Connect with us

Türk Dünyası

Göçe zorlanan Bulgaristan Türklerinin yaşadıkları zulümler

19 Haziran 2021 – 11:37

Bulgaristan’ın 1984-1989’da uyguladığı asimilasyon politikasına karşı çıktığı gerekçesiyle birçok zulme maruz kalan Bulgaristan Türkleri, yaşadıkları acılar hafızalardan silinmiyor.

Kırklareli’nde yaşayan 73 yaşındaki Cemil ile 70 yaşındaki Kıymet Birtane, 1985 yılında Bulgaristan’ın politikalarına karşı çıktığı gerekçesiyle birçok kez zulme uğradı.

Baskılara boyun eğmeyen Cemil Birtane, önce cezaevine konuldu, ardından başka bölgelere sürgün edildi. Cezaevinde tutulduğu dönemde eşine “öldü” haberi verilmesine rağmen Birtane çifti direnişlerini sürdürmekten hiçbir zaman geri durmadı. 1989 yılının sonlarında sınır dışı edilen çift, dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın talimatıyla uçakla Türkiye’ye getirildi. Kırklareli’nde devletin tahsis ettiği evlere yerleştirilen çift, uzun yıllar işçi statüsünde çalışarak emekli oldu. Hayatlarının ikinci baharını anavatanlarında sürdüren çift, zamanlarının büyük bölümünü kitap okuyarak geçiriyor. Birtane çifti zaman zaman gençlik yıllarındaki resimleri inceleyerek yaşadıklarını hafızalarında canlandırıyor.

“Çok işkence, zulüm, baskı gördük”

Cemil Birtane, asimilasyon politikasının mağdurlarından olduklarını söyledi. Baskılara direndiği için 16 Şubat 1985’te asimilasyon kampanyasına karşı çıkan Türk ve Müslümanların tutulduğu Belene Cezaevi’ne gönderildiğini anlatan Birtane, “Belene Cezaevi’nde 1 yıl 4 ay işkence, dayak zulüm gördük. Daha sonra 80 arkadaşla beraber başka cezaevine gönderildim. Orada 1 yıl kaldıktan sonra Bulgaristan’da değişik köylere sürgün gönderildim. 4 yıl 6 ay sonra serbest bırakıldım.” dedi.

Yaşadıkları zulmü hiçbir zaman hafızalarından çıkaramadıklarını dile getiren Birtane, çok zor günler geçirdiklerini vurguladı. Belene Cezaevi’ne gönderildiğinde eşine ve ailesine 3-4 ay kendisi hakkında en ufak bir bilgi verilmediğini dile getiren Birtane, “Elbiselerim eve gönderilmiş, eşime benim öldüğümü, daha fazla beni aramamasını söylemişler. Allah’a çok şükür bu 4 yıl 6 aydan sonra serbest bırakıldım ve Bulgaristan beni sınır dışı etti.” diye konuştu.

Cezaevinde asimilasyon kampanyasına karşı çıkmaya devam ettiklerini, arkadaşlarıyla her türlü baskıya rağmen açlık grevleri yaptıklarını aktaran Birtane, yataklara asılan Bulgar isimlerini de söküp attıklarına işaret etti. Sürgün yıllarında da mücadelesine devam ettiğini vurgulayan Birtane, şöyle konuştu:

Sürgünde ralli yarışmasında Türk ekiplerine kibrit kutusunda gizli mektup gönderdim. Gizli mektup gönderme sebebim de Türkiye üzerinden bütün dünyaya bizim çektiğimiz çileleri ve baskıları anlatmaktı. Bu da Türkiye Sesi radyosunda yayınlandı haberlerde. Mücadelemiz devam etti. Çok işkence, zulüm, baskı gördük. Sorguya çekildik, dayak yedik, aç susuz tutulduk. Soğuk havalarda bir battaniye altında tutulduk. Tuvalet ihtiyaçlarımızı kovaya giderdik. Bu işkence hep devam etti.”

Birtane, yaşanan sürecin ardından ailesi ile Avusturya ve İsveç’e gönderilmek istendiğini ancak kendilerinin bunu kabul etmeyerek Yugoslavya’nın Belgrad kasabasında Türk elçiliğine sığındıklarını belirterek “Türk elçiliği bizi bir haftalığına mülteci kampına gönderdi. Sonra çok şükür anavatanımıza kavuştuk, ne mutlu Türk’üm diyene. Türkiye’ye geldiğimiz için çok mutluyum. Anavatanımıza kavuştuğumuz için, bu zulümden, bu baskılardan kurtulduğumuz için çok mutluyuz.” diye konuştu.

Türk olduğu için Bulgar polisi tarafından birçok kez sorguya alındığına dikkati çeken Birtane, şöyle devam etti: “Türkiye’ye gelebilmek için elimden ne geldiyse denedim. Hatta sınırdan kaçabilmek için de teşebbüste bulundum. Okul hayatımda ve sivil hayatımda Türk gibi yaşamak istedim. En son bu isim değiştirme politikasında konuşmalarımdan dolayı hep takip edildim Bulgaristan’da. İsim değiştirme politikasında çok baskı yedim. Kabul etmedim Bulgarca ismi. Sürgüne gönderilme sebebim, onların yüzüne Türk olduğumu söyledim. İşkence, dayak akla sığmaz dayaktan fazla işkence gördüm.”

Çok kötü günlerdi, hatırlamak bile istemiyorum

Kıymet Birtane ise geçirdikleri zor günlerin ardından anavatanlarına kavuştuklarını ve çok mutlu olduklarını söyledi. Eşinin cezaevinde tutulduğu yıllarda evlerine kapılarına Bulgarca isimler yazıldığını dile getiren Birtane, bu isimleri kaldırdığı için polis tarafından sorguya alındığını ifade etti. Kendisine, eşinin cezaevinde öldüğünün söylendiğini anlatan Birtane, “Orada titredim kaldım. Sonradan sağ olduğunu öğrendim. Eşimle ilk görüşmeye gittiğimizde cam arkasından görüştürdüler. Çok kötü günlerdi hatırlamak bile istemiyorum.” dedi.

Ne dedilerse Türk olmaktan vazgeçmedik

Bulgaristan’dan 32 yıl önce Türkiye’ye göç eden ve Edirne’de yaşayan Şükrü Korkmaz ise o dönemde yaşadığı zorlukları ve Belene Kampı’nda geçirdiği 1,5 yılı unutamadı. 1989 yılında zorunlu göçle Türkiye’ye gelen Korkmaz, o dönemde Bulgaristan’da yaşadığı sakıntıları ve göçü anlatırken gözyaşlarını tutamadı.Korkmaz, Bulgaristan’da “Türk” olmaktan vazgeçmeyen herkesin göçe zorlandığını, göçe zorlanırken de fiziki ve psikolojik şiddete maruz kaldıklarını aktardı. Eşi ve çocuğuyla hayatının en zor dönemlerinin Bulgaristan’da geçtiğini, özellikle de Belene Kampı’nda yaşadıklarını bir türlü unutamadığını vurgulayan Korkmaz, şöyle devam etti:

Ne dedilerse Türk olmaktan vazgeçmedik. Bana ‘Sen sarışınsın, Bulgarca iyi biliyorsun, sizi zorla Türk yapmışlar Osmanlılar.’ deyip bizi kandırmaya çalıştılar. Ben ve benim gibi yüzlerce kişi bunu kabul etmedi. Bizi Belene Kampı’na götürdüler. 1,5 yıl kampta kaldım. Bizi bir yere kapattılar ve hiç çıkarmadılar. Yemek çok kötüydü, çorbaların içerisinde balık kafaları çıkardı. Üzerimizdeki kıyafetleri aylarca değiştiremedik. Bitlendik, koktuk. Psikolojik ve sözlü baskı gördük aylarca. Ailemi 6 ayda bir görmeme izin veriyorlardı. O da sadece camdan görebiliyorduk. Çok kötü günlerdi. Allah’a şükürler olsun hepsi geride kaldı.”

Belene Kampı’nda ve Bulgaristan’da zaman zaman işkence gördüğünü anlatan Korkmaz, zorunlu göçte birçok ailenin parçalandığına dikkati çekti. Türkiye’de, vatanında yaşamaktan büyük mutluluk duyduğunu belirten Korkmaz, hiçbir ihtiyacının olmadığını, çok çalışarak her şeye sahip olduğunu söyledi.

Allah vatanımızdan razı olsun.” diyen Korkmaz, ülkesiyle gurur duyduğunu kaydetti.

Kaynak: AA

Devamını okuyun
Yorum yapmak için tıklayınız

Bir yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çin

Komünist Çin’in Uygur Türklerine mezalimini, bizzat eski bir işkenceci anlattı

5 Ekim 2021 – 17:05

İşgal ettiği Doğu Türkistan’da uzun bir süredir Uygur Türklerine soykırım uygulayan Çin’in toplama kamplarında işlediği insan hakları ihlallerine ilişkin bir itirafçı daha ortaya çıktı.

Toplama kamplarında çalıştığını belirten ve gerçek ismi yerine sadece Jiang olarak anılan eski işkenceci, Uygur Türklerine uygulanan işkenceleri anlattı.

CNN’e açıklama yapan eski işkenceci, Uygur Türklerinin evlerine şafak baskınları düzenlediklerini “Onları gece vakti şiddet kullanarak yakalıyorduk. Eğer bir bölgede 100 tane olduğunu biliyorsak onların hepsini yakalamamız gerekiyordu” sözleriyle anlattı.

CNN’e toplama kamplarında yaşananları anlatan Jiang, “Onları yere düşene ve vücutları şişene kadar tekmeliyor ve dövüyorduk. Yerde ağlayana kadar devam ediyorduk. Sorgu süreci kapsamında yakalanan her yeni Uygur Türkünü dövüyorduk. Kadın, erkek ve 14 yaşına kadar çocuklar da buna dahildi” diye konuştu.

Toplama kamplarına attıkları soydaşlarımızı tavandan asarak elektrik verdiklerini ve cinsel saldırıda bulunduklarını belirten Jiang, “Onlara yemek ve su verilmiyordu ve bazen günlerce uyanık kalmaya zorlanıyorlardı. Herkesin farklı bir metodu vardı. Bazıları levye kullanıyordu diğerleri de üzerinde asma kilit olan demir zincir” dedi.

“Bunlar Sıradan İnsanlardı…”


Kamplara kapatılan insanların “terör” suçu işledikleri iddiasıyla yakalandıklarını belirten Jiang, “Fakat bu kişilerin hiçbirinin suç işlediğini sanmıyorum. Bunlar sıradan insanlardı” ifadelerini kullandı.

Röportaj verdiği CNN’e polis üniformasını, işkence fotoğraflarını ve videolarını gösteren Jiang kamplarda çalışan bazı kişilerin bunu iş olarak gördüğünü belirterek “Fakat bazıları psikopattı” şeklinde konuştu.

Polis olarak 10 yılı aşkın süre görev yaptıktan sonra toplama kampında görevlendirildiğini belirten Jiang, “Her görevlinin bir kotası vardı. Dolayısıyla bütün polisler ve görevliler Uygur Türklerini yakalamak için tetikteydi. Herkesin hedefini tutturması gerekiyordu” diyerek Çin zulmünü anlattı.

Elektriği Cinsel Organlarına Veriyorduk”


Köylerdeki ağaların ya da muhtarların düzenledikleri toplantılarda köylerde yaşayan tüm Türkleri yakaladıklarını belirten Jiang, “Tek bir yılda 900.000 Uygur ya da diğer azınlıklardan insanın yakalandığını biliniyordu. Eğer polisler de bu sürece dahil olmak istemezlerse onlar da hapse atılıyordu” ifadelerini kullandı.

Toplama kamplarına kapatılan Uygur Türklerine elektrik verdiklerini belirten Jiang, “Elektriği cinsel organlarına veriyorduk” dedi.

Uygur Soykırımı


Çin’in işgalci olarak bulunduğu Doğu Türkistan’da 2014’ten bu yana sürdürdüğü Uygur Soykırımı, Hollanda, İngiltere, Kanada, ABD gibi birçok ülke tarafından resmi olarak tanınıyor.

Uluslararası insan hakları örgütlerinin raporlarına göre 1 ile 3 milyon Uygur, Kazak, Kırgız ve Özbek Türkü toplama kamplarında tutuluyor ve bu kamplarda tutulan esirler sistematik olarak işkence, tecavüz ve köleleştirmeye tabi tutuluyor.

Bunun yanında Uygur Türklerini hedef alan sistematik soykırımı durdurmasına yönelik çağrılara “radikal İslamcı terörizmle mücadele ettikleri” iddiasıyla yanıt veren ÇKP, terör örgütü Taliban’ın Kabil’i ele geçirmesi halinde kurulacak olan hükümeti tanıyacağını açıkladı. Bu durumda Çin, terör örgütü Taliban’ın kuracağı sözde hükümeti tanıyan ilk ülke olacak.

Tamamını okuyun

Çin

“BAE’de Çin’in gizli hapishanesinde Uygurlar zorla alıkonuluyor”

Çinli bir kadın, iki Uygur Türkü ile birlikte Dubai’de Çin devletine ait gizli bir gözaltı merkezinde tutulduğunu iddia etti.

18 Ağustos 2021 – 00:00

Çinli bir kadın, iki Uygur Türkü ile birlikte Dubai’de Çin devletine ait gizli bir gözaltı merkezinde tutulduğunu iddia etti.

Wu Huan isimli 26 yaşındaki Çin vatandaşı kadın, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentinde kaldığı otelden kaçırılarak Çinli görevliler tarafından cezaevine dönüştürülen bir villaya götürüldüğünü söyledi.

Wu Huan kaldığı cezaevinde iki mahkumun daha tutulduğunu, bu kişilerin Uygur Türkü olduğunu öne sürdü.

Huan, nişanlısı Çin hükumeti tarafından muhalif olarak görüldüğü için Dubai’de Çin’e iade edilmemek üzere kaçak durumda olduğunu ifade etti.

Çinli görevliler tarafından sorgulandığını ve tehdit edildiğini dile getiren Huan, nişanlısının kendisine zarar verdiğini belirten belgeler imzalamaya zorlandığını söyledi.

8 Haziran’da serbest bırakıldığını ifade eden Huan, şu an Hollanda’ya iltica başvurusunda bulunmak istiyor.

Çin’de gizli gözaltı merkezleri olduğu biliniyor ancak Wu Huan’ın tanıklığı bu merkezlerin Çin dışında da kurulduğuna dair ilk güçlü iddia.

Çin ve Birleşik Arap Emirlikleri iddiaları reddetti


AP’ya konuşan Huan’ın iddiaları kesin bir şekilde doğrulanamasa da muhabirler telefon kaydı, mesajlar gibi bazı delillere ulaştı.

Çin Dışişleri Bakanlığı ise iddiaları yalanladı. Bakanlık Sözcüsü Hua Chunying pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Size söyleyebileceğim bu şahsın bahsettiği durumların doğru olmadığıdır“ ifadelerini kullandı.

Dubai polisinden yapılan açıklamada Çinli bir kadının yabancı bir ülke adına yerel yetkililer tarafından tutulduğuna dair herhangi bir iddianın yanlış olduğu bildirildi. Dubai polisi Wu Huan’ın üç ay önce arkadaşlarıyla birlikte ülkeden özgürce ayrıldığını öne sürdü.

Wu Huan iddialarında da geçen gizli merkezler genellikle hakkında suçlama bulunmayan kişilerin, mahkeme kararı olmaksızın yasa dışı olarak tutulduğu cezaevleri olarak biliniyor.

Wu Huan’ın nişanlısı Wang Jingyu Çin medyasının Hong Kong protestolarındaki tavrına ilişkin paylaşımları nedeniyle Çin tarafından aranıyor.

Tamamını okuyun

Doğu Türkistan

Uygurların Çin’e iadesine tepki amacıyla düzenlenecek protesto Valilik tarafından iptal edildi

30 Temmuz 2021 – 13:32

Dünyanın birçok yerinde Çin’in baskıları sonucu Doğu Türkistan Türkleri Çin’e iade edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.

Temmuz 2017’de, Mısır’da eğitim gören Uygur öğrencileri hedef alan Mısır-Çin ortaklaşa operasyonu neticesinde 24 Uygur öğrenci Çin’e iade edilerek soykırıma gönderildi. Bu gibi örneklerle binlerce öğrencinin eğitimi yarıda kesilirken, yüzlerce aile Mısır’ı terk etmek zorunda kaldı.

Söz konusu olayla ilgili bir rapor hazırlayan Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği, yapılan hukuksuzluklara karşı çıkmak ve seslerini duyurmak amacıyla 30 Temmuz’da Mısır’ın İstanbul Başkonsolosluğu önünde eylem düzenleyecekti.

Protesto gösterisinin izni, düzenlenmesine saatler kala İstanbul Valiliği tarafından iptal edildi.

Tamamını okuyun
Advertisement
Amerika2 gün önce

Kansere neden olduğu için ceza alan ABD’li şirket Johnson & Johnson’dan iflas oyu

Genel6 gün önce

Su ve gıda ile bulaşan yeni salgın: Norovirüs

Çin2 hafta önce

Komünist Çin’in Uygur Türklerine mezalimini, bizzat eski bir işkenceci anlattı

Amerika2 hafta önce

Facebook muhbiri: Şirket kar etmeyi toplumun menfaatinin önüne koydu

Genel1 ay önce

Porsuk ağacında kanser hücrelerini küçültüp yok eden ilaç bileşiği tespit edildi

Bilim1 ay önce

Singapur’da asayişi robotlar sağlayacak

Çin2 ay önce

Çin’de 6 ve 7 yaşındaki öğrencilere yazılı sınav yapılması yasaklandı

Genel2 ay önce

Sulama için güneş sistemi kurdu, elektrik masrafından kurtuldu

Latin Amerika2 ay önce

“Türkiye ile geleceğe birlikte bakmalıyız”

Çin2 ay önce

İkinci Taliban dönemi kime yarayacak?

Çin2 ay önce

“BAE’de Çin’in gizli hapishanesinde Uygurlar zorla alıkonuluyor”

Genel2 ay önce

Bozkurt’taki HES santralinin ÇED raporu kıyağı yapılan sahibi

Amerika2 ay önce

İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in oğluna ABD’de sübyancılık davası açıldı

Genel2 ay önce

BM’den ‘Afganistan’da savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara varabilecek ihlaller’ uyarısı

Genel2 ay önce

Burhan Kuzu’nun ‘gayriresmi’ danışmanı Sinan Çiftçi: Birçok olayı Berat Albayrak’a çözdürürdü rahmetli

Amerika2 ay önce

Kanada’da Katolik Kilisesinin hayır kurumu statüsünün iptali için kampanya başlatıldı

Genel3 ay önce

Turizm Bakanı Ersoy’un orman yangın üssünü otel alanına dönüştürdüğü ortaya çıktı

Türkiye3 ay önce

RTÜK’ten orman yangını haberlerine ağır ceza tehdidi

Genel3 ay önce

Trakya’da yer altı sularının yüzde 85’i tükendi

Bilim3 ay önce

İdrar testi ile kanser hücresi tespit edilebilecek

Çin3 ay önce

Belçika istihbaratı Çinli firmaların akıllı telefonlarına karşı uyardı

Dünya3 ay önce

Dünya üzerinde büyücülük faaliyetlerinde büyük artış görülüyor

Doğu Türkistan3 ay önce

Uygurların Çin’e iadesine tepki amacıyla düzenlenecek protesto Valilik tarafından iptal edildi

Amerika3 ay önce

ABD Kongresi’nde Uygur Grubu kuruldu

Asya3 ay önce

Taliban karşısında Afgan hükumeti hayatta kalma kavgası veriyor

Yorumlar

Sözde koronavirüs aşılarının k… için Abdurrahman Aydın
Sözde İçişleri Bakanı Süleyman… için Hasan
Marmara Denizi’nin dibi… için Abdurrahman Aydın
Japonya’da yeni bir örde… için Abdurrahman Aydın
Metafizik savaşta bozguna uğra… için Abdurrahman Aydın
Vatandaşa tam kapanma eziyeti… için Abdurrahman Aydın
İngiltere’de aşı yaptıra… için Abdurrahman Aydın
Etna Yanardağı tekrar lav püsk… için Abdurrahman Aydın
Reuters: Büyük Türk bankaları… için Abdurrahman Aydın
İsrail’de Pfizer/BioNTec… için Abdurrahman Aydın
Japonya’da yanardağ patl… için Abdurrahman Aydın
İsrail’de Pfizer-BioNTec… için Abdurrahman Aydın
Endonezya’da kayıp deniz… için Abdurrahman Aydın
Fransa’da askerlerden Macron… için Hasan
Rusya, cuma günü itibariyle Uk… için Abdurrahman Aydın

Öne Çıkanlar

Copyright © Haber Özel TV sitesi bir Akademi Dergisi - Mehmet Fahri Sertkaya projesidir.