Connect with us

Türkiye

Bakan Kurum: Deprem bir milli güvenlik meselesidir

1 Temmuz 2021 – 13:36

Bakan Murat Kurum, TBMM Depremlere Karşı Alınabilecek Önlemleri Araştırma Komisyonunda sunum yaptı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “Biz bakanlık olarak, depremle mücadeleyi sadece bir istikbal mücadelesi olarak değil, dahası istiklal mücadelesi olarak görüyoruz. Depremle mücadele terörle mücadele kadar önemlidir. Bir milli güvenlik meselesidir. Hatta terörün ve savaşların bile bu millete yapamadığını, maalesef deprem yapabilir diyoruz.” ifadesini kullandı.

TBMM Depremlere Karşı Alınabilecek Önlemleri Araştırma Komisyonu, AK Parti Sakarya Milletvekili Recep Uncuoğlu başkanlığında toplandı.Türkiye’nin yüzde 66’sının deprem riskli alanlarda yer aldığını, son bir asırda 90 bin vatandaşın depremlerde hayatını kaybettiğini belirten Kurum, bugün itibarıyla bakıldığında; nüfusun yüzde 70’inin ve büyük sanayi tesislerinin yüzde 75’inin deprem tehlikesi altında olduğunu söylemenin mümkün olduğunu belirtti.

Meydana getirdiği hasar ve can kaybı açısından yüzde 61’lik bir oranla deprem afetinin, Türkiye’de yaşanan afetler içerisinde birinci sırada yer aldığını, bundan sonra heyelanlar ve taşkınların geldiğini vurgulayan Kurum, Kandilli Rasathanesi verilerine göre, Türkiye’de ortalama 18 ayda bir 6,0 ile 6,9 büyüklüğünde depremin meydana geldiğini söyledi.

Kurum, son 100 yılda Adana, Erzurum, Varto, Bingöl, Tokat, Erzincan, Van, Kütahya ve Afyonkarahisar Dinar, Elazığ ve İzmir depremlerinin yaşandığını anımsatarak, “Hele hele 17 Ağustos’ta, yüzyılın depremini yaşadık. 18 bin canımızı kaybettik. Ben bu vesileyle tüm deprem ve afetlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. 1509 İstanbul depremi kayıtlarda ‘küçük kıyamet’ olarak geçmektedir. Anadolu coğrafyası, maalesef ‘küçük kıyamet’ten ‘büyük İstanbul depremine’ doğru yol almaktadır. Son 60 yıllık istatistiklere bakıldığında; doğal afetlerin ülkemizde neden olduğu doğrudan ve dolaylı ekonomik kayıpların, bugünkü gayrisafi milli hasılanın yüzde 3’ü kadar olduğu görülmektedir.” diye konuştu.

Kocaeli Depremi sonrasında ekonomik kayıplara ilişkin milyar dolarlar mertebesinde maliyetler ortaya konulduğunu ifade eden Kurum, depremler sonrasında yaşananları anlattı.

“Terörle mücadele gibi”

Dünya genelinde ve Türkiye’de gördükleri iyi uygulamaların afet risk yönetiminin çok paydaşlı, çok katılımlı, çok güçlü mekanizmalarla başarıya ulaştığını kendilerine gösterdiğini anlatan Kurum, şöyle devam etti: “Kesin çözüm, yönetim değil yönetişimdedir, ayrı ayrı değil birlikte yönetmektedir, ortak akıldadır, ortak eylemdedir. Biz diyoruz ki şehirlerimizi depreme karşı hazırlamanın iki temel yolu vardır: İlki mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi, güçlendirilmesidir. İkincisi ise yapı üretim sürecinin denetlenmesidir. İlki, mevcut olumsuzluğu azaltırken, ikincisi geleceği kazanmakla ilgilidir. Biz bakanlık olarak her iki yolu da önemsiyor, her ikisine de eşit değer veriyoruz, çalışmalarımızı da bu iki başlıkta şekillendiriyoruz.” dedi.

Siz kıymetli vekillerimize de şunu söylüyoruz. Biz bakanlık olarak, depremle mücadeleyi sadece bir istikbal mücadelesi olarak değil, dahası istiklal mücadelesi olarak görüyoruz. Depremle mücadele terörle mücadele kadar önemlidir. Bir milli güvenlik meselesidir. Hatta terörün ve savaşların bile bu millete yapamadığını, maalesef deprem yapabilir diyoruz. Bu sebepten, bu meseleyi bir kurtuluş savaşı olarak görmenin herkesin asli vazifesi olduğunu ifade eden Kurum, çünkü milletin canından daha mukaddes bir şeyin olmadığını söyledi.

Kurum, “Bugün ülkemizde 17 milyon bina var. 28,6 milyon konut var. Yaklaşık 6,7 milyonu riskli. Bunun da yaklaşık 1,5 milyonunun acil dönüşüme girmesi gerekiyor. Yine depremin merkezi olan İstanbul’da 1,2 milyon bina ve 6,1 milyon konut, 1,1 milyon iş yeri bulunuyor. İstanbul’umuzda da riskli 1,5 milyon konut var. Bunlardan da 300 binini çok acil bir şekilde, el birliğiyle dönüştürmemiz gerekiyor.” dedi.

Kentsel dönüşümTürkiye’de kentsel dönüşüm çalışmalarına değinen Kurum, şu değerlendirmelerde bulundu: “Cumhurbaşkanımızın, 2012 yılında, her türlü siyasi bedeli göze alarak İstanbul’dan başlattığı kentsel dönüşüm seferberliğimizi; ‘Türkiye’nin Her Yerinde Kentsel Dönüşüm’ hedefiyle daha da hızlandırdık. Temel ilkelerimiz; yerinde, gönüllü ve hızlı dönüşüm. Her yıl 300 bin konut olmak üzere acil dönüşmesi gereken 1,5 milyon konutun dönüşümünü 5 yıl içinde bitireceğiz. Şu an 81 ilimizde, 922 ilçemizde riskli yapı, riskli alan ve yenileme çalışmalarımız kapsamında 1 milyon 500 bin konutun dönüşümünü tamamladık. Kentsel dönüşüm kapsamında bugüne kadar 16,5 milyar lira kaynak kullandık. Diğer taraftan TOKİ Başkanlığımızla 19 yıl içinde 180 milyar lira yatırımla 1 milyon konut ve 21 bin 764 sosyal donatı ürettik. Toplamda kentsel dönüşüm ve sosyal konut anlamında 2,5 milyon konutu vatandaşlarımıza teslim ettik. Bu da 10 milyon vatandaşımızın can ve mal güvenliğini teminat altına almak demek. Şu anda da sahada, ülke genelinde yatırım değeri 81 milyar lira olan 272 bin 261 sosyal konut ve kentsel dönüşüm konutumuzun inşası devam ediyor. Son iki yıl içinde de toplam 80 bin konutun teslimini yaptık.Yine 67 il ve 140 projede başlatılan 50 bin sosyal konutun ve 81 ilde 262 ayrı projede yaptığımız 100 bin sosyal konutun inşaatları hızla devam ediyor. Eskiden, 90’lardan önce, özellikle inşaat mühendislerinin çok kullandıkları bir kavram vardı. Yapılan binalar için yeterli miktarda ‘yapı polisi’ atanmalı denirdi. İşte biz yapı denetim sistemimizle 2001 yılından bugüne kadar 800 bin binamızı denetledik. Bu binalarda yaklaşık 6,1 milyon bağımsız bölüm var. Halen 400 bin binanın denetimine ise devam ediyoruz. Şu ana kadar kamu ve özel sektör eliyle yapılan kentsel dönüşümle, TOKİ konutlarımızla ve yapı denetim sistemimizle ülkemizdeki binaların yüzde 55’ini güvenli hale getirdik, 45 milyondan fazla vatandaşımızı güvence altına aldık. Bina kimlik kartı zorunluluğuKentsel dönüşümün önündeki tüm engelleri ortadan kaldırmak için geçtiğimiz 2 yıl içerisinde; tüm siyasi partilerin ortak mutabakatıyla kanuni düzenlemeler yaptıklarını anımsatan Kurum, bu düzenlemeleri anlattı. Kurum, bundan böyle inşa edilen bütün yapıların kimlik kartı olacağını söyledi.

2021 yılının ikinci yarısından itibaren uygulamaya başlayacakları Bina Kimlik Sistemi (BKS) ile tamamlanan her yapıya sertifika niteliğinde QR kodu ve elektronik etiket verileceklerini belirten Kurum, “Teknolojik bir levha halinde binaya monte edilecek sertifika sayesinde o binanın teknik bilgilerine rahatlıkla ulaşılabilecek. Bina Kimlik Sistemine dahil olan binalarda yapı denetimi daha kolay gerçekleştirilecek. Binada izinsiz yapılmak istenen değişiklikler engellenecek ve bu sayede mimari kirliliğin önüne geçilmiş olacak.” dedi.

Murat Kurum, binaya yerleştirilecek elektronik etiket sayesinde bina bilgilerine 50 metre mesafeden dahi ulaşılabileceklerini vurgulayarak, şunları söyledi: “Böylece yangın ve deprem gibi afet anlarında bina kat planları, yapının genel verileri ve yapıda ikamet eden vatandaş bilgilerine çok kısa sürede erişilebilecek. Bina kimlik sistemiyle binalarda kullanılan malzeme bilgilerinin depolanarak inşaat sektörünün faydalanabileceği bir bilgi havuzu oluşturulmasını da hedefliyoruz. Bu sayede binayı satın alacak ya da kiralayacak vatandaşların önceden bina hakkında genel bilgilere erişmesi sağlanmış olacak. Bu yılın sonuna kadar 100 bin binanın bu sisteme geçmesini sağlayacağız. Bina kimlik sistemi hem depremle mücadele de önemli bir kilometre taşı olacak hem de yurt içinde ve yurt dışında gayrimenkul sektörümüze olan güveni tazeleyecek, ülkemize katma değer sağlayan yenilikçi bir ürün olacaktır. Nisan ayı içerisinde; bakanlıklarımız, özel sektörümüz ve yerel yönetimlerimizle birlikte, deprem dönüşümü ile ilgili çok kıymetli olan bu projemizi milletimizle paylaşacağız.”

Elazığ’da incelemelerde bulunduğunu ifade eden Kurum, şöyle devam etti: “Elazığ depremini; olay yerine intikal, arama kurtarma, enkaz kaldırma, hasar tespit, vatandaşlarımızın tahliyesi, yeni konut yer tespiti ve inşaat çalışmalarının hızlıca başlaması anlamında bir milat olarak görmemiz gerektiğini, siz değerli milletvekillerimize özellikle ifade etmek istiyorum. Yine Elazığ depremi; insan ve ekipman anlamında Türkiye’nin en büyük kurtarma, lojistik ve inşa operasyonu olmuştur. İlk andan itibaren, tüm bakanlıklar olarak, yaraları sarmak için yoğun bir çaba içerisinde olduk. Devletimizin her türlü maddi imkanını seferber ettik.”

Kurum, Elazığ ve Malatya depremi sonrasında yapılan çalışmaları anlatarak, şu anda Elazığ’da, Cumhuriyet tarihinin en büyük, en kapsamlı, en hızlı deprem dönüşümünü gerçekleştirdiklerini ifade etti. İzmir depremi sonrası yapılan çalışmaları da anlatan Kurum, “Depremden hemen sonra hızlı bir şekilde hasar tespit çalışmalarımızı tamamladık. İzmir tarihinin en büyük kentsel dönüşümünü vatandaşlarımızın rızası çerçevesinde yerinde ve hızlı bir şekilde başlattık. TOKİ eliyle toplam 5 bin konut inşa ediyoruz. İzmir depreminden en çok Bayraklı ilçesi Adalet, Salhane, Manavkuyu ve Mansuroğlu mahalleleri etkilenmiştir. Bu mahallelerde 75 bin 400 metrekarelik 7 alanda yerinde dönüşüm uygulamaları gerçekleştiriyoruz.” diye konuştu.

İstanbul’da kentsel dönüşüm çalışmalarına değinen Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kuzey Anadolu Fay hattı nedeniyle İstanbul’da minimum 7 maksimum 7,5 büyüklüğünde bir depremin olacağını bugün artık bilim camiamız başta olmak üzere herkes ifade ediyor ve en çok Avrupa yakasının kıyı kesimlerinin etkileneceğine dair de bilimsel veriler var. Özellikle birlikte çalıştığımız bilim insanları bize, ‘Marmara kıyı şeridinde bulunan 17 ilçenin de tsunamiden etkilenmesi gibi bir manzara olabilir’ diyorlar. Bazı bilim adamları, ortaya deprem modelleri koyuyorlar. Kırılmanın başlangıç noktası ve kırılma yönünün önemi çok büyük. Birinci olasılık kırılmanın batıdan başlayıp doğuya doğru, ikinci olasılık kırılmanın ortadan başlayıp iki tarafa doğru olması. Üçüncü olasılık da kırılmanın doğudan başlayıp batıya doğru ilerlemesi varsayımlarına dayanıyor. Buna göre hesaplamalar yapılıyor. Oluşacak hasar ve kayıplar maalesef her şart altında trajik. Yine, birlikte çalışma yaptığımız iyimser hocalarımız bize, ‘İstanbul kıyılarında büyük bir gerilim birikmesi var. Şanslı isek, biriken bu gerilim birden fazla küçük depremle dağılır ve ortadan kalkar’ diyorlar.

Hasılıkelam depremden tsunamiye, İstanbul’un jeolojik ve jeofizik durumundan binalardaki mühendislik uygulamalarının yeterliliğine kadar her alanda, olası İstanbul depremine çalışıyoruz. Bugün medeniyetimizin başkenti İstanbul’umuz; acil durum sinyali veriyor. İstanbul’un özellikle eski yerleşimleri; göç nedeniyle denetimsiz yapılmış, ‘ben yaptım oldu müteahhitliğinin ve ‘başımı sokacak bir yerim olsun’ psikolojisinin bir sonucu oluşan mühendislik hizmeti almamış yapılardan müteşekkil yerlerdir. ‘Az evvel İstanbul’un kıyı şehirlerini vuracak dediniz, şimdi de İstanbul’un her yeri riskli diyorsunuz’ diyebilirsiniz. Bakın bunun en son örneğini İzmir’de gördük. Deprem 6,8 büyüklüğünde Sisam’da oldu, 70 kilometre uzakta zemin sorunları ve bina sorunları nedeniyle 500 tane binada ağır ve orta hasar oluştu Bayraklı ve çevresinde. Demek ki bir kentte deprem riskleri hesaplanırken fay hattına uzaklık avantaj olsa da iç kesimlerdeki yapıların durumu ve zeminleri de çok çok önemli. Ama tabii ki faya yakınlığı itibariyle Avrupa yakasında Silivri, Büyükçekmece, Küçükçekmece, Bakırköy, Zeytinburnu, Fatih; Anadolu Yakası’nda ise Maltepe, Kadıköy’ün sahilleri, Kartal, Tuzla hepsinden daha sıkıntılı.”

Bakan Kurum, 2000 yılından sonra Türkiye’de 2 milyon yeni binanın yeni mevzuata göre yapıldığını, bu binalarda 12 milyon bağımsız bölümün bulunduğunu bildirdi. İstanbul’da ise yeni mevzuata göre 273 bin bina, yani 2,5 milyon yeni konut yapıldığına dikkati çeken Kurum, bunun yaklaşık 10 milyon İstanbullunun sağlıklı ve güvenli konutlarda yaşadığının göstergesi olduğunu kaydetti. Kurum, “Bu konutların yarısı da kentsel dönüşümdür. Yani biz 2000 yılından bu yana İstanbul’da 5 milyon vatandaşımızın sağlıklı, güvenli konutlarda yaşamasını sağlamış bir dönüşümü gerçekleştirdik. Eğer önümüzdeki 5 yılda hızımızı arttırır, çok iyi çalışırsak İstanbul’daki risk durumunu büyük oranda ortadan kaldırabiliriz. Bu da ülkemizin özellikle 1999 depreminden sonra kentsel dönüşüm ve şehircilik anlamında ortaya koyduğu başarının fotoğrafıdır.” diye konuştu. İstanbul’da yapılan çalışmaları anlatan Kurum, 68 riskli alanda, 35 bin binada, 117 bin konutun dönüşümü için çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.Akıllı şehir projesiÇevre ve Şehircilik Bakanı Kurum, İstanbul’da yeni yerleşim alanı olarak kullanılmaya elverişli 49 rezerv alanı olduğunu dile getirerek Gaziosmanpaşa, Kartal Orhantepe, Kadıköy, Üsküdar, Kağıthane, Ataşehir, Maltepe, Bağcılar, Güngören, Zeytinburnu, Eyüpsultan, Başakşehir, Beyoğlu Sütlüce, Okmeydanı, Hacıhüsrev ve Esenler’de yeni konutlar, yeni iş yerleri yaptıklarını anlattı.

Esenler’de rezerv yapı alanında 60 bin konut ürettiklerini dile getiren Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada dünyanın sıfırdan kurulan ilk akıllı şehir projesini hayata geçiriyoruz. Burada yapacağımız konutlar İstanbul’daki donatı alanlarındaki riskli yapıların dönüştürülmesinde kullanılacak. İstanbul’daki belediyelerimizden bu konuyla ilgili talepleri topladık. Projemizin ilk bölümü olan Güney (Metris) Rezerv Yapı Alanımızda 10 bin rezerv konut yapıyoruz. Birçok konutumuzun inşaatını tamamlama aşamasına geldik. Bu alanda inşa ettiğimiz toplam 2 bin 30 konutun, 1072’sini yıl sonuna, 958’ini ise 2021 yılının ilk yarısında tamamlayacağız. Geçtiğimiz ekim ayında Esenler’de yeni bin 617 konutumuzun temelini attık. Temelini attığımız bu konutlarla birlikte toplam 3 bin 647 konut ve 78 ticari biriminin inşaatlarını başlatmış olduk. Fikirtepe’de dönüşümün yolunu kesintisiz olarak açtık. 60 bin vatandaşımızı ilgilendiren yatırım tutarı 5 milyar lira olan Yeni Fikirtepe Projesi’nde tüm altyapılarıyla beraber 15 bin konutun inşa çalışmalarını yürütüyoruz. Fikirtepe’nin master planını hazırladık. Bu plana uygun imar planımızı da hazırladık, askıya çıkardık. Bir aylık askı süreci tamamlandıktan sonra nisanda ihalesini yapıp etaplar halinde çalışmalarını başlatacağız. İnşallah Nisan 2023’te Fikirtepe’mizin konutlarını büyük oranda vatandaşlarımıza teslim edeceğiz.” Karadeniz Bölgesi’nde, sel ve heyelan riski altındaki yapılar ile şehirlerin içinde sıkışıp kalmış eski sanayi sitelerini de dönüştürdüklerine işaret eden Kurum, tarihi kent meydanlarını tekrar gün yüzüne çıkarmaya yönelik çalışmaların da sürdüğünü, bu çerçevede “Tarihe vefa, geçmişe saygı” sloganıyla 44 ilde 79 tarihi meydanı yeniden ihya ettiklerini vurguladı.

“Köyde dönüşüm uygulaması şart”

Kurum, köylerin güvenli yapı stokuna kavuşması için köyde dönüşüm uygulamasının şart olduğunu belirtti. Kentlerdeki konut baskısını azaltmak için mutlaka kırsal gelişimin hızlandırılması gerektiğine dikkati çeken Kurum, “Kırsalda yaşamanın cazibesini arttırmamız gerekir ki vatandaşlarımız dönebilsin ve böylece şehirlerimiz üzerindeki konut baskısı azalabilsin.” dedi. Kurum, Tarımköy Projesi ile daha önce 45 ayrı projede 7 bin tarım köy konutunun yapımını tamamladıklarını, Elazığ’da 1265, Malatya’da 1555 tarım köy tipi konut ve ahır projesi inşaatına başladıklarını söyledi.

Türkiye’de bir ilk ve model olacak ahır projelerini Ağrı’dan başlattıklarını vurgulayan Kurum, “550 milyon liralık yatırım bedeli olan bu projede 341 ahır ve 3 veteriner binası yapıyoruz. Projemizin ihalesini yaptık. Çalışmalarını başlattık. Kırsal alanda yaşam standartlarını iyileştirerek köylerimizde üretiminin artmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Köyleri, çiftçilerimiz için yeniden üretimin merkezi haline getirmek istiyoruz.” diye konuştu.

“Siyasi bakılmamalı”

Kentsel dönüşüm çalışmalarına yönelik önerilerini anlatan Kurum, şöyle devam etti:”Her şeyden önce belediyelerin dönüşüm sürecinde yapmaları gerekenler var. Birçok kurumumuzun ve AFAD’ın hazırladığı senaryolara göre çok ciddi can ve mal kaybımız olacaktır. Bizim depremden önce harcamadığımız her 1 lira, depremden sonra 10 lira harcama olarak bize geri dönecektir. Bu nedenle eğer dönüşümü hızlandırmak istiyorsak bir an önce 20 yaş üstü tüm binaların risk durumunu belediyelerimizle birlikte tespit etmeliyiz. Dönüşüm işlemlerimizi bir an evvel gerçekleştirmeliyiz. Artık şehir merkezlerinde olan depremler eski depremler gibi de değil, öyle de olmayacak. Bir enkazın altında kalan bir veya iki kişiden bahsetmiyoruz. Şehirlerimizde, yıkılması gereken binaların içinde artık 1-2 daire yok. Bunların içerisinde 20, hatta 40 daireli olanlar var. Bunlardan bir tanesinin yıkılması bile bir enkaz altında yüzlerce kişinin kalması anlamına geliyor. Bu nedenle ne siyasi partilerimiz ne kamu ne de belediyelerimiz, dönüşümden dolayı oy kaybetme endişesini taşımamalıdır. Hep birlikte adaletli, şeffaf ve katılımcı bir dönüşüm sürecini, Türkiye’nin her yeri için işletirsek bu süreçte vatandaşımızı ikna etmemiz çok kolay.”

“Yerel yönetimler destek vermeli”

Kurum, vatandaşın Silivri, Elazığ ve İzmir depremlerinden sonra depremin ne demek olduğunu gördüğünü, bu nedenle dönüşümü herkesin kabullendiğini ve bu yönde bir beklenti içinde olduğunu anlattı.

Herkesin dönüşümde rantı, metrekare hesabını değil, çocukların hayatını, geleceğini düşünmek zorunda olduğunu vurgulayan Kurum, “İnsanımız kentsel dönüşüme ‘evet’ derken mağdur da edilmek istemiyor. Yani biz en az maddi külfetle ve yerinde dönüşümle bu işi çözmeliyiz. 2012’de çıkan kanunla beraber, ilçe belediyelerimize riski tespit edip yıkma yetkisi verildi. O yetkilendirme herhangi bir siyasi konjonktürle de değişmedi. Belediyelerimizin yetkileri hala devam ediyor. Aktif olan ilçelerimiz var, olmayan ilçelerimiz var. Daha aktif olmalıyız, yetkilerimizi kullanmalıyız. Biz Bakanlık olarak resen uygulama yetkimizi Elazığ’da uyguluyoruz. Belediyelerimiz de yetkilerini kullanmalıdır. Tespitleri yapmalı, yıkımları gerçekleştirmelidir.” diye konuştu. Hiçbir kentsel dönüşüm çalışmasının yerel yönetimlerin desteği olmadan başarılı olamayacağını dile getiren Kurum, yerel yönetimler bünyesinde yeterli teknik bilgi birikimine sahip personelin bulunmaması, bir seçim döneminde tamamlanamayan projelerin diğer dönemde kabul ve destek görmemesi, mali yetersizlik ve güven eksikliği nedeniyle projelerde istenilen başarıya ulaşılamadığını kaydetti.

“Sadece 23 tanesi geri dönüş yaptı”

Bazı belediyelerin, deprem bütçesi oluşturmak bir yana, deprem bütçesini 6- 7 kat düşüren kararlar aldığına işaret eden Kurum, “Birçok belediyemiz geçmişten beri yapılan çalıştay sonuçlarını özetlemekten, Deprem Master Planlarını özetlemekten başka bir şey ne yazık ki yapmıyor. Ama her gittikleri yerde ‘Deprem en önemli gündemimiz.’ demekten de geri durmuyorlar. Biz belediyelerimize, ‘Şehirlerinize ait kentsel dönüşüm strateji belgelerini hazırlayın.’ dedik. Genelgemizi gönderdik. Ama 81 il ve 922 ilçeden sadece 23 tanesi geri dönüş yaptı.” değerlendirmesinde bulundu.

Kentsel dönüşüm için finans çözümleri getirdiklerini aktaran Kurum, şu bilgileri verdi: “Geliştirdiğimiz yeni finansman modelleriyle artık Emlak Katılım Bankamızın, güçlendirmede, yerinde dönüşümde ve alansal dönüşümde garantör rolü olacak. Güçlendirme ve konut kredileri için azami 120 ay vade ile 400 baz puanlık, iş yerleri için azami 84 ay vade ile 300 baz puanlık kar payı desteğini Emlak Katılım Bankamızla vatandaşlarımıza sunacağız. Bu modele göre, ilk önce vatandaşlarımız müteahhit firma ile aralarında sözleşmelerini yapacaklar. Sonrasında güçlendirme veya yapım için ruhsat başvurusu yapacaklar. Emlak Katılım Bankamız, imzalanan sözleşmeyi değerlendirecek. Uygun olan projeler için müteahhit ile arasında iş bitirme protokolü imzalayacak. Vatandaşlarımızın Emlak Katılım Bankamızdan kullandığı finansmanlar, inşaatın ilerleme seviyesine göre müteahhit firmaya aktarılacak.

Böylece bir taraftan vatandaşlarımızın kentsel dönüşümde maliyetlerini azaltıyoruz. Diğer taraftan işin tamamlanmasını garanti altına alıyoruz. Sunduğumuz bu finansman çözümleri hem piyasayı canlandıracak, yeni yatırımcıların piyasaya girişini kolaylaştıracak hem de vatandaşlarımızın ve özel sektörün hak ve menfaatlerini koruyacak.” Doğal afet sigorta sisteminin de geliştirilerek kentsel dönüşüm uygulamalarında kullanılmasının önünün açılabileceğini vurgulayan Kurum, yerel yönetimlere, proje bazında uzun vadelerle kredi imkanlarının sağlanabileceğini, düşük gelirli olduğu tespit edilen hak sahiplerine yönelik faizsiz veya çok düşük faizli kredi imkanının verilebileceğini söyledi. Kurum, orta hasarlı binada oturan vatandaşları, kentsel dönüşüme teşvik etmek amacıyla gerekli düzenlemelerin yapılabileceğine işaret ederek “Risk transferi, gayrimenkul sertifikası ve sigorta sisteminin yaygınlaştırılması sağlanabilir. Yasalarımızda yer alan imar hakkı transferinin, Türkiye’deki kentsel dönüşüm kapsamında çok daha fazla yaygınlaştırılması şarttır. Riskli alanlarda ve binalarda yaşayan vatandaşlarımızın genel ekonomik durumu, kamulaştırma ve satın alma bedellerinin karşılanabilmesi, kira yardımı gibi birçok yeni finansman kaynakları gerektiren alanımız var.” ifadelerini kullandı. Türkiye’de 6,7 milyon bağımsız birimin dönüşümünün tamamının kamu eliyle yapılması durumunda yaklaşık 2 ila 3 trilyon lira kaynağa ihtiyaç duyulduğunu bildiren Kurum, bunun tek başına devletin gerçekleştirebileceği bir meblağ olmadığını kaydetti.Kurum, deprem konusunda vatandaşlarda farkındalığının artırılması için iş birliği yapılması önerisinde bulundu.

Kaynak: AA

Devamını okuyun
Yorum yapmak için tıklayınız

Bir yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Genel

AKPKK rejimi, milletin milyarlarca lirasını çöpe attı

6 Ağustos 2022 – 22:01

AKPKK iktidarı döneminde iddialı söylemlerle hayata geçirilmek istenen birçok proje yarım kaldı. Kamu kasasından şirketlere milyarlarca lira aktarılan projeler ya hatalı inşa edildiği için tamamlanamadı ya da hukuki süreçler tamamlanmadığı için atıl kaldı. Olan ise kamunun çöpe atılan milyarlarca lirasına oldu.

İktidarın tamamlayamadığı projelerin başında Melen Çayı Projesi geliyor. Devlet Su İşleri (DİS) Genel Müdürlüğü, Melen Barajı için ilk ihaleyi 29 Mayıs 2012’de düzenledi. İhalenin 213 milyon 850 bin TL’ye Ece Tur ile Yöntaş İnşaat iş ortaklığına verildiği açıklandı. Melen Barajı’nın temeli de 2014 yılında atıldı. Düzce ve Sakarya illerini birbirinden ayıran Büyük Melen Çayı’nın Karadeniz’e döküldüğü noktada inşaatına başlanan barajın 214 milyon liraya mâl olacağı açıklandı.

Temel atma töreninde konuşan dönemin Orman ve Su İşleri Bakanı AKPKK’li Veysel Eroğlu da Melen Barajı’nın İstanbul’un su sorununu 2071 yılına kadar çözeceğini iddia etti. Eroğlu, baraj inşaatının 7 Aralık 2016 tarihinde saat 13.59’da bitirileceğini açıkladı. Eroğlu, “İstanbullular susuzluk konusunda endişe etmesin” dedi. Törende konuşan dönemin İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Kadir Topbaş ise “Bugün sizlerle bir tarihe tanıklık ediyoruz. Gelecek kuşaklar adına bir tarih düşüyoruz” diye konuştu.

8 milyar lira harcandı

Şirket Erdoğlu’nun açıkladığı tarihte baraj inşaatını tamamlayamadı ve DSİ 29 Aralık 2016’da baraj inşaatını tamamlamak için bir ihale daha düzenledi. Bu ihale de yine ilk ihaleyi alan Ece Tur ile Yöntaş İnşaat iş ortaklığına 271 milyon 548 bin TL’ye verildi. Bu iki ihaleyle birlikte DSİ Ece Tur ile Yöntaş İnşaat iş ortaklığıyla toplam 485 milyon 398 bin TL’lik sözleşme imzaladı.

Ancak baraj projesi bir türlü tamamlanamadı, inşaat sırasında barajın gövdesinde açılmalar olmaya başladı. Baraj bitirilemeyince Melen’in suyu İstanbul’a borularla aktarılmaya başlandı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu göreve gelir gelmez 19 Ekim 2019’da baraj inşaatında incelemelerde bulundu ve baraj gövdesindeki derin çatlaklar nedeniyle inşaatın durduğunu açıkladı. DSİ Genel Müdürlüğü, Melen Barajı güçlendirme inşaatı için 28 Şubat 2020 tarihinde bir ihale daha düzenledi. Bu ihaleyi de 412 milyon 151 bin TL teklif veren Everest Madencilik İnşaat Nakliye Sanayi ve Ticaret A.Ş. kazandı.

Şirket ile DSİ arasında imzalanan sözleşmeye göre, güçlendirmenin 26 Şubat 2023’te bitirilmesi planlanıyordu. Ancak şirket yetkilileri ve DSİ yetkilileri anlaşamadı ve şirket projeyi tasfiye kararı aldı. DSİ tasfiye talebini kabul etti ve 8 Temmuz 2022’de Melen Barajı’nda yeniden çalışmalar durdu.

Melen Barajı için biri ikmal, biri güçlendirme olmak üzere 3 inşaat ihalesi, birkaç danışmanlık ihalesi, İSKİ’den DSİ’ye aktarılan kaynaklar ve kamulaştırma bedelleri dahil olmak üzere kamunun kasasından en az 8 milyar TL harcandığı belirtildi.

Ankapark projesi

Ankapark’ın yapımına AKPKK’li Melih Gökçek’in Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Başkanı olduğu 2013 yılında başlandı. Tüm itirazlara rağmen Atatürk Orman Çiftliği arazisi üzerine inşa edilen park Melih Gökçek’ten sonra ABB başkanlığı koltuğuna oturan Mustafa Tuna döneminde kiralandı. 20 Eylül 2018’de gerçekleştirilen ihaleyle Ankapark’ın GBM Ticaret-Çelik Ortak Girişim Grubu’na yıllık 26 milyon 400 bin lira bedel karşılığında 29 yıllığına kiralandığı açıklandı. Ankapark, 20 Mart 2019’da Wonderland Eurasia adıyla ziyarete açıldı. İşletmeci şirketin borçlarından dolayı Eylül 2019’da parkta haciz işlemi gerçekleştirildi. Parkın 2 milyon lira birikmiş elektrik borcu nedeniyle Aralık 2019’da elektriği kesildi. Borcun kısmen ödenmesinin ardından 20 Ocak 2020’de parkın elektriği yeniden bağlandı. Ziyaretçi sayısındaki düşüş nedeniyle Şubat 2020’de park fiilen kapandı. Gökçek hakkında defalarca savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

Temmuz 2022’de mahkeme kararıyla parkın Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne devredildiği duyuruldu. Devir işlemlerinin ardından Ankara Büyükşehir Belediyesi, parkın nasıl değerlendirileceği konusunda bir anket başlatarak Ankaralılardan görüş almaya başladı. Anket sonucuna göre Ankaralılar alanın yeşil alan olarak değerlendirilmesini istedi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Ankapark için belediye kasasından yaklaşık 801 milyon dolar harcandığını açıkladı.

Havalimanları

Kamunun kasasından milyonlarca lira harcanarak yapılan Uşak, Çanakkale Gökçeada ve Balıkesir Merkez havalimanları yıllardır atıl durumda. DHMİ Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, Uşak Havalimanı’nı 2020 yılında toplam 7 bin 500 kişi kullandı. Ancak, 2021 yılında ise sadece 52 yolcunun Uşak Havalimanı’nı kullandığı belirtildi. Bu yılın ocak ve nisan aylarını kapsayan ilk dört ayında ise 83 personelin görev yaptığı, milyonlarca liralık araç ve gereçlerin bulunduğu havalimanı hiç kullanılmadı.

Balıkesir’in Edremit ilçesinde Balıkesir Koca Seyit Havalimanı adı altında bir havalimanı bulunmasına rağmen AKPKK, 2016’da yılında kente Balıkesir Merkez Havalimanı adı altında bir havalimanı daha yapma kararı aldı. 1 milyon yolcu sayısı hedeflenen ve proje tutarı 30 milyon lira olarak belirlenen havalimanı, 2019 yılında 76 milyon lira harcanarak tamamlandı ve 2020 yılının Şubat ayında açıldı. Ancak DHMİ Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, havalimanına açıldığı günden bu yana hiç uçak inmedi. İki yıldır hiç tarifeli uçağın inmediği ve hiçbir yolcunun da uğramadığı havalimanında toplam 51 personel görev yapıyor.

Yıllardır kullanılmayan bir başka havalimanı ise Çanakkale’deki Gökçeada Havalimanı. DHMİ Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, 2020 ve 2021 yılında 38 personelin görev yaptığı Gökçeada Havalimanı’na hiç yolcu uğramadı ve hiç tarifeli uçak seferi de düzenlenmedi.

Sadece 3 ay kullanıldı

Bu havalimanı da 15 Ağustos 2010 tarihinde turizmini geliştirme amacıyla yenilenerek hizmete girdi. Dönemin DHMİ Genel Müdürü Orhan Birdal havalimanın açılışında yaptığı konuşmada, havalimanı için toplam 88 milyon 120 bin TL harcandığını açıkladı. Havalimanın açılışına katılan dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ise “Gökçeada Havaalanı adanın turizmine, gelişmesine katkı sağlayacak” dedi.

Ardından ilk tarifeli uçuş 12 Temmuz 2011’de İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan gerçekleştirildi ve dönemin Ulaştırma Bakanı Yıldırım tarafından haftada iki gün İstanbul’a tarifeli uçuşların yapılacağı duyuruldu. Ancak havalimanı sadece 3 ay kullanıldı ve Yıldırım’ın açıkladığı tarifeli uçuşlar sadece 3 ay yapıldı. Bir daha havalimanına hiç tarifeli uçak seferi düzenlenmedi.

Metrobüsler çürüdü

Kamunun milyonlarca lirası da İstanbul için alınan ama kullanılamadığı için çürüyen metrobüslere harcandı. Araçlar, İBB’nin AKPKK tarafından yönetildiği dönemde “Bu araçlar İstanbul’un topografik yapısına uygun değil” uyarılarına rağmen belediye kasasından 63 milyon avro ödenerek alındı. 2008 ve 2009 yılında araçları alan İETT Genel Müdürü Mehmet Öztürk, 63 milyon avro ödenen ve hurdaya ayrılan metrobüsleri aldığı için hiç pişman olmadığını belirtti. Öztürk, geçen yıl BirGün’e yaptığı açıklamada “Bugün olsa o metrobüsleri yine alırım” dedi. Normal körüklü otobüs fiyatının dört katına denk gelen Hollanda menşeli otobüsler, İstanbul yollarının fiziki koşullarına uyum sağlayamadığı için sık sık arızalandı. Arızalar nedeniyle otobüsler arada sırada sefere çıkarıldı, çoğu garajlarda çürümeye bırakıldı. İETT’ye metrobüs ve otobüs alımlarında usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yargılanan, kurumun eski Genel Müdürü Mehmet Öztürk’ün de aralarında bulunduğu 18 sanık yargılandı ve 2011 yılında beraat etti.

Kaynak: Birgün gazetesi

Tamamını okuyun

Gündem

‘İnsan kaçıran savcı da var, milyon dolar karşılığı sipariş operasyon yapan da’

25 Temmuz 2022 – 12:58

Adana terör savcısının uyuşturucu çetesi yöneticiliğinden tutuklanması, yargının içler acısı halini bir kez daha gözler önüne serdi. Gazeteci Timur Soykan benzer daha önceki vakaları sıralayarak, “Bu bataklıkta mülkün temeli çöküyor…” yorumunda bulundu.

Son günlerde tartışılan ‘uyuşturucu baronu savcının’ aslında ilk olmadığı biliniyor. Gazeteci Timur Soykan köşesinde isim ve tarihleri de vererek benzer örnekleri anlattı.Soykan, “Tek adam rejimi için devlet kurumları yok edildi, yargı bataklığa dönüştürüldü. Uyuşturucu şebeke lideri savcı bataklığın derinliğini gösteriyor. İran ajanları için adam kaçıran, milyon dolar karşılığı sipariş operasyon yapan savcılar da gördük” dedi.
Adana’dan Konya’ya uyuşturucu sevkiyatı yapan şebekeye yönelik Konya Narkotik Şube Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği operasyonda, polis memuru olan kuryenin telefonunda yapılan incelemede savcı Osman Yarbaş’a ulaşılmıştı.

Kurye polisin telefonunda Whatsapp mesajlaşma uygulamasının incelenmesinde, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunda görevli Cumhuriyet Savcısı Osman Yarbaş’ın F.K’ye uyuşturucu sevkiyatı ile ilgili talimatlar verdiğini tespit edilmişti.

Gündem olan olay, aslında bir ilk değil. Gazeteci Timur Soykan, Birgün’de yayımlanan “Savcılar ve çeteleri” başlıklı yazısında benzer örnekleri anlattı:

‘MİLYON DOLARA OPERASYON SİPARİŞİ’
Örnek 1:

“Savcı Lütfi Karabacak, İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görev yapıyordu. Halen yargılandığı iddianameye göre; Yargıtay’da bağlantıları olan Murat Ayyıldız ile birlikte dosyaları ‘çözmek’ karşılığında para alıyorlardı.

10 Kasım 2018’de Savcı Lütfi Karabacak ve Murat Ayyıldız, İstanbul Etiler’deki lüks lokantada Fenerbahçe Spor Kulübü Genel Sekreteri Burak Çağlayan Kızılhan ile buluştu. Yurt dışındaki yüz milyonlarca dolarlık inşaat işlerinin ödemelerini alamayan Kızılhan, tefecilere borçlanmış ve bol sıfırlı çekler imzalamıştı. O gün Etiler’deki lokantada Savcı Lütfi Karabacak’tan tefecilere operasyon yapmasını istiyordu.
Savcı Karabacak yanındaki Murat Ayyıldız’ın MİT mensubu olduğunu söylemişti. Masada hiç konuşmayan bu adamı göstererek ‘Parayı ona vereceksiniz. Dosya bana geldiğinde 100 bin dolar, operasyondan sonra 900 bin dolar daha teslim edeceksiniz’ dedi. Dosya önüne geldiğinde 100 bin doları Murat Ayyıldız alıp getirdi. Kısa süre sonra tefecilere operasyon yapıldı. Aynı gün Murat Ayyıldız operasyonu sipariş edenlerin kapısını çaldı. Ancak 900 bin dolar yerine 250 bin dolar ile geri döndü. Savcı Karabacak sinirlenmişti. Tefeci örgütün yöneticisi olarak gözaltına aldırdığı Mahmut Ak’ı serbest bıraktı. Elbette karşılığını almıştı. Diğer şüphelileri tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne gönderdi. Hakim liderin bırakılıp diğer şüphelilerin tutuklanması istenen dosya önüne gelince çok şaşırdı. Adalet sisteminin çivisi çıkmıştı.

CASUS SAVCININ İNSAN KAÇIRMA ÖRGÜTÜ

Örnek 2:
İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görevli Savcı Davut Yılmaz, 24 Şubat 2022’de tutuklandı. İddianameye göre; Savcı Davut Yılmaz ve savunma sanayi şirketi sahibi İhsan Sağlam, İran istihbaratı için Türkiye’deki kişileri kaçırıyordu. Savcı Davut Yılmaz, İhsan Sağlam’a İranlıların UYAP sisteminden aldığı adres, telefon bilgilerini veriyordu. Bu işte kullanılacak araçlara Adalet Bakanlığı kartı takmış ve çakar sistemi kurdurmuştu. Denizli’de yaşayan eski İran albayı Mashai Firouzei ile eşi ve çocuğunu Şubat 2019’da kaçırıp Van’da İran ajanlarına teslim ettiler.

Savcı, adliyedeki odasında İranlı ajanlarla görüşecek kadar rahattı. Bir süre sonra İhsan Sağlam’ı devreden çıkarıp bütün parayı kendisi almak istedi. İki polisin arasında olduğu bir ekip kurdu. Eylül 2019’de hedefleri eski İran Deniz Kuvvetleri subayı olan Mohammed Rezaei’yi kaçırmaktı. Ancak Savcı Davut Yılmaz’ın ekibindeki polislerle İhsan Sağlam’ın ekibi birbirine girdi. Birbirlerine silah çektiler. İranlı eski asker son anda kurtuldu.

Savcı Davut Yılmaz, Aralık 2021’de ise Zonguldak’ta yaşayan İranlı bilgisayar yazılımcısı ve ekonomist Shahnam Golshani’yi kaçırmayı hedefliyordu. Bu kez ekibinde bir albay da vardı. Ancak artık takip altındaydılar ve bu kaçırma girişimi de başarısız oldu.

YARGIDA BATAKLIK KAVGASI
Örnek 3:

Hakim ve Savcılar Kurulu Birinci Daire Üyesi Hamit Kocabey, 14 Ekim 2021’de istifa etti. İddiaya göre; Hamit Kocabey’in avukat oğlu Nizamettin Kocabey, Bataklık Operasyonu kapsamında aranan bir kişiyi kurtarmak için Ankara Adliyesi’ndeki hakime baskı yaptı. İddiaya göre; bunun için yüklü miktarda para almıştı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ‘Türkiye tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu’ dediği Bataklık Operasyonu yargıda kavga çıkarmıştı. Ankara Başsavcısı Yüksel Kocaman, konuyu yukarılara taşıdı. Hamit Kocabey’e yakın isimler ise yakalama kararı olan zanlının para kopartmak için şüpheli yapıldığını iddia ediyordu. Bu zanlı takipsizlik kararıyla kurtuldu. Hamit Kocabey istifa etti, Yüksel Kocaman ise tenzili rütbe ile Yargıtay’a atandı. İddialarla ilgili bir soruşturma yok.”

‘BÖYLESİ BİR ÇÜRÜME VE YOZLAŞMA DAHA ÖNCE GÖRÜLMEDİ’ 

Soykan, yazısının son bölümünde, “anlatmakla bitmez” diyerek, şöyle yazdı: “Mesela; İranlı uyuşturucu baronu Zindaşti’yi Burhan Kuzu’nun baskısı ve 3.5 milyon dolar rüşvet karşılığında serbest bıraktığı iddia edilen Cevdet Özcan…

Bir başkası; Atadedeler Çetesi operasyonunda gözaltına alınan Kobani Davası’nın hakimi ve Amasya’da görevli savcı…
Elbette AKP öncesinde de kirli siyasiler, bürokratlar, polisler, yargı mensupları vardı. Ama…Böylesi bir çürüme ve yozlaşma daha önce görülmedi.”

Timur Soykan, yazısını, “Bu bataklıkta mülkün temeli çöküyor…” ifadesiyle noktaladı.

Tamamını okuyun

Türkiye

“Soylu’nun kolay kurtulabileceğini düşünmüyorum”

25 Temmuz 2022 – 07:49

Eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar, KRT TV’de konuk olduğu programda Sezgin Baran Korkmaz’ın ABD’de başlayan yargı sürecine ilişkin dikkat çeken yorumlarda bulundu. Sağlar, “Erdoğan ve AKP’nin başını epey ağrıtacak. Süleyman Soylu’nun kolay kurtulabileceğini düşünmüyorum” dedi.

“Sezgin Baran Korkmaz’ın ABD’ye gitmesi 2. Zarrab olayından daha ileri” diyen Sağlar, şöyle devam etti: “Çünkü Zarrab olayı ABD’nin kararını delen Türkiye’nin zaruri ihtiyaçlarını yerine getirmek adına yapılmış bir şey ve onun için toleranslı baktılar. Ama Türkiye’nin var olan yaptırımları delmesinden dolayı da takibe aldılar. Fakat SBK’nın durumu öyle değil. Bir milyar dolar yanlış gelir beyanıyla elde edilen paranın büyük miktarı Türkiye’ye kara para olarak gelip, şirketler hanlar hamamlar yatlar alınarak aklandı. Dolayısıyla Türkiye’nin bir kara para aklama, kayıt dışı ekonomiyi desteklemesi, hükümet tarafından bunun kucaklanması söz konusu. Onun için Erdoğan ve AKP’nin başını epey ağrıtacak. Benim yorumum Zarrab meselesinden çok daha ileri gidecektir.”

Sezgin Baran Korkmaz’a ilişkin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında kayıtların olduğunu belirten Sağlar, “Milletvekili Ahmet Şık’ın belirttiği 10 milyon Euroluk aracılık iddiası var. Soylu hakkında bu konuya dahli olduğuna dair iddialar var; mesela MASAK raporları; önce büyük suçlamalar olduğu, sonra bu suçlamaların geri çekildiğine dair… Sedat Peker’in söylediği ‘Bana kaç dediğin gibi ona da kaç mı dedin’ ifşaatı var. Korkmaz’ın hakkında dava açılmasından bir gün önce kaçtığını biliyoruz. Soylu, TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nda bu konuda sorulara yanıt verirken, ‘Yukardan aşağı karar aldık, ABD’yi ters köşeye yatırdık’ diyor, ne demek istediğini anlamış değilim” diye konuştu.

Tamamını okuyun
Advertisement
Genel3 gün önce

AKPKK rejimi, milletin milyarlarca lirasını çöpe attı

Fransa2 hafta önce

Fransa’da kuraklık tehlikesi

Teknoloji2 hafta önce

Microsoft ve Alphabet’in bilançoları beklentileri karşılayamadı

Genel2 hafta önce

Organ kaçakçılığı iddiasıyla yargılanan 4 sanık ilk duruşmada tahliye oldu

Gündem2 hafta önce

‘İnsan kaçıran savcı da var, milyon dolar karşılığı sipariş operasyon yapan da’

Amerika2 hafta önce

Amerika halkı, yakında bir iç savaş çıkacağına inanıyor

Türkiye2 hafta önce

“Soylu’nun kolay kurtulabileceğini düşünmüyorum”

Türkiye3 hafta önce

Uyuşturucu baronu savcının WhatsApp yazışmaları ortaya çıktı

Gündem3 hafta önce

Uyuşturucu operasyonu: Savcı uyuşturucu baronu, polisler kurye çıktı

Türkiye3 hafta önce

Silineceği söylenen KYK faizleri anaparaya dahil edildi, sisteme giren öğrenciler neye uğradığını şaşırdı

Çin3 hafta önce

Çin Dışişleri Bakanı: Batı, Ortadoğu’nun iç işlerine karışmayı bırakmalı

Avrupa4 hafta önce

Fransa’da orman yangınlarında on bin kişi tahliye edildi

Amerika4 hafta önce

“Başka ülkelerde darbe planlarına yardım ettim”

Gündem4 hafta önce

Türkiye’nin bir çok şehrinde buğday tarlaları yakılıyor

Amerika4 hafta önce

Joe Biden’ın oğlu Hunter Biden’ın telefonu açıldı: Sübyancılık ve uyuşturucu sapkınlıkları ortaya çıktı

Sağlık4 hafta önce

Dişlerinizi sizin yerinize fırçalayacak minik robotlar icat edildi.

Avrupa4 hafta önce

ABD merkezli Uber şirketinin taksi piyasasına savaş açarken hükumetler nezdinde yasaları çiğnemiş

İngiltere1 ay önce

Johnson’a destek düşüyor: İstifa eden bakanların sayısı 18’e yükseldi

Avrupa1 ay önce

İtalya’nın Verona ve Pisa şehirleri kuraklık nedeniyle su kaynaklarını kısıtlıyor

Amerika1 ay önce

ABD’de çocuğu yetersiz beslenmeden ölen vegan anne, suçlu bulundu

Bilim1 ay önce

Sözde Kovid-19 aşıları kısırlığa neden oluyor

Gündem1 ay önce

“Teklif yasalaşırsa, kendi çay bahçemizde sözleşmeli çiftçi olarak çalışacağız”

Genel1 ay önce

ABD’deki ‘ünlü’ Türk doktor Serhat Gümrükçü dolandırıcı ve sahtekar çıktı

Türkiye1 ay önce

Mansimov: Ağar’ın yattığı cezaevine helikopter pistini oğlu istedi, 20 bin dolar verdim

Avrupa1 ay önce

Milano’da süs havuzları kapatıldı, piskopos yağmur duasına çıktı

Gündem4 hafta önce

Türkiye’nin bir çok şehrinde buğday tarlaları yakılıyor

Amerika4 hafta önce

Joe Biden’ın oğlu Hunter Biden’ın telefonu açıldı: Sübyancılık ve uyuşturucu sapkınlıkları ortaya çıktı

Türkiye2 hafta önce

“Soylu’nun kolay kurtulabileceğini düşünmüyorum”

Gündem3 hafta önce

Uyuşturucu operasyonu: Savcı uyuşturucu baronu, polisler kurye çıktı

Genel3 gün önce

AKPKK rejimi, milletin milyarlarca lirasını çöpe attı

Türkiye3 hafta önce

Silineceği söylenen KYK faizleri anaparaya dahil edildi, sisteme giren öğrenciler neye uğradığını şaşırdı

Türkiye3 hafta önce

Uyuşturucu baronu savcının WhatsApp yazışmaları ortaya çıktı

Gündem2 hafta önce

‘İnsan kaçıran savcı da var, milyon dolar karşılığı sipariş operasyon yapan da’

Amerika4 hafta önce

“Başka ülkelerde darbe planlarına yardım ettim”

Genel2 hafta önce

Organ kaçakçılığı iddiasıyla yargılanan 4 sanık ilk duruşmada tahliye oldu

Amerika2 hafta önce

Amerika halkı, yakında bir iç savaş çıkacağına inanıyor

Sağlık4 hafta önce

Dişlerinizi sizin yerinize fırçalayacak minik robotlar icat edildi.

Avrupa4 hafta önce

ABD merkezli Uber şirketinin taksi piyasasına savaş açarken hükumetler nezdinde yasaları çiğnemiş

Fransa2 hafta önce

Fransa’da kuraklık tehlikesi

Çin3 hafta önce

Çin Dışişleri Bakanı: Batı, Ortadoğu’nun iç işlerine karışmayı bırakmalı

Avrupa4 hafta önce

Fransa’da orman yangınlarında on bin kişi tahliye edildi

Teknoloji2 hafta önce

Microsoft ve Alphabet’in bilançoları beklentileri karşılayamadı

Yorumlar

Nübüvvet’in İlk Yılların… için Ali KEMER
Sözde koronavirüs aşılarının k… için Abdurrahman Aydın
Sözde İçişleri Bakanı Süleyman… için Hasan
Marmara Denizi’nin dibi… için Abdurrahman Aydın
Japonya’da yeni bir örde… için Abdurrahman Aydın
Metafizik savaşta bozguna uğra… için Abdurrahman Aydın
Vatandaşa tam kapanma eziyeti… için Abdurrahman Aydın
İngiltere’de aşı yaptıra… için Abdurrahman Aydın
Etna Yanardağı tekrar lav püsk… için Abdurrahman Aydın
Reuters: Büyük Türk bankaları… için Abdurrahman Aydın
İsrail’de Pfizer/BioNTec… için Abdurrahman Aydın
Japonya’da yanardağ patl… için Abdurrahman Aydın
İsrail’de Pfizer-BioNTec… için Abdurrahman Aydın
Endonezya’da kayıp deniz… için Abdurrahman Aydın
Fransa’da askerlerden Macron… için Hasan

Öne Çıkanlar

Copyright © Haber Özel TV sitesi bir Akademi Dergisi - Mehmet Fahri Sertkaya projesidir.