uyuşturucu ticareti ve siyasi cinayetler konusundaki suçlamalarının “Sadece son 25 yıldır uyuyanları şaşırtacağını” söyleyen Jelpke, Susurluk Kazası’nı da iyi hatırladığını anlatıyor.

“Ta o zamanlar Mehmet Ağar’ın kazada ölen, İnterpol tarafından aranan ülkücü paralı katil ve eroin kaçakçısı Abdullah Çatlı’ya polis kimliği ile diplomat pasaportu verdiği ortaya çıkmıştı. Türkiye’deki mafyanın temelleri 1970’lere dayanıyor. Eskinin ülkücü katillerine ve sokaklardaki ülkücülere 1980 darbesinden sonra artık ihtiyaç duyulmayınca organize suça kaydılar. Ancak bunu yaparken devlet ile iyi ilişkilerini de korudular. Türk istihbaratı onları deneyimli katiller olarak sürgündeki Türk muhalifleri, Kürtleri ve Ermenileri öldürmekte kullandı. Yargılanmaktan da korudu”.

Jelpke’ye göre ayrıca Sedat Peker’in anlattıkları şaşırtıcı da değil, çünkü çoğu yeni değil. “Türk araştırmacı gazeteciler, muhalefet partisi politikacıları ve Kürt medyası Peker’in anlattıklarının çoğunu uzun yıllardır ortaya çıkardılar zaten” diyor. Ona göre Sedat Peker videolarında yeni olan sadece, mafya ve iktidar partileri üyelerinden oluşan derin devletin içinden bir suçlunun ağzından yaşananların anlatılıyor olması.

“Bir nevi bir suçlunun itirafları” diye tanımlıyor Peker’in anlatımlarını. Jelpke, MİT tırlarının yakalanmasını haberleştiren sürgündeki gazeteci Can Dündar’a atıfla da: “Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış sürgündeki bir gazetecinin ortaya çıkardığı gerçeklere inanmak yerine, halkın, mahkum edilmiş bir mafya liderinin itiraflarına inanması çok düşündürücü” diyor.

Yeşiller de önerge verdi

Nisan 1997’de Yeşiller Partisi de konuyla ilgili bir önerge verdi. Önerge, daha önce İstanbul Üniversitesi’nde de görev yapan milletvekili Amke Dietert-Scheuer ile Cem Özdemir imzasını ve “Türk istihbaratının ve Türk uyuşturucu kaçakçılarının Almanya’daki olası faaliyetleri” başlığını taşıyor. Önergede federal hükümete 11 Temmuz 1978’de eşiyle birlikte aracındayken Ankara’da katledilen akademisyen Bedrettin Cömert’in katilleri Abdullah Çatlı, Üzeyir Bayraklı ve Rıfat Yıldırım’ın Almanya’da olup olmadıklarından Türkiye bağlantılı uyuşturucu trafiğine dair pek çok soru yöneltiyor.

Ağar birçok kişiye kimlik temin etti

Önergenin girişinde de Hürriyet gazetesine bir mülakat veren, o dönem Avrupa’nın Escobar’ı diye nitelenen Hüseyin Baybaşin’in açıklamaları yer alıyor. Baybaşin, 27 Aralık 1996 tarihli o söyleşide polis araçlarında yolculuk ettiğini ve polis kimliği olduğunu belirtiyordu. Devamlı emniyet adına kayıtlı silah da bulabildiğini, bunları Mehmet Ağar’dan aldığını belirten Baybaşin, Ağar’ın sağladığı kimliklerin kendi adına olduğunu ve kendi fotoğrafının yer aldığını öne sürüyordu. “İsteğimiz üzerine Ağar böylesi kimlikleri çok kişiye temin etti. 1980 sonrası hep bu kimliklerle dolaştım” diye devam ediyordu.

Yeşiller’in yönelttiği önergedeki bir soruda, “Federal hükumet, Avrupalı emniyet uzmanlarının, uyuşturucunun yüzde 80’inin Avrupa’ya Türkiye’den geldiği görüşünü paylaşıyor musunuz?” deniyor. Federal hükumetin cevabıysa şöyle: “Almanya Federal Emniyet Teşkilatı’nın bilgisine göre, Güneybatı Asya‘dan Batı Avrupa’ya gelen eroin ticaretinde Türkiye önemli rol oynamakta. Bu bağlamda Türkiye sadece transit bir ülke değildir, sıklıkla kara yolundan Balkanlar üzerinden Avrupa’nın batısına getirilen uyuşturucunun çıkış ülkesidir. Avrupa’da yakalanan eroinin yüzde 60-90’ı bu rotadan getirilmektedir. 1995’te Avrupa’da yakalanan eroinin yüzde 60’ının Türkiye’den getirildiği tespit edilmiştir” diyor ve kaynak olarak da Interpol’ü veriyor.

Ağar ve Menzir Alman makamlarıyla görüştü

Susurluk kazası bağlantılı ifadesine başvurulan veya hakkında soruşturma başlatılan Mehmet Ağar, Korkut Eken, Necdet Menzir gibi pek çok ismin 1993’ten itibaren Alman makamlarıyla görüşüp görüşmediğini de soran Yeşiller’e verilen cevapta: Mehmet Ağar ve Necdet Menzir ile Emniyet Genel Müdürü veya İstanbul Emniyet Müdürü oldukları dönemde Alman makamlarının görüştüğü bildiriliyor.Necdet Menzir, Sedat Peker’in işaret ettiği ve 23 kişinin hayatını kaybettiği 12 Mart 1995’te Gazi Mahallesi’nde üç kıraathanenin taramasıyla başlayan olaylar döneminde İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevini de yürütüyordu. Susurluk Komisyonu’na verdiği ifadede Menzir, 1995 yılı 15 veya 16 Ekim’de bu görevden kendi isteğiyle ayrıldığını söylemişti.

Kaynak: Deutsche Welle Türkçe

Devamını okuyun
Yorum yapmak için tıklayınız

Bir yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Almanya

Almanya, kamu kurumlarında Facebook’un kullanılmasını yasaklıyor

30 Haziran 2021 – 18:12

Ülkedeki başta bakanlıklar olmak üzere kamu kuruluşlarına haziran başında bir uyarı mektubu gönderen Kişisel Verilerin Korumasından Sorumlu Görevlisi Ulrich Kelber, Facebook yetkililerinin kullanıcı bilgilerinin korunması ve başka platformlarda kullanılmasını engelleme yönünde gereken adımları atmada yavaş olduğunu ifade etti.

Kelber, uyarı mektubunda, kamu kurumlarının sosyal medya hesaplarının bu yılın sonuna kadar kapatılmasını talep ederek, aksi takdirde gelecek yıldan itibaren yetkileri dahilinde zorlayıcı tedbirlere başvuracaklarını vurguladı.

Ulrich Kelber, “Kişisel verilerin korunmasına yönelik devam eden ihlal göz önüne alındığında, kaybedecek zaman yok. Bir fan (Facebook) sayfanız varsa, yıl sonuna kadar kapatmanızı şiddetle tavsiye ederim.” ifadesini kullandı.

Alman hükumetinin Kişisel Verilerin Korumasından Sorumlu Görevlisi Kelber, Facebook’un kullanıcıların kişisel verilerinin ABD’ye aktarılmadan kullanılmasının imkansız olduğunun altını çizdi.

Öte yandan, Avrupa Birliği yasalarına göre, kişisel veriler AB dışına ancak eşdeğer veri koruma kurallarına sahip bir ülkenin yargı mercii için aktarılabiliyor.

Tamamını okuyun

Almanya

Alman ilaç şirketi Bayer’e ABD’de ot öldürücü glifosat nedeniyle dava açıldı

22 Haziran 2021 – 16:29

Uzun bir aradan sonra, Alman ilaç ve kimya şirketi Bayer aleyhine tartışmalı ot öldürücü glifosat nedeniyle ABD’de yeniden dava açıldı.

Davacı Michael Langford’ın avukatları, yabani otlara karşı kullanılan Roundup isimli ilaçta bulunan glifosat maddesinin Langford’un kanserine yol açtığı iddiasıyla Kaliforniya eyaletinde San Francisco’daki bir mahkemede Alman şirket aleyhine dava açtı.

Dava için henüz bir duruşma tarihi belirlenmezken, uzun bir aradan sonra Bayer aleyhine tartışmalı ot öldürücü glifosat nedeniyle ABD’de açılan ilk dava olması dikkati çekti.

Alman şirket yaklaşık bir yıl önce yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesini içeren tarım ilacının kansere yol açtığı gerekçesiyle ABD’de hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gittiğini ve davacılara 11,6 milyar dolar ödeneceğini duyurmuştu. Bununla birlikte, şirket aleyhine açılan 125 bin davanın 30 bini bekleme aşamasındaydı.

26 Mayıs’ta ABD San Francisco Bölge Mahkemesi Yargıcı Vince Chhabria, Bayer’in glifosat etken maddesi nedeniyle kansere yol açtığı iddia edilen Roundup ile ilgili ABD’de toplu dava açılmasını engellemek için önerdiği 2 milyar dolarlık planı reddetmişti.

Bayer, 2018’de ABD’li tarım şirketi Monsanto’yu 63 milyar dolara satın almasının ardından Monsanto’nun geliştirdiği Roundup isimli glifosat içeren zirai ilacın kanser oluşumunu tetikleyen önemli bir unsur olduğunu iddia edenlerin açtığı davalarda milyarlarca dolar para cezası ve tazminat ödemeye mahkum edilmişti.

Bayer, glifosat hakkındaki iddiaları reddederken, 2015 yılında Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) glifosatı kanserojen olarak sınıflandırmıştı.

Kaynak: AA

Tamamını okuyun

Almanya

Almanya’da Apple hakkında soruşturma açıldı

22 Haziran 2021 – 17:02

Almanya’da Federal Kartel Dairesi tarafından yapılan açıklamada, Apple’ın iOS 14.5 işletim sistemindeki kullanıcı takibinin kısıtlamasıyla ilgi şikayetlerden sonra ABD’li şirketin pazar hakimiyetinde durumunu kötüye kullanıp kullanmadığına yönelik soruşturma başlatıldığı belirtildi.

Apple’ın yerleşik uygulamaları ve uygulama içi satın alma sistemine ilişkin diğer şikayetlerin de incelemeye tabi tutulacağı belirtilen açıklamada, 28 Ocak’ta Facebook, 18 Mayıs’ta Amazon ve 25 Mayıs’ta Google hakkında pazar hakimiyetini kötüye kullanıp kullanmadığına yönelik soruşturma başlatıldığı da hatırlatıldı.

Bu arada, Ocak 2021’de Almanya’da dijital şirketlerle ilgili antitröst yasasında yapılan değişikliklerin yürürlüğe girmesiyle şirketlerin pazar hakimiyetini belirleme ve rekabete karşı bazı uygulamaları yasaklama konusunda Federal Kartel Ofisi’ne daha fazla yetki verilmişti.

Tamamını okuyun
Advertisement
Amerika7 gün önce

Uygurlar’ın zorla çalıştırıldığı iddiası Kongre’de

Amerika2 hafta önce

Kansere neden olduğu için ceza alan ABD’li şirket Johnson & Johnson’dan iflas oyu

Genel2 hafta önce

Su ve gıda ile bulaşan yeni salgın: Norovirüs

Çin3 hafta önce

Komünist Çin’in Uygur Türklerine mezalimini, bizzat eski bir işkenceci anlattı

Amerika3 hafta önce

Facebook muhbiri: Şirket kar etmeyi toplumun menfaatinin önüne koydu

Genel2 ay önce

Porsuk ağacında kanser hücrelerini küçültüp yok eden ilaç bileşiği tespit edildi

Bilim2 ay önce

Singapur’da asayişi robotlar sağlayacak

Çin2 ay önce

Çin’de 6 ve 7 yaşındaki öğrencilere yazılı sınav yapılması yasaklandı

Genel2 ay önce

Sulama için güneş sistemi kurdu, elektrik masrafından kurtuldu

Latin Amerika2 ay önce

“Türkiye ile geleceğe birlikte bakmalıyız”

Çin2 ay önce

İkinci Taliban dönemi kime yarayacak?

Çin2 ay önce

“BAE’de Çin’in gizli hapishanesinde Uygurlar zorla alıkonuluyor”

Genel2 ay önce

Bozkurt’taki HES santralinin ÇED raporu kıyağı yapılan sahibi

Amerika3 ay önce

İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in oğluna ABD’de sübyancılık davası açıldı

Genel3 ay önce

BM’den ‘Afganistan’da savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara varabilecek ihlaller’ uyarısı

Genel3 ay önce

Burhan Kuzu’nun ‘gayriresmi’ danışmanı Sinan Çiftçi: Birçok olayı Berat Albayrak’a çözdürürdü rahmetli

Amerika3 ay önce

Kanada’da Katolik Kilisesinin hayır kurumu statüsünün iptali için kampanya başlatıldı

Genel3 ay önce

Turizm Bakanı Ersoy’un orman yangın üssünü otel alanına dönüştürdüğü ortaya çıktı

Türkiye3 ay önce

RTÜK’ten orman yangını haberlerine ağır ceza tehdidi

Genel3 ay önce

Trakya’da yer altı sularının yüzde 85’i tükendi

Bilim3 ay önce

İdrar testi ile kanser hücresi tespit edilebilecek

Çin3 ay önce

Belçika istihbaratı Çinli firmaların akıllı telefonlarına karşı uyardı

Dünya3 ay önce

Dünya üzerinde büyücülük faaliyetlerinde büyük artış görülüyor

Doğu Türkistan3 ay önce

Uygurların Çin’e iadesine tepki amacıyla düzenlenecek protesto Valilik tarafından iptal edildi

Amerika3 ay önce

ABD Kongresi’nde Uygur Grubu kuruldu

Yorumlar

Sözde koronavirüs aşılarının k… için Abdurrahman Aydın
Sözde İçişleri Bakanı Süleyman… için Hasan
Marmara Denizi’nin dibi… için Abdurrahman Aydın
Japonya’da yeni bir örde… için Abdurrahman Aydın
Metafizik savaşta bozguna uğra… için Abdurrahman Aydın
Vatandaşa tam kapanma eziyeti… için Abdurrahman Aydın
İngiltere’de aşı yaptıra… için Abdurrahman Aydın
Etna Yanardağı tekrar lav püsk… için Abdurrahman Aydın
Reuters: Büyük Türk bankaları… için Abdurrahman Aydın
İsrail’de Pfizer/BioNTec… için Abdurrahman Aydın
Japonya’da yanardağ patl… için Abdurrahman Aydın
İsrail’de Pfizer-BioNTec… için Abdurrahman Aydın
Endonezya’da kayıp deniz… için Abdurrahman Aydın
Fransa’da askerlerden Macron… için Hasan
Rusya, cuma günü itibariyle Uk… için Abdurrahman Aydın

Öne Çıkanlar

Copyright © Haber Özel TV sitesi bir Akademi Dergisi - Mehmet Fahri Sertkaya projesidir.