Connect with us

Gündem

TBMM Başkanı Şentop: Milletvekilliği sona erenler hukukun gereğine razı olmak mecburiyetinde

21 Mart 2021 – 21:10

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, milletvekilliğinin nasıl kazanılacağının hukukla belirlendiği gibi nasıl sona ereceğinin de yine Anayasa’yla, kanunlarla belirlendiğini belirterek, “Milletvekili seçilirken, milletvekili sıfatını taşırken Anayasa’nın, kanunların verdiği çerçeveyi bir hak olarak görenler, milletvekilliği Anayasa’ya göre, kanunlara göre sona erdiğinde de hukukun gereğine razı olmak mecburiyetindedirler” dedi.

“Hukuk bizim yaşadığımız hayatın görünmeyen yüzüdür”

Tekirdağ’da hukuk fakültesinin açılmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Şentop, şöyle devam etti:

“Hukuk bizim yaşadığımız hayatın görünmeyen yüzüdür. Tabiri caiz ise bir madeni para düşünürsek bu madeni paranın tura tarafı yaşadığımız hayatın kendisidir, yazı tarafı hukuktur. Bunu biz ancak o tabi madeni para ters döndüğü zaman anlıyoruz, hukukçu olmayanlar özellikle. Hayatımızın her alanı aslında hukuk tarafından düzenlenmiştir. Sabah kalkıp ekmek alacağımız zaman aslında hukuka göre alım satım akdi, sözleşmesi yapmış oluyoruz. Gazete almak aynı şekilde, buradan toplu taşıma aracına bindiğinizde bilet attığınızda bir taşıma sözleşmesi yapmış oluyorsunuz. Başka bir şehre gittiğinizde, uçağa bindiğinizde aynı şekilde o bilet bir sözleşmenin bir işaretidir.”

“Milletvekili seçilmek Anayasa’ya, kanunlara göre gerçekleşen bir husustur”

Somuttan soyuta doğru gittikçe hayat içinde hukukun öneminin daha fazla ortaya çıktığını vurgulayan Şentop, şunları söyledi:

“Siyaset yapıyoruz, milletvekili oluyoruz. Neye göre milletvekili oluyoruz. Mesela ben burada 100. Yıl Mahallesi’nde evim var. Bahçeye bir sandık kursam beni isteyenler buraya yazıp atsınlar desem ve Tekirdağ’da diyelim ki 50 bin kişi ismimi yazıp atsa milletvekili seçilmiş olur muyum, hayır. Nasıl olurum Anasaya’da belirlenen milletvekilliği ile ilgili bir statü var. Buna dair kurallar var. Milletvekili Seçilme Kanunu var. Bununla ilgili Yüksek Seçim Kurulu’nun ortaya koymuş olduğu bir çerçeve var, bunlara göre seçiliyoruz.”

“Milletvekili seçilmek Anayasa’ya, kanunlara göre gerçekleşen bir husustur. Elde edilen bir statüdür.” diyen Şentop, şöyle devam etti:

“Milletvekilliğinin nasıl kazanılacağı hukukla belirlendiği gibi nasıl sona ereceği de yine Anayasa ve kanunlarla belirlenmiştir. Milletvekili seçilirken, milletvekili sıfatını taşırken Anayasa’nın, kanunların verdiği çerçeveyi bir hak olarak görenler, milletvekilliği Anayasa’ya göre, kanunlara göre sona erdiğinde de hukukun gereğine razı olmak mecburiyetindedirler. Milletvekili seçilirken ‘ne güzel ben seçildim oh milletvekili oldum’ deyip, Anayasa’ya göre düşürüldükten sonra ‘hayır ben bunu tanımıyorum’ demek bir kere kendi bulunduğu statünün ne olduğunu anlamakta bir acziyet ifade eder.”

“Bunların hepsi hukuk cehaletinin örnekleridir”

Bu konuyu, bir milletvekiliyle ilgili Yargıtay’da kesinleşmiş mahkeme hükmünün meclisin genel kurulunda bildirilmesi, milletvekilliğinin düşmesi sebebiyle söylediğini vurgulayan Şentop, şunları kaydetti:

“Mahkeme kararları şüphesiz eleştirilebilir. Herkes eleştirebilir bazı eleştiriler haklı olur, bazıları haksızdır. Buna kimsenin diyeceği bir şey yok. Ama sonuç itibarıyla Meclis Başkanı’nın mahkeme kararlarından beğendiklerini uygulama, beğenmediklerini uygulamama gibi bir lüksü yoktur. Anayasa gereği kesinleşen bir mahkeme kararı Meclis Genel Kurulu’nda okunur, okunmasıyla hangi milletvekili hakkındaysa o milletvekilinin milletvekilliği sona erer. Anayasa’ya ve kanunlara göre kazanılan milletvekilliği yine Anayasa’ya, kanunlara göre sona erer. Burada birçok husus dile getiriliyor, bekletiliyor vesaire gibi. Bunların hepsi hukuk cehaletinin örnekleridir. Anayasanın 84. maddesi açıktır. Bu maddenin 2. fıkrasında ‘kesin hükmü genel kurula bildirilen milletvekilliği düşer’ der. Dönem sonuna bırakılır gibi hikayeler vardır. Bunlar okuduğunu anlamakta acziyet yaşamayan bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının anayasanın 84. maddesini bütün olarak okuduğunda anlayabileceği bir husus. Cezanın ifası dönem sonuna bırakılır demiyor. ‘Milletvekilliği yani parlamento üyeliğinin sona ermesine’ bırakılır diyor. Sona ermesi de işte ikinci fıkrada kesin hüküm okunduğu zaman sona erdiği için infaz gerçekleşebilir hale geliyor. Dolayısıyla dönem sonuna bırakmak gibi bir şey ne Anayasa’da ne başka bir kanunda mevcut değildir. ‘Bugüne kadar hep olmuştur’ diyenler de var bu da bir cehalet örneğidir.”

Şentop, şu ifadeleri kullandı:

“Bunu söyleyen bazı eski meclis başkanları da var, çok eskilerden. 1995’te yapılmış bir Anayasa değişikliği, burada hukukçular da var onun için biraz daha bunun altını çizeyim. 1995 yılına kadar Anayasa’da kesin hüküm milletvekili ile ilgili geldiği zaman bu meclis genel kurulunda oya sunuluyordu. Halbuki 95’te yapılan bir değişiklikte oya sunma hususu kaldırılmıştır, kesin hüküm sadece okunur, okunmasıyla da milletvekilliği düşer. O tarihten bu yana kesin hüküm sebebi ile milletvekilliğinin düşmesine dair Meclis’e gelen bütün hükümler, kararlar vaktinde okunmuştur. Bekleme, bekletme söz konusu değildir. 26. Dönem yani bundan bir önceki dönem 1 Kasım 2015 seçimleri ile başlayıp 24 Haziran 2018 seçimlerine kadar devam eden dönemde 8 milletvekilinin milletvekilliği kesin hükmün genel kurula bildirilmesi ile düşmüştür. Bunlar ne kadar süre içerisinde okunmuştur, en erken okunanı üç gün içinde en geç okunanı da 56 gün içinde olmuştur. Gerekli incelemeler yapılır, Meclis’in toplantı günleri vardır. O günler hesaba katılarak en fazla 56 gün bekleme olmuştur, onun da Meclis’in tatilde olması hasebiyle bazı kesintiler sebebiyle, bazı hususlar vardır. Ama onun dışında 8 milletvekilliği düşmüştür.”

4 Haziran 2020’de 3 milletvekili ile ilgili kesin hükümler okunduğunu ve bu milletvekilliklerinin düştüğünü anlatan Şentop, şunları söyledi:

“Bunlardan birisi Sayın Enis Berberoğlu konusunda tartışmalar vardı ama diğer iki milletvekillİyle ilgili hiçbir tartışma yaşanmadı. Son milletvekilliği düşen arkadaşımızın konusu ise Sayın Berberoğlu dosyasıyla alakası yoktur. Ona hiç benzemez. Çünkü Sayın Enis Berberoğlu meselesi Anayasa’nın geçici 20. maddesiyle ilgili dokunulmazlığın topluca kaldırıldığı bir düzenlemeyle ilgiliydi. Tartışma o noktaydı. Halbuki son milletvekili arkadaşımızın durumu Berberoğlu ile beraber milletvekilliği düşen iki HDP’li milletvekilinin durumuyla aynıdır. O Anayasa’nın 14. maddesindeki hususlarla ilgi ilgili, dokunulmazlığın kazanılamayacağı durumlarla ilgilidir. O ayrı bir tartışma konusudur. Dolayısıyla bu tür kıyaslamaları doğru bulmuyorum. Milletvekilliği Anasaya ve kanunlara göre kazanılır, Anayasa ve kanunlara göre sona erer. Herkesin bunu aklına sokması lazım.”

Kaynak: AA

Devamını okuyun
Yorum yapmak için tıklayınız

Bir yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

Süleymancılara ait Fazilet Yapı davasında Melih Gökçek de müdahil

15 Mart 2023 – 14:50


Süleymancılar soruşturmasında yeni gelişme: ‘Ucu Ankara’ya çıktı, Melih Gökçek’in adı geçiyor’

Hakkında dolandırıcılık soruşturması yürütülen ‘Fazilet Yapı’ şirketi yöneticilerinin, Ankara’daki Ata Yapı’nın da yönetiminde olduğu ortaya çıktı. Dosyada Melih Gökçek’in de adı geçiyor.

Süleymancılar tarikatı yönetimindeki ‘Fazilet Yapı’ şirketi ile ilgili birçok isme yönelik, “Dini duyguları istismar ederek dolandırıcılık, tehdit ve şantaj” suçlarından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturmalar başlatılmıştı. Fazilet Yapı yöneticilerinin, Ata Yapı’nın da yöneticileri olduğu ortaya çıktı.
Ankara’da konut satışı adı altında yurttaşları dolandırarak mağdur ettiği belirtilen ‘Ata Yapı’ isimli şirkette gizli ortak olduğu iddia edilen Türkiye Büyük Millet Meclisi Eski Başkanvekili ve Fazilet Partisi Kurucusu İsmail Alptekin hakkında soruşturma başlatıldı. Dosyada Eski Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek’in ismi de geçiyor.
‘Gizli ortak eski vekil İsmail Alptekin’
Fazilet Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli şirketin gizli ortağı ve isim babası olduğu iddia edilen TBMM Eski Başkanvekili Fazilet Partisi Kurucusu İsmail Alptekin ile firma yetkilileri hakkında ‘özel ve kişisel verileri ele geçirmek, tehdit ve şantaj’ suçlarından soruşturma başlatıldı. Ata Yapı yöntemlerini sürdüren Fazilet Yapı yöneticilerine yönelik, tehdit ve şantaj suçlamalarıyla haklarında yine suç duyurusunda bulunulduğu bilgisine ulaşıldı. Soruşturma dosyasında İsmail Alptekin hakkında ‘gizli ortak’ ifadeleri geçiyor.
Melih Gökçek’in de adı geçiyor
soL’un ulaştığı bilgilere göre, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma da, ‘özel ve kişisel verileri ele geçirilmek suretiyle tehdit ve şantaj’ yapıldığına ilişkin ifadeler ortaya çıktı. Dosyada, şirket yetkilileri S.Ç., H.H., M.Ç., H.N.Ç., F.S.Ç., T.Ç. ve S.Ç. ile birlikte Fazilet Parti kurucusu İsmail Alptekin ile Ankara Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Melih Gökçek, Fazilet Yapı isimli şirkette ‘gizli ortak’ olduğu iddiasının bilgisine ulaşıldı.

‘Ata Yapı’ ile başlamışlar, ‘Fazilet Yapı’yla devam ediyorlar

Konuya ilişkin konuşan şikayetçi T.A., “Ankara merkezli ‘Ata Yapı’ firması üzerinden bir çok insanı dolandırarak mağdur ettikleri için yargılanan suçlular hakkında adil bir yargılama olmamış diye düşünüyorum. Belli ki mahkemelere de devlet gücünü kullanarak siyasi anlamda müdahale edilmiş ki, şüpheliler günümüze kadar elini kolunu sallayarak gelebilmiş. Kaldı ki yine aynı yöntemlerle bu defa ‘Fazilet Yapı’ ismiyle vatandaşları mağdur etmeye de devam ediyorlar. Haklarında bir çok suç duyurusu ve bazı yargılamalar yürütülürken, şüphelilere yönelik yeni şikayetler de yağıyor. ‘Ata Yapı’ da başlayan eylemler, ‘Fazilet Yapı’yla devam ediyor” ifadelerini kullandı
‘Geçmişte önlem alınsaydı, bugün bu yaşananlar olmazdı’

T.A. açıklamalarına şöyle devam etti:
“Şahsımızı da dolandırdıkları için haklarında soruşturma yürütülen şüpheliler haklarını arayan mağdurları susturmak için de, kişisel verileri ele geçirmek’ suretiyle tehdit ve şantaj yaptılar. Geçmişte önlem alınsaydı eğer, bugün yapılan bu eylemler olmaz ve mağdur olan bizlerin başına da bunlar gelmezdi. Tedbir alınamıyor, ve suçluların hala korunduğunu düşünüyorum. Haklarında halen de hiç bir şey yapılamıyor. Geçmişte önlem alınsaydı, bugün bu yaşananlar olmazdı.”

‘Öldürseler de haklı mücadelemden vazgeçmeyeceğim’

T.A., şikayet dilekçesinde de, “Şüphelilerle aramda dolandırıcılık eyleminden ötürü husumet vardır. Kendileri müteahhitlik firmaları üzerinden daire satacakları vaadiyle dini duygularımızı da istismar ederek, ailemle beni kandırmış ve peşin ücret almışlardır. Daha sonra yıllarca oyalamışlardır. Bu konularda kendileri hakkında evvelce yargıya başvurdum ve bu nedenle de bazı dosyalar mevcuttur. Bu mücadelemden beni vazgeçirmek için karşı taraf yeni baskılar, şantajlar, tehditlerde bulunmaktadır. Devlet görevlileri ile birlikte özel ve kişisel bilgileri ele geçirmek suretiyle şahsıma ve aileme tehdit ve şantaj yapılmaktadır.

Kamu görevlileri de yetkilerini kötüye kullanarak bu suça iştirak etmiştir. Beni öldürseler bile haklı bu davamdan vazgeçmeyeceğim için yeni tarihli bu suçları da ihbar etmek istiyorum” ifadelerine yer verdi.
Ne olmuştu? 

Süleymancılar Cemaati yönetimindeki “Ümraniye Fazilet Yapı-Fazilet Emlak” firması ile aralarında cemaat lideri Alihan Kuriş’in yardımcısının da bulunduğu birçok isim hakkında; “Dini duyguları istismar ederek dolandırıcılık”, “tehdit ve şantaj” gibi suçlardan soruşturma başlatılmıştı. Konut satın alan ve ödemesini de peşin yaptıkları halde dolandırılan mağdurlardan T.A.’nın şikayetiyle başlatılan soruşturmalara ilişkin yayınlanan haberlerin kaldırılması için T.A.’ya tehditlerde bulunan dolandırıcılar hakkında şikayetçi olan mağdur sayısı da artmıştı.

Son olarak, Cemaat lideri Alihan Kuriş, ”Ümraniye Fazilet Emlak-Fazilet Yapı adı altında cemaat bünyesinde görevli bulunan Selim Çifçi, Seyfettin-Seyfi Çifçi, Mehmet Çifçi, Tunahan Çifçi, Fatih Sühan Çifçi ve Hamza Hatipoğlu ile hanım gruplarından Havva Nihal Çifçi, Melek Çifçi, Sevim Çifçi, Anastassıa Çifçi ve bu kişilerin birinci derecedeki yakınları ile cemaatimiz ilişiğini kesmiştir. Bundan böyle bu kişilerin kurslarımıza girişleri ve kendileriyle görüşülmesi kesinlikle yasaklanmıştır” şeklinde kamuoyuna duyuru yapmıştı.

Tamamını okuyun

Gündem

Tolgahan Demirbaş, cinayetten dokuz ay önce Sinan Ateş’in peşine düşmüş

3 Şubat 2023 – 12:47

Gazeteci Barış Terkoğlu, eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’e yönelik suikastla ilgili yeni bilgileri paylaştı. Buna göre eski Ülkü Ocakları Genel Merkez yöneticisi Tolgahan Demirbaş, cinayetten dokuz ay önce Ateş’in peşine düşmüş.

MHPKK Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın ve MHPKK Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’a yakınlığıyla bilinen Demirbaş’ın cinayetin siyasi ayağındaki kritik halka gibi göründüğünü dile getiren Terkoğlu, “Haliyle, devletin cinayeti çözmeye çalışan kanadı onun üstüne yoğunlaşırken soruşturmanın yukarıya doğru uzanmamasını isteyen bir başka taraf ise Demirbaş’ı kurtarmaya çalışıyor” ifadesini kullandı; ardından şu bilgileri verdi:

“(…) Peki Tolgahan Demirbaş’la ilgili deliller neler?

Ankara’da soruşturmayı yürütenler bu soruya ‘çok’ yanıtını veriyor. Ancak bugün size kulislerden değil, soruşturma dosyasının içindeki somut bilgilerden bahsedeceğim.

Önce bir kafeden söz edeyim: Marco Pascha. Kafe Kayseri merkezli. Ankara’daki şubeleriyle büyümüş. Sahibi olan Aytaç Ataç ise 11 yıldır buranın başında. Ataç’ın, Ankara Gölbaşı’nda şirketi Selçuklu AŞ. adına kayıtlı, 74 dönümlük bir arazisi var. Gözlerden uzak bir çiftliği bulunuyor.

Aytaç Ataç, Sinan Ateş cinayetinde gözaltına alındığında, kimse neler olduğunu anlamadı. Ta ki 23 Ocak’ta Emniyet’te verdiği ifadeye kadar…

Anlattığına göre Tolgahan Demirbaş ile 8 senedir arkadaştı. Ataç, ‘Tolgahan Demirbaş’ı eski Ülkü Ocakları başkan yardımcısı olarak bilirim’ diye anlatıyor. Demirbaş, Ataç’ın kafesine nargileye geliyor, çiftliği, sahibi Aytaç Ataç olmadan da kullanıyor.

Sinan Ateş’in katledildiği 30 Aralık günü, cinayetten 2.5 saat önce, saat 11 civarında, Demirbaş, Ataç’ı aradı. ‘Bugün çiftliğe gidecek misin’ diye sordu. Ataç, ‘Gitmeyeceğim’ dedi.

Ataç, saldırıyla ilgisi olmadığını, cinayeti sosyal medyadan öğrendiğini iddia ediyor. Cinayet sonrasında Ataç ile Demirbaş arasında bir konuşma olmuş. Ataç, Demirbaş’ı arayarak Sinan Ateş’e saldırıyı sormuş. Demirbaş, bilgisi olmadığını söyleyerek kapatmış. Birkaç gün sonra da aynı diyalog geçmiş. Peki gerçekten öyle miydi?

Yanıtı için, size tutuklanan bir başka isimden, Çağlar Zorlu’dan bahsedeyim. Diyeceksiniz ki Çağlar Zorlu, Aytaç Ataç, Tolgahan Demirbaş arasında nasıl bir ilişki var?

Ataç, Çağlar Zorlu’yu nasıl tanıdığını polise şöyle anlattı:

‘Çağlar Zorlu’yu, 2-3 yıl kadar önce, Kayseri’den bir arkadaşım vasıtasıyla tanıdım. Çağlar’ı bana tanıştıran arkadaşım, MİT’te memur olarak görev yaptığını söylemişti. Daha sonra Çağlar’ın Kömür İşletmeleri’nde çalıştığını öğrendim. 2022 yılının ocak veya şubat ayında, kafeme müşteri olarak geldiklerinde, aynı masada oturduğumuz için tanıştırdım.’

Bu üç kişinin tanışıklığının, Sinan Ateş cinayetiyle ne ilgisi var? Bunu da Ataç kendisi söylesin:

‘2022 yılının mart ayında, Tolgahan ve Çağlar yanımda oturduklarında, Tolgahan, Çağlar’a, ‘bir adres bulmamız lazım, yardımcı olabilir misin’ dedi. Çağlar da ‘yardımcı olabilirim’ dedi.’

Kimin adresini istemiş olduğunu tahmin ediyorsanız, doğru bildiniz. Ataç kendisi söylesin: ‘Çağlar daha sonra kafeye geldiğinde, Tolgahan’ın kendisinden istemiş olduğu adresin, Sinan Ateş’in adresi olduğunu bana söyledi.’

Sanırım anlaşıldı. Polisin ve savcılığın elindeki bilgiye göre, Ülkü Ocakları Yöneticisi Tolgahan Demirbaş, cinayetten 9 ay önce, Sinan Ateş’in peşindeydi. Devletin imkânlarıyla takip etmeye çalışıyordu. Çağlar Zorlu’dan yardım istedi. O da etti.

Ataç, 23 Ocak’ta sevk edildiği savcılıkta, daha kritik bir ayrıntıyı itiraf etti:

‘Çağlar, bana, ‘Abi bunlar benden konum istiyorlar, bir arkadaşın (Sinan Ateş) kulağını çekeceklermiş, yardım istiyorlar’ dedi.’

Ataç’ın anlattığına göre, Tolgahan Demirbaş, Çağlar Zorlu’ya, Sinan Ateş’in telefonunu göndermişti. Cep telefonu sinyallerinin verdiği konum bilgilerinden takip edeceklerdi. Peki, neden Çağlar Zorlu’dan istediler? Avukatı, mahkemede şöyle açıkladı: ‘Müvekkilim eski bir MİT çalışanı olduğu için böyle bir talepte bulunuyorlar, açıkçası bunu kullanmak için yardım istiyorlar.’

Peki verdi mi? Zorlu, konum bilgilerini vermiş. Ancak kendisinin anlattığına göre, Sinan Ateş’in öldürüleceğini bilmiyormuş, hatta numaranın onun olduğunu bile bilmiyormuş, konum bilgilerini de uyduruyormuş.’

Bir telefon konuşması da Ataç ile Zorlu arasında oldu. Zorlu şöyle anlattı:

‘Olayın olduğu gün, Aytaç Bey beni saat 13.30-14.00 sıralarında telefonla aradı. ‘Sinan Ateş öldürüldü, sana bir şeyler sorulmuştu ya, onların hepsini sil’ dedi.’

Zorlu’nun ifadesi gösteriyor ki, cinayetin hemen ardından Ataç, Demirbaş ile Zorlu arasındaki mesajları, yani cinayet delillerini ortadan kaldırmak istemiş. Aytaç Ataç ise aradığını kabul ediyor. Ancak ‘Sil’ dediğini kabul etmiyor: ‘Tolgahan ile görüşmelerini bildiğim için dikkat et’ dedim’.

Aklınızda kaldı, biliyorum. Cinayet günü, Tolgahan Demirbaş’ın, Aytaç Ataç’ı araması, çiftliğin boş olup olmadığını sorması… Yoksa cinayetin tetikçiliğini yapan, halen de bulunamayan Eray Özyağcı, ilk olarak o çiftliğe mi götürüldü? Aytaç Ataç, 23 Ocak günü, savcıya şunu söyledi:

‘Tolgahan, olay günü benim çiftliğime gittiğini ancak orada atış yaptığını, mangal yakmak istediğini söyledi.’

Cinayetten önce ‘Çiftlik boş mu’ diye soran Tolgahan Demirbaş, cinayetin ardından çiftliğe gitmiş. Eldeki veriler, tetikçinin de o çiftliğe götürülmüş olabileceğini gösteriyor.

Hatırlayın, önceki saldırı, mart ayında, aynı odak tarafından, Mersin’de Sinan Ateş’e yakın olan Çağrı Ünel’e yapılmıştı. Saldırganlar Ünel’i Ziraat Bankası’nın önünde sıkıştırmıştı. Belli ki orada da telefon sinyalinden konum tespiti yapıldı.”

Tamamını okuyun

Gündem

Tapeler ortaya çıktı: İşte Emniyet’ten Sarallar sızıntısı

13 Kasım 2022 – 17:21

Sarallar’a yapılan operasyona ilişkin kendisine neden bilgi verilmediğini soran Bakan Soylu, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş’tan “Size her söylediğimizde sızıntı oldu” yanıtını almıştı. Emniyet’in yalanladığı iddialar sonrası ise yeni ayrıntılar ortaya çıktı. İddianamede, zanlıların kendilerine yönelik operasyonlara dair önceden haberdar olabildikleri belirtildi.

Sarallar suç örgütüne yönelik yürütülen operasyonlarla ilgili İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş arasında tartışma iddiaları gündeme bomba gibi düşmüştü. İddialar tartışmalara neden olurken Emniyet yaptığı açıklamayla iddiaları hem yalanlamıştı. Bugün ise Sarallar operasyonuna ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıktı. ‘Sızıntı’ iddiaları bu sefer iddianamedeki tapelere yansıdı. Emniyet’ten Hürriyet’ten Musa Kesler’in haberine göre, Sarallar grubuna yönelik hazırlanan iddianamedeki değerlendirmede, kamu kurumlarından örgüt üyelerine bilgi akışı vardı ve bu bilgilere dayanarak da kendilerine yönelik operasyonlara karşı tedbir alıyorlardı. Örgüt yöneticilerinin bazı telefon konuşmaları da kamu kurumlarından kendilerine bilgi akışı olduğunun delili olarak iddianamede yer aldı.

O konuşmalardan biri grubun yöneticilerinden olduğu belirtilen Ahmet Fazlıoğlu ile Eşref Kemal Saral arasında.
Konuşmada Fazlıoğlu, Saral’ı operasyon yapılacağı konusunda uyarıyor:
E.K.S.: Yapma ya!
A.F.: Bizden 160 kişi alacaklarmış, böyle gelmiş. Böyle bir rakam verilmez yani…
E.K.S.: Dur bir arayayım patronu, Alaattin’i (Saral) bir sorayım. Git derse gideriz şeye.
‘Organize’den haber geliyor anında’
Bir başka kayıtta da arkadaşları gözaltına alınan grup üyelerinin bu konudaki konuşmaları var:
B.Ç.: Hikmet’i aldılar. Çok kişiyi aldılar. Gelip senle görüşmem lazım. Kendine bir yol seçmen lazım.
B.Ç.: (Arka plandakilere hitaben) “Ya saçmalamayın, Organize olsa ben, Organize’den haber geliyor anında ya…” diyor.
‘Ulan isim verme’
İddianameye göre, grubun yönetici ve üyeleri örgüt hiyerarşisinde Alaattin Saral’ın adını kullanmamaya dikkat ediyor, özellikle telefon görüşmelerinde ondan “1 Numara” diye bahsediyor. İddianamede bu konudaki bir telefon görüşmesi de yer aldı:
İsmi Belirlenemeyen Kişi: O zaman Alaattin (Saral) amca ile…
Mithat Saral: Şişt, isim verme
İsmi Belirlenemeyen Kişi: Alaattin amca ile geleceksin.

Ne olmuştu?

T24 yazarı Tolga Şardan’ın ‘Sarallar’ olarak bilinen suç örgütüne yönelik geçen aylarda düzenlenen operasyonun perde arkasını köşesine taşımıştı. Şardan, yazısında Soylu’nun Sarallar Grubu’na yapılan operasyon ve soruşturma sürecinde sessiz kalmasına dikkat çekmişti. Sarallar Grubu’na yönelik yürütülen soruşturmayla ilgili İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya bilgi verilmediği iddiasına yer veren Şardan, Soylu’nun bunun üzerine İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş’a kendisine bilgi verilmemesi nedeniyle eleştiride bulunduğunu öne sürmüştü. Aktaş’ın ise Soylu’ya yanıtında “Size her söylediğimizde sızıntı oldu” dediği iddia edilmişti. İstanbul Emniyet Müdürlüğü ise iddiaları ‘yalan ve iftira’ diyerek yalanlamıştı.

Tamamını okuyun
Advertisement
Gündem2 hafta önce

Süleymancılara ait Fazilet Yapı davasında Melih Gökçek de müdahil

Türkiye3 hafta önce

Yeşilay da AKPKK’nin çiftliğine dönmüş

Gündem2 ay önce

Tolgahan Demirbaş, cinayetten dokuz ay önce Sinan Ateş’in peşine düşmüş

Avrupa2 ay önce

İtalya’da 418 sübyancı rahip tespit edildi

Amerika2 ay önce

ABD’nin askeri denizaltılarının hazin sonu…

İngiltere2 ay önce

İngiliz halkı fişlendi

Amerika2 ay önce

Mali kriz nedeniyle ABD’de işten çıkarma dalgası büyüyor

İngiltere2 ay önce

İngiltere’de bazı çocuk bakım evlerinde çocuklar dövüldü ve dışarıda bırakıldı

Amerika2 ay önce

Kanada ‘kültürel soykırım’ nedeniyle 2.8 milyar dolar ödeyecek

Asya2 ay önce

Japonya’dan G7 liderlerine uyarı: Tayvan sıradaki Ukrayna olabilir

Genel2 ay önce

Emekli amirali ‘sıkarız kafasına’ diye tehdit etmişti: Savcının bulamadığı Çelik, Bahçeli’nin yanında çıktı

Amerika2 ay önce

Ders vermeden 900 bin dolar kazandı

Türk Dünyası2 ay önce

Kıbrıs’ta santral arızaları nedeniyle elektrik kesintileri yaşanıyor

Türkiye3 ay önce

ÇAYKUR, borcu borçla kapatmaya çalışıyor

Amerika4 ay önce

Elon Musk Trump’ın hesabının askıya alınma sürecini de ifşa etti

Genel4 ay önce

İsmailağa Cemaatinde yaşanan cinsi sapıklığın skandal ses kayıtları

İngiltere4 ay önce

İngiltere’de grev dalgası genişliyor

Çin4 ay önce

İtalya’da Çin’in kurduğu polis karakolları için inceleme başlatıldı

Genel4 ay önce

Batılı devketlere Ankara’da terör saldırısı  uyarısı

İngiltere4 ay önce

İngiltere’de mali kriz nedeniyle iş bırakmaları ve grevler artıyor

İslam4 ay önce

Mus’ab bin Umeyr (r.a.)

Türkiye4 ay önce

Alihan Kuriş ve çetesine dolandırıcılıktan suç duyurusu

Avrupa4 ay önce

Avrupa Uyuşturucu Raporu: Türkiye 2020’de en çok eroinin ele geçirildiği ülke oldu

Latin Amerika4 ay önce

Venezuela’daki yolsuzluk ve kara para araştırmasında Türkiye detayı

Avrupa4 ay önce

Belçika, ele geçirilen kokaini yakacak fırın bulamıyor

Yorumlar

Nübüvvet’in İlk Yılların… için Ali KEMER
Sözde koronavirüs aşılarının k… için Abdurrahman Aydın
Sözde İçişleri Bakanı Süleyman… için Hasan
Marmara Denizi’nin dibi… için Abdurrahman Aydın
Japonya’da yeni bir örde… için Abdurrahman Aydın
Metafizik savaşta bozguna uğra… için Abdurrahman Aydın
Vatandaşa tam kapanma eziyeti… için Abdurrahman Aydın
İngiltere’de aşı yaptıra… için Abdurrahman Aydın
Etna Yanardağı tekrar lav püsk… için Abdurrahman Aydın
Reuters: Büyük Türk bankaları… için Abdurrahman Aydın
İsrail’de Pfizer/BioNTec… için Abdurrahman Aydın
Japonya’da yanardağ patl… için Abdurrahman Aydın
İsrail’de Pfizer-BioNTec… için Abdurrahman Aydın
Endonezya’da kayıp deniz… için Abdurrahman Aydın
Fransa’da askerlerden Macron… için Hasan

Öne Çıkanlar

Copyright © Haber Özel TV sitesi bir Akademi Dergisi - Mehmet Fahri Sertkaya projesidir.