Connect with us

Gündem

Türkiye’de gençlerin %28’i okumuyor ve çalışmıyor

27 Haziran 2021 – 12:24

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) “İstatistiklerle Gençlik 2020” raporunda 15-24 yaş arasındaki genç nüfusun toplam sayısı 12 milyon 893 bin 750 olarak belirlendi. Toplam nüfusun yüzde 15,4’ünü oluşturan gençler arasındaki işsizlik oranı ise 2019’da yüzde 25,4 iken 2020’de yüzde 25,3’e düştü. Ancak işsizlik oranındaki bu düşüş, gençlerin daha fazla istihdam edilmesinden değil, artık iş bulma umudunu yitirenlerden kaynaklanıyor.

Çalışanlarla işsiz olup da iş arayanlardan oluşan işgücüne katılım oranı 2019 yılında yüzde 44,4 iken 2020 yılında yüzde 39,1 olarak gerçekleşti. Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı 2019 yılında yüzde 26 iken 2020 yılında yüzde 28,3’e çıktı.

Süre uzadıkça iş bulma ümidi azalıyor”

Genç İşsizler Platformu Sözcüsü Dr. Murat Kubilay, bu tabloyu VOA Türkçe’ye şu sözlerle değerlendirdi:

Buhranın süresi uzadıkça insanların iş bulma ümidi gittikçe azalıyor. Birçok iş başvurusundan sonuç alamayanlar sonunda iş aramaktan vazgeçtikleri için bu piyasada işgücü dışında olarak görülüyorlar. İkinci olarak, pandemi koşullarından ötürü dışarıda iş aramak oldukça zordu. İş görüşmelerinin birçoğu yapılamadı. Her iş kolu online iş görüşmesi yapmaya müsait değil. Dolayısıyla iş olsa çalışacak hazır, fakat iş arayamayan ciddi bir nüfus da var. Bunlardan ötürü Türkiye’deki hem istihdam oranı hem işgücüne katılım gençlerde 2020 yılında oldukça düştü. Türkiye’nin kanayan yarasıysa ne eğitimde ne istihdamda hatta ne de stajda olanlar. Bu süre uzadığı zaman, kadınlarda da evlilik araya girdiği zaman kalıcı bir hal alıyor. Türkiye ekonomisindeki dinamik dediğimiz nüfus aslında atıl hale düşmüş oluyor.”

Kubilay, Türkiye’nin geniş tanımlı genç işsizlik oranında hem OECD ülkeleri arasında hem de Avrupa’da ilk sırada yer aldığını vurguladı:

İşsizliğin sadece oranına değil süresine bakmakta da fayda var. Türkiye’deki işsizlik son üç yıldır kalıcı hale gelmiş durumda. Örneğin 15-34 yaş arasında en az bir yıldır iş arayıp bulamayanların sayısı 500 bin. Türkiye’de sadece yüksek düzeyde işsizlik yok, bir de işsizlik o kadar kalıcılaşmış ki bir nevi profesyonel işsiz haline gelinmiş” dedi.

Ne iş olsa yaparım, beyaz yaka için de geçerli hale gelmiş durumda

TÜİK verilerine göre gençlerin yüzde 59,5’i aldıkları eğitimden memnun. Gençlerin yüzde 77,1’i de çalıştığı işinden memnun. Genç İşsizler Platformu Sözcüsü Kubilay, bu verileri “Yüzde 59 küsur olan eğitimden memnuniyet, aslında her beş kişiden ikisinin eğitimden yeterince memnun olmadığı anlamına gelir. Bu da kendisini potansiyel olarak işsiz gördüğü ya da yasal sınır olan asgari ücreti bile almakta zorlanabileceğine dair öngörüye sahip olduğuna işaret ediyor. Eğitim sisteminin gençlere doğrudan bir meslek kazandırabilmesi gerekiyor. Meslek kazandırmayan üniversite bölümlerinin istihdamı çok daha zorlaşıyor. Mavi yaka için ifade edilen ‘ne iş olsa yaparım’, beyaz yaka için de bir nevi geçerli hale gelmiş durumda” diye yorumladı.

Gençlerin mutluluk oranı düştü

Türkiye’de her ile bir üniversite açılması, yüksek öğretim mezunu gençlerin de sayısını artırdı. Ancak bu, üniversiteli işsizlerin artışını da beraberinde getirdi. Karabük Üniversitesi Uluslararası İşletme Bölümü mezunu Oğuzhan Bilgiç, mezun olduktan sonra iki yıl iş arayıp bulamadığını söyledi. VOA Türkçe’ye konuşan Bilgiç, “İki sene boyunca her yere CV bıraktım. İş bulamayınca borcun altına girerek, kredi çekerek ticarete atıldım. İki tane cafe açtık. İkisi de şu an kapalı. 1,5 yıl içinde yaklaşık dört ay işletmelerim açık kaldı. Ne kira yardımı aldım ne elektrik, su yardımı aldım. Herhangi bir yardımda bulunmadı devlet. Şimdi böyle bir ülkede yaşamak, hele hele üniversite mezunu olarak yaşamak daha büyük sıkıntı” dedi.

Bu sıkıntı, TÜİK istatistiklerine de yansıdı. 2019 yılında mutlu olduğunu söyleyen gençlerin oranı yüzde 56,7 iken, 2020’de bu oran yüzde 47,2’ye düştü. Bilgiç, her ile üniversite açılmasıyla genç işsizlerin üniversiteye yönlendirildiğini belirterek, “Ben Uluslararası İşletme mezunuyum. Ama sıfır İngilizce okudum. Bu bölümü sıfır İngilizce ile açmak zaten mantıksızlık. Sen açtığın okulda kaliteli eğitim veremediğin sürece bu adamın bir işletmede ne gibi bir katkısı olabilir ki?” ifadesini kullandı.

Bu kadar borcum varken çoluğuma, çocuğuma nasıl güzel bir gelecek sunayım?”

Yaşanan sıkıntılar, gençlerin evlenip bir aile kurmasını da olumsuz etkiliyor. TÜİK verilerine göre 2019’da genç erkekler arasında resmi nikahla evli olanların oranı yüzde 4,1 iken, 2020’de yüzde 3,8’e düştü. Genç kadınlarda 2019’da yüzde 16,8 olan resmi nikahla evli olanların oranı da 2020’de yüzde 15,5’e geriledi.

Bilgiç, “Çevremde gördüğüm insanların onda biri evleniyor. Kimi deli cesaretine güvenerek evleniyor, işi gücü olmadığı halde kendilerini ateşe atarak evleniyor. Kimisi de maddi imkanları olduğu için evleniyor. Şu an benim bir sürü borcum var. Bankaya borcum var, işyeri sahibine kira borcum var, devlete vergi borcum var, öğrenci kredisi borcum var. Bu kadar borcum varken, ben daha kendime güzel bir gelecek sunamamışken, çoluğuma, çocuğuma nasıl güzel bir gelecek sunayım ki?” diye konuştu.

Üzülerek, tercihim kesinlikle yurtdışı”

Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği üçüncü sınıf öğrencisi Ahmet Utlu da “Maalesef mezun olduğumda iş bulacağımı düşünemiyorum. Şu an staj bile bulmakta çok zorlanıyoruz. Onun için ben dahil bütün arkadaşlarımda çok büyük bir gelecek kaygısı var. Üniversite sınavında ilk 50 bine girmeme rağmen Karadeniz Teknik Üniversitesi inşaat mühendisliğini yazdım. Maalesef inşaat sektörü bitti. Yani bir mühendis olarak bile iş bulabileceğimi düşünmüyorum” dedi.

Öğrenci değişim programı Erasmus ile bir yıl Portekiz’de okuduğunu söyleyen Utlu, “Yurtdışına gitmeden önce, kesinlikle ülkeme dönüp vatanıma hizmet etmeyi düşünüyordum. Fakat şu anki koşullarda, ülkemin öğrencilere değer vermemesi, onlara imkan tanımaması nedeniyle üzülerek, tercihim kesinlikle yurtdışı” ifadesini kullandı.

Kaynak: VOA

Devamını okuyun
Yorum yapmak için tıklayınız

Bir yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

‘Yüzeyde görmüyoruz ama müsilaj bitmedi’

21 Temmuz 2021 – 10:19

Prof. Dr. Mustafa Sarı, müsilajın Marmara denizinin dibinde hala etkin olduğunu belirterek, “Yüzeyde görmüyoruz ama müsilaj bitmedi. Şimdilik 10 metreye kadar geriledi. Yüzeyden daldığınızda aşağıya doğru giderken 10 metreye kadar deniz temiz. 10 metreden 30 metreye kadar olan bölümde müsilaj çok çoğun” dedi.

Müsilaj ile mücadele için oluşturulan Bilim ve Teknik Kurulu üyelerinden Bandırma 17 Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi’ni kurtarmak için uzun vadeli çözümlere ihtiyaç olduğunu belirterek, “Doğal şartları değiştiremeyeceğimiz için yapmamız gereken şey çok basit. Denize giden atıkları keseceğiz” dedi.

Sarı, “Önce kirlilik yükünü durdurup, sonra iyileştirme çabası içinde olacağız. Bunun için de Marmara’yı koruma alanı ilan etmemiz lazım. Sayın Cumhurbaşkanı ve Çevre Bakanı’mız söyledi. Heyecanla bekliyoruz. Suların en az yarısını arıtmadan denize basıyoruz. Hem arıttıktan sonra da bu suları niye denize basalım? Madem arıttık, atık barajları yapalım. Zaten su kıtlığı yaşıyoruz. Bu suları tarımda, parkları bahçeleri sulamakta kullanalım. Balıkçılığı da düzenlememiz lazım. Marmara için erken uyarı sistemi yapılmalı. Yapılacak şeyler oldukça basit ama harekete geçmemiz lazım” dedi.

Prof. Dr. Mustafa Sarı, sık sık dalış yaptığı Marmara Denizi’nin altında gördüğü ilginç manzaraları da anlattı. Dipte yaşayan ve ‘ot balığı’ olarak da bilinen bir Lapin balığının uyurken müsilaja yakalanarak öldüğünü anlatan Mustafa Sarı, “Lapin’e üzülürken bir başka dalışta Çırçır balığı ailesine denk geldim. Denizde kuş gibi yuva yapan nadir balıklardan biridir. Dişi balık müsilaj parçaları ile etraftan bulduğu çöpleri birleştirip yuva yapmış, yumurtalarını bırakmış. Erkek balık yumurtaların başında başka canlılara yem olmasınlar diye bekliyordu. Lapin’i öldüren müsilaj çırçır balığı ailesine yuva olmuştu” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Adası civarında geçen yıl çektiği kırmızı mercanların görüntülerini, bu ay başında çektiği görüntülerle kıyaslayıp, “Yüzeyde görmüyoruz ama müsilaj bitmedi. Şimdilik 10 metreye kadar geriledi. Yüzeyden daldığınızda aşağıya doğru giderken 10 metreye kadar deniz temiz. 10 metreden 30 metreye kadar olan bölümde müsilaj çok çoğun” dedi.

Tamamını okuyun

Gündem

‘Zararları büyük olacağı için erken önlemler almamız gerekiyor’

20 Temmuz 2021 – 21:29

İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şaylan, gelecekte kuraklığın önem verilmesi gereken konulardan biri olduğunu belirterek, “Zararları büyük olacağı için erken önlemler almamız gerekiyor.” dedi.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Şaylan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1850 yılından sonra sanayileşmeyle birlikte fosil yakıtların atmosfere doğal olmayan yollarla beklenenden çok daha erken salınımının başlandığını hatırlattı.

Atmosferde sera gazı miktarlarının artmasının ısınmaya neden olduğunu anlatan Şaylan, “İklim değişikliğine insanların etkisi var. Bunun yanında doğal olaylar da iklim değişikliğine neden oluyor. Ancak insanoğlunun iklim değişikliği üzerinde etkisi şu anda daha fazla.” diye konuştu.

Prof. Dr. Şaylan, iklim değişikliği ve etkileri konusunda şunları kaydetti:
“Ne yazık ki dünyada sıcaklık artıyor. Atmosferde sera gazı konsantrasyonunun artması küresel ısınmaya neden oluyor. Bu da sıcaklıkları değiştiriyor, buharlaşmayı arttırıyor. Bu durum dünyanın her yerinde de aynı olmuyor. Farklı ülkelerde farklı şekilde bu durum yaşanıyor. Çok kurak olan bir yer daha kurak hale geliyor, çok soğuk olan bir yer daha sıcak hale geliyor. Bunların sonucunda deniz seviyeleri yükseliyor, deniz seviyesine yakın alanlar su altında kalma riski altında kalıyor. Bazı ülkeler bu riski yaşıyorlar. Bu ilerde göç problemlerini de ortaya çıkarabilir. Küresel ısınmadan dolayı aşırı hava olaylarının sayısında artışlar meydana gelecek. Son yıllarda sel veya kuraklık problemlerini fazla sayıda görmeye başladık.”

“Kuraklıktan endişelenmeliyiz”

İklim değişikliğiyle ilgili dünyada araştırmacıların bilgisayar yazılımlarıyla çalışmalar yaptığını ifade eden Şaylan, çalışmalarla dünyada iklimin gelecekte nasıl değişeceğiyle ilgili gün gün tahminler yapılabildiğini anlattı.

Şaylan, tahminlerin iklim değişikliğiyle ilgili ortaya bazı bilgileri çıkardığını aktararak, “Tahminlere göre, ülkemizde Karadeniz Bölgesi’nde gelecekte yağışlar azalmayabilir. Bu durum ilerleyen yıllarda Karadeniz’de kuraklığın olmayabileceğini bize gösteriyor. Bazı yıllarda kuraklık olabilir, ama iklimsel olarak uzun yıllık Karadeniz’de kuraklık görülmeyebilir. Ancak iklimin gelecekte nasıl değişebileceğinin bölge yerine daha küçük ölçekte değerlendirilmesi daha yararlı olacaktır. Diğer bölgelerimizde yağışlarda farklı mevsimlerde bir azalma beklentisi var. Yağışların azalması yer üstü ve yeraltı su kaynaklarımızı olumsuz yönde etkileyebilir. Bu durum barajlardaki su seviyesini, enerji üretimimizi, tarım alanlarını, tarımsal ürünlerimizi, üreticiyi etkiler.” değerlendirmesini yaptı.

Dünya’da kuraklık riski ile karşı karşıya olabilecek ülkelerin, kuraklıktan endişelenmesi gerektiğinin altını çizen Şaylan, şunları kaydetti:

“Gelecekte kuraklık bizim önem vermemiz gereken konulardan birisidir. Zararları büyük olacağı için erken önlemler almamız gerekiyor. İklim bilimciler 2100 yılına kadar farklı senaryolar ile gün gün gelecek için tahminlerde bulunuyorlar. Ülkemizde iklim modelleri ve farklı senaryolara göre 2100 yılına kadar ortalama hava sıcaklığının 5-6 derece artması bekleniyor. Bu konuda kullanılan farklı model ve senaryoların sonuçları da farklıdır. Bu önemli bir rakamdır. Böyle bir durumda diğer meteorolojik faktörlerde değişmektedir. Bu durum ülkemizdeki su kaynaklarını olumsuz etkileyebilir, daha yüksek hava sıcaklıkları buharlaşmayı arttırır. Bu durumun önüne geçmemiz lazım. Ayrıca sera gazı emisyonlarımızı azaltmamız lazım. Bu problem dünyanın problemi aslında. Sera gazını azaltamazsak sera gazı konsantrasyonları daha da artacak. Bu da kuraklık, sel gibi aşırı hava olaylarını arttırabilir; ayrıca orman yangınları, su kaynaklarımız, bitkisel ve hayvansal üretimimiz bundan olumsuz yönde etkilenebilir.”
Tamamını okuyun

Amerika

‘Havana sendromu’ benzeri gizemli bir hastalık ABD’li diplomatlar arasında yayılıyor

18 Temmuz 2021 – 19:40

ABD’de Başkan Joe Biden yönetimi, ‘Havana sendromu’na benzer semptomlar gösteren ABD’li diplomatlar ve yetkililer arasında yayılan gizemli hastalığı incelemeye başladı.

ABD yönetimi, Avusturya’nın başkenti Viyana’da görev yapan ABD’li diplomatlar arasında yayılmaya başlayan hastalıkla ilgili inceleme başlattı.

Şehirdeki 20’den fazla Amerikalı yetkili ve diplomatta, beyinde oluşan ve henüz detayları bilinmeyen bir sağlık sorunu olan Havana sendromuna benzeyen semptomlar görüldü.

Semptomların yayılması yeni değil, ancak Ocak ayından bu yana bildirilen vakalar son dönemde 20’yi aştı.

Sendromun sebepleri ve detayları açıklanamasa da Amerikalı bilim insanları, mikrodalga radyasyonu sebebiyle oluşabileceği görüşünde.

İlk olarak 2016 ve 2017’de Küba’da görüldüğü için Havana sendromu adı veriliyor.

Havana’daki ABD’li ve Kanadalı diplomatlar, o dönem baş dönmesi, denge kaybı, duyma yetisinin kaybolması ve endişe bozukluğu gibi semptomlar görüldüğünü bildirmiş, “bilişsel sis” adı verilen bu vakaların sebebi bulunamamıştı.

O dönem ABD, Küba’yı “sonik saldırılar” düzenlemekle suçlamıştı. Küba ise suçlamaları reddetmişti.

2019’da semptomlarla ilgili araştırmaların ilk sonuçları ortaya çıktığında, diplomatlarda “beyinde anormallik” görüldüğü belirtilmişti.

Viyana’da ortaya çıkan benzer semptomlar ilk olarak Cuma günü New Yorker isimli dergide yazıldı. ABD Dışişleri Bakanlığı, konuyu “en ciddi şekilde incelediğini” açıklayarak haberleri doğruladı.

Reuters haber ajansı da, Avusturya Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkilinin “Bu sorunun temeline inmek için ABD’li yetkililerle birlikte çalıştıklarına” dair açıklamasını haberleştirdi.

Viyana, uzun yıllardır Avrupa’nın diplomatik faaliyet merkezi olarak biliniyor. Aynı zamanda Soğuk Savaş yıllarından bu yana casusluk ve istihbarat ajanlarının görev merkezi olarak da tanınıyor.

ABD gibi küresel güçlerin de çok geniş diplomatik misyonları Viyana’da bulunuyor.

Şu an da şehirde, İran ve ABD arasında, 2015’teki nükleer anlaşmaya geri dönülüp dönülemeyeceğini görmek üzere dolaylı görüşmeler sürüyor.

ABD’li diplomatların bildirdiği semptomlar, dünyanın farklı yerlerindeki diplomatik temsilciliklerde de bildirildi. Ancak ABD yetkilileri, lokasyonlar ve sayılarla ilgili detayları vermemekle birlikte, en fazla vakanın Viyana’da görüldüğünü söylüyor.

Haziran ayında da ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, hastalığın sebepleriyle ilgili çok detaylı bir araştırmaya başlandığını duyurmuştu.

Tamamını okuyun
Advertisement
Amerika4 gün önce

Uygurlar’ın zorla çalıştırıldığı iddiası Kongre’de

Amerika1 hafta önce

Kansere neden olduğu için ceza alan ABD’li şirket Johnson & Johnson’dan iflas oyu

Genel2 hafta önce

Su ve gıda ile bulaşan yeni salgın: Norovirüs

Çin3 hafta önce

Komünist Çin’in Uygur Türklerine mezalimini, bizzat eski bir işkenceci anlattı

Amerika3 hafta önce

Facebook muhbiri: Şirket kar etmeyi toplumun menfaatinin önüne koydu

Genel2 ay önce

Porsuk ağacında kanser hücrelerini küçültüp yok eden ilaç bileşiği tespit edildi

Bilim2 ay önce

Singapur’da asayişi robotlar sağlayacak

Çin2 ay önce

Çin’de 6 ve 7 yaşındaki öğrencilere yazılı sınav yapılması yasaklandı

Genel2 ay önce

Sulama için güneş sistemi kurdu, elektrik masrafından kurtuldu

Latin Amerika2 ay önce

“Türkiye ile geleceğe birlikte bakmalıyız”

Çin2 ay önce

İkinci Taliban dönemi kime yarayacak?

Çin2 ay önce

“BAE’de Çin’in gizli hapishanesinde Uygurlar zorla alıkonuluyor”

Genel2 ay önce

Bozkurt’taki HES santralinin ÇED raporu kıyağı yapılan sahibi

Amerika3 ay önce

İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in oğluna ABD’de sübyancılık davası açıldı

Genel3 ay önce

BM’den ‘Afganistan’da savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara varabilecek ihlaller’ uyarısı

Genel3 ay önce

Burhan Kuzu’nun ‘gayriresmi’ danışmanı Sinan Çiftçi: Birçok olayı Berat Albayrak’a çözdürürdü rahmetli

Amerika3 ay önce

Kanada’da Katolik Kilisesinin hayır kurumu statüsünün iptali için kampanya başlatıldı

Genel3 ay önce

Turizm Bakanı Ersoy’un orman yangın üssünü otel alanına dönüştürdüğü ortaya çıktı

Türkiye3 ay önce

RTÜK’ten orman yangını haberlerine ağır ceza tehdidi

Genel3 ay önce

Trakya’da yer altı sularının yüzde 85’i tükendi

Bilim3 ay önce

İdrar testi ile kanser hücresi tespit edilebilecek

Çin3 ay önce

Belçika istihbaratı Çinli firmaların akıllı telefonlarına karşı uyardı

Dünya3 ay önce

Dünya üzerinde büyücülük faaliyetlerinde büyük artış görülüyor

Doğu Türkistan3 ay önce

Uygurların Çin’e iadesine tepki amacıyla düzenlenecek protesto Valilik tarafından iptal edildi

Amerika3 ay önce

ABD Kongresi’nde Uygur Grubu kuruldu

Yorumlar

Sözde koronavirüs aşılarının k… için Abdurrahman Aydın
Sözde İçişleri Bakanı Süleyman… için Hasan
Marmara Denizi’nin dibi… için Abdurrahman Aydın
Japonya’da yeni bir örde… için Abdurrahman Aydın
Metafizik savaşta bozguna uğra… için Abdurrahman Aydın
Vatandaşa tam kapanma eziyeti… için Abdurrahman Aydın
İngiltere’de aşı yaptıra… için Abdurrahman Aydın
Etna Yanardağı tekrar lav püsk… için Abdurrahman Aydın
Reuters: Büyük Türk bankaları… için Abdurrahman Aydın
İsrail’de Pfizer/BioNTec… için Abdurrahman Aydın
Japonya’da yanardağ patl… için Abdurrahman Aydın
İsrail’de Pfizer-BioNTec… için Abdurrahman Aydın
Endonezya’da kayıp deniz… için Abdurrahman Aydın
Fransa’da askerlerden Macron… için Hasan
Rusya, cuma günü itibariyle Uk… için Abdurrahman Aydın

Öne Çıkanlar

Copyright © Haber Özel TV sitesi bir Akademi Dergisi - Mehmet Fahri Sertkaya projesidir.