Connect with us

Türkiye

Bakan Kurum: Deprem bir milli güvenlik meselesidir

1 Temmuz 2021 – 13:36

Bakan Murat Kurum, TBMM Depremlere Karşı Alınabilecek Önlemleri Araştırma Komisyonunda sunum yaptı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “Biz bakanlık olarak, depremle mücadeleyi sadece bir istikbal mücadelesi olarak değil, dahası istiklal mücadelesi olarak görüyoruz. Depremle mücadele terörle mücadele kadar önemlidir. Bir milli güvenlik meselesidir. Hatta terörün ve savaşların bile bu millete yapamadığını, maalesef deprem yapabilir diyoruz.” ifadesini kullandı.

TBMM Depremlere Karşı Alınabilecek Önlemleri Araştırma Komisyonu, AK Parti Sakarya Milletvekili Recep Uncuoğlu başkanlığında toplandı.Türkiye’nin yüzde 66’sının deprem riskli alanlarda yer aldığını, son bir asırda 90 bin vatandaşın depremlerde hayatını kaybettiğini belirten Kurum, bugün itibarıyla bakıldığında; nüfusun yüzde 70’inin ve büyük sanayi tesislerinin yüzde 75’inin deprem tehlikesi altında olduğunu söylemenin mümkün olduğunu belirtti.

Meydana getirdiği hasar ve can kaybı açısından yüzde 61’lik bir oranla deprem afetinin, Türkiye’de yaşanan afetler içerisinde birinci sırada yer aldığını, bundan sonra heyelanlar ve taşkınların geldiğini vurgulayan Kurum, Kandilli Rasathanesi verilerine göre, Türkiye’de ortalama 18 ayda bir 6,0 ile 6,9 büyüklüğünde depremin meydana geldiğini söyledi.

Kurum, son 100 yılda Adana, Erzurum, Varto, Bingöl, Tokat, Erzincan, Van, Kütahya ve Afyonkarahisar Dinar, Elazığ ve İzmir depremlerinin yaşandığını anımsatarak, “Hele hele 17 Ağustos’ta, yüzyılın depremini yaşadık. 18 bin canımızı kaybettik. Ben bu vesileyle tüm deprem ve afetlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. 1509 İstanbul depremi kayıtlarda ‘küçük kıyamet’ olarak geçmektedir. Anadolu coğrafyası, maalesef ‘küçük kıyamet’ten ‘büyük İstanbul depremine’ doğru yol almaktadır. Son 60 yıllık istatistiklere bakıldığında; doğal afetlerin ülkemizde neden olduğu doğrudan ve dolaylı ekonomik kayıpların, bugünkü gayrisafi milli hasılanın yüzde 3’ü kadar olduğu görülmektedir.” diye konuştu.

Kocaeli Depremi sonrasında ekonomik kayıplara ilişkin milyar dolarlar mertebesinde maliyetler ortaya konulduğunu ifade eden Kurum, depremler sonrasında yaşananları anlattı.

“Terörle mücadele gibi”

Dünya genelinde ve Türkiye’de gördükleri iyi uygulamaların afet risk yönetiminin çok paydaşlı, çok katılımlı, çok güçlü mekanizmalarla başarıya ulaştığını kendilerine gösterdiğini anlatan Kurum, şöyle devam etti: “Kesin çözüm, yönetim değil yönetişimdedir, ayrı ayrı değil birlikte yönetmektedir, ortak akıldadır, ortak eylemdedir. Biz diyoruz ki şehirlerimizi depreme karşı hazırlamanın iki temel yolu vardır: İlki mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi, güçlendirilmesidir. İkincisi ise yapı üretim sürecinin denetlenmesidir. İlki, mevcut olumsuzluğu azaltırken, ikincisi geleceği kazanmakla ilgilidir. Biz bakanlık olarak her iki yolu da önemsiyor, her ikisine de eşit değer veriyoruz, çalışmalarımızı da bu iki başlıkta şekillendiriyoruz.” dedi.

Siz kıymetli vekillerimize de şunu söylüyoruz. Biz bakanlık olarak, depremle mücadeleyi sadece bir istikbal mücadelesi olarak değil, dahası istiklal mücadelesi olarak görüyoruz. Depremle mücadele terörle mücadele kadar önemlidir. Bir milli güvenlik meselesidir. Hatta terörün ve savaşların bile bu millete yapamadığını, maalesef deprem yapabilir diyoruz. Bu sebepten, bu meseleyi bir kurtuluş savaşı olarak görmenin herkesin asli vazifesi olduğunu ifade eden Kurum, çünkü milletin canından daha mukaddes bir şeyin olmadığını söyledi.

Kurum, “Bugün ülkemizde 17 milyon bina var. 28,6 milyon konut var. Yaklaşık 6,7 milyonu riskli. Bunun da yaklaşık 1,5 milyonunun acil dönüşüme girmesi gerekiyor. Yine depremin merkezi olan İstanbul’da 1,2 milyon bina ve 6,1 milyon konut, 1,1 milyon iş yeri bulunuyor. İstanbul’umuzda da riskli 1,5 milyon konut var. Bunlardan da 300 binini çok acil bir şekilde, el birliğiyle dönüştürmemiz gerekiyor.” dedi.

Kentsel dönüşümTürkiye’de kentsel dönüşüm çalışmalarına değinen Kurum, şu değerlendirmelerde bulundu: “Cumhurbaşkanımızın, 2012 yılında, her türlü siyasi bedeli göze alarak İstanbul’dan başlattığı kentsel dönüşüm seferberliğimizi; ‘Türkiye’nin Her Yerinde Kentsel Dönüşüm’ hedefiyle daha da hızlandırdık. Temel ilkelerimiz; yerinde, gönüllü ve hızlı dönüşüm. Her yıl 300 bin konut olmak üzere acil dönüşmesi gereken 1,5 milyon konutun dönüşümünü 5 yıl içinde bitireceğiz. Şu an 81 ilimizde, 922 ilçemizde riskli yapı, riskli alan ve yenileme çalışmalarımız kapsamında 1 milyon 500 bin konutun dönüşümünü tamamladık. Kentsel dönüşüm kapsamında bugüne kadar 16,5 milyar lira kaynak kullandık. Diğer taraftan TOKİ Başkanlığımızla 19 yıl içinde 180 milyar lira yatırımla 1 milyon konut ve 21 bin 764 sosyal donatı ürettik. Toplamda kentsel dönüşüm ve sosyal konut anlamında 2,5 milyon konutu vatandaşlarımıza teslim ettik. Bu da 10 milyon vatandaşımızın can ve mal güvenliğini teminat altına almak demek. Şu anda da sahada, ülke genelinde yatırım değeri 81 milyar lira olan 272 bin 261 sosyal konut ve kentsel dönüşüm konutumuzun inşası devam ediyor. Son iki yıl içinde de toplam 80 bin konutun teslimini yaptık.Yine 67 il ve 140 projede başlatılan 50 bin sosyal konutun ve 81 ilde 262 ayrı projede yaptığımız 100 bin sosyal konutun inşaatları hızla devam ediyor. Eskiden, 90’lardan önce, özellikle inşaat mühendislerinin çok kullandıkları bir kavram vardı. Yapılan binalar için yeterli miktarda ‘yapı polisi’ atanmalı denirdi. İşte biz yapı denetim sistemimizle 2001 yılından bugüne kadar 800 bin binamızı denetledik. Bu binalarda yaklaşık 6,1 milyon bağımsız bölüm var. Halen 400 bin binanın denetimine ise devam ediyoruz. Şu ana kadar kamu ve özel sektör eliyle yapılan kentsel dönüşümle, TOKİ konutlarımızla ve yapı denetim sistemimizle ülkemizdeki binaların yüzde 55’ini güvenli hale getirdik, 45 milyondan fazla vatandaşımızı güvence altına aldık. Bina kimlik kartı zorunluluğuKentsel dönüşümün önündeki tüm engelleri ortadan kaldırmak için geçtiğimiz 2 yıl içerisinde; tüm siyasi partilerin ortak mutabakatıyla kanuni düzenlemeler yaptıklarını anımsatan Kurum, bu düzenlemeleri anlattı. Kurum, bundan böyle inşa edilen bütün yapıların kimlik kartı olacağını söyledi.

2021 yılının ikinci yarısından itibaren uygulamaya başlayacakları Bina Kimlik Sistemi (BKS) ile tamamlanan her yapıya sertifika niteliğinde QR kodu ve elektronik etiket verileceklerini belirten Kurum, “Teknolojik bir levha halinde binaya monte edilecek sertifika sayesinde o binanın teknik bilgilerine rahatlıkla ulaşılabilecek. Bina Kimlik Sistemine dahil olan binalarda yapı denetimi daha kolay gerçekleştirilecek. Binada izinsiz yapılmak istenen değişiklikler engellenecek ve bu sayede mimari kirliliğin önüne geçilmiş olacak.” dedi.

Murat Kurum, binaya yerleştirilecek elektronik etiket sayesinde bina bilgilerine 50 metre mesafeden dahi ulaşılabileceklerini vurgulayarak, şunları söyledi: “Böylece yangın ve deprem gibi afet anlarında bina kat planları, yapının genel verileri ve yapıda ikamet eden vatandaş bilgilerine çok kısa sürede erişilebilecek. Bina kimlik sistemiyle binalarda kullanılan malzeme bilgilerinin depolanarak inşaat sektörünün faydalanabileceği bir bilgi havuzu oluşturulmasını da hedefliyoruz. Bu sayede binayı satın alacak ya da kiralayacak vatandaşların önceden bina hakkında genel bilgilere erişmesi sağlanmış olacak. Bu yılın sonuna kadar 100 bin binanın bu sisteme geçmesini sağlayacağız. Bina kimlik sistemi hem depremle mücadele de önemli bir kilometre taşı olacak hem de yurt içinde ve yurt dışında gayrimenkul sektörümüze olan güveni tazeleyecek, ülkemize katma değer sağlayan yenilikçi bir ürün olacaktır. Nisan ayı içerisinde; bakanlıklarımız, özel sektörümüz ve yerel yönetimlerimizle birlikte, deprem dönüşümü ile ilgili çok kıymetli olan bu projemizi milletimizle paylaşacağız.”

Elazığ’da incelemelerde bulunduğunu ifade eden Kurum, şöyle devam etti: “Elazığ depremini; olay yerine intikal, arama kurtarma, enkaz kaldırma, hasar tespit, vatandaşlarımızın tahliyesi, yeni konut yer tespiti ve inşaat çalışmalarının hızlıca başlaması anlamında bir milat olarak görmemiz gerektiğini, siz değerli milletvekillerimize özellikle ifade etmek istiyorum. Yine Elazığ depremi; insan ve ekipman anlamında Türkiye’nin en büyük kurtarma, lojistik ve inşa operasyonu olmuştur. İlk andan itibaren, tüm bakanlıklar olarak, yaraları sarmak için yoğun bir çaba içerisinde olduk. Devletimizin her türlü maddi imkanını seferber ettik.”

Kurum, Elazığ ve Malatya depremi sonrasında yapılan çalışmaları anlatarak, şu anda Elazığ’da, Cumhuriyet tarihinin en büyük, en kapsamlı, en hızlı deprem dönüşümünü gerçekleştirdiklerini ifade etti. İzmir depremi sonrası yapılan çalışmaları da anlatan Kurum, “Depremden hemen sonra hızlı bir şekilde hasar tespit çalışmalarımızı tamamladık. İzmir tarihinin en büyük kentsel dönüşümünü vatandaşlarımızın rızası çerçevesinde yerinde ve hızlı bir şekilde başlattık. TOKİ eliyle toplam 5 bin konut inşa ediyoruz. İzmir depreminden en çok Bayraklı ilçesi Adalet, Salhane, Manavkuyu ve Mansuroğlu mahalleleri etkilenmiştir. Bu mahallelerde 75 bin 400 metrekarelik 7 alanda yerinde dönüşüm uygulamaları gerçekleştiriyoruz.” diye konuştu.

İstanbul’da kentsel dönüşüm çalışmalarına değinen Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kuzey Anadolu Fay hattı nedeniyle İstanbul’da minimum 7 maksimum 7,5 büyüklüğünde bir depremin olacağını bugün artık bilim camiamız başta olmak üzere herkes ifade ediyor ve en çok Avrupa yakasının kıyı kesimlerinin etkileneceğine dair de bilimsel veriler var. Özellikle birlikte çalıştığımız bilim insanları bize, ‘Marmara kıyı şeridinde bulunan 17 ilçenin de tsunamiden etkilenmesi gibi bir manzara olabilir’ diyorlar. Bazı bilim adamları, ortaya deprem modelleri koyuyorlar. Kırılmanın başlangıç noktası ve kırılma yönünün önemi çok büyük. Birinci olasılık kırılmanın batıdan başlayıp doğuya doğru, ikinci olasılık kırılmanın ortadan başlayıp iki tarafa doğru olması. Üçüncü olasılık da kırılmanın doğudan başlayıp batıya doğru ilerlemesi varsayımlarına dayanıyor. Buna göre hesaplamalar yapılıyor. Oluşacak hasar ve kayıplar maalesef her şart altında trajik. Yine, birlikte çalışma yaptığımız iyimser hocalarımız bize, ‘İstanbul kıyılarında büyük bir gerilim birikmesi var. Şanslı isek, biriken bu gerilim birden fazla küçük depremle dağılır ve ortadan kalkar’ diyorlar.

Hasılıkelam depremden tsunamiye, İstanbul’un jeolojik ve jeofizik durumundan binalardaki mühendislik uygulamalarının yeterliliğine kadar her alanda, olası İstanbul depremine çalışıyoruz. Bugün medeniyetimizin başkenti İstanbul’umuz; acil durum sinyali veriyor. İstanbul’un özellikle eski yerleşimleri; göç nedeniyle denetimsiz yapılmış, ‘ben yaptım oldu müteahhitliğinin ve ‘başımı sokacak bir yerim olsun’ psikolojisinin bir sonucu oluşan mühendislik hizmeti almamış yapılardan müteşekkil yerlerdir. ‘Az evvel İstanbul’un kıyı şehirlerini vuracak dediniz, şimdi de İstanbul’un her yeri riskli diyorsunuz’ diyebilirsiniz. Bakın bunun en son örneğini İzmir’de gördük. Deprem 6,8 büyüklüğünde Sisam’da oldu, 70 kilometre uzakta zemin sorunları ve bina sorunları nedeniyle 500 tane binada ağır ve orta hasar oluştu Bayraklı ve çevresinde. Demek ki bir kentte deprem riskleri hesaplanırken fay hattına uzaklık avantaj olsa da iç kesimlerdeki yapıların durumu ve zeminleri de çok çok önemli. Ama tabii ki faya yakınlığı itibariyle Avrupa yakasında Silivri, Büyükçekmece, Küçükçekmece, Bakırköy, Zeytinburnu, Fatih; Anadolu Yakası’nda ise Maltepe, Kadıköy’ün sahilleri, Kartal, Tuzla hepsinden daha sıkıntılı.”

Bakan Kurum, 2000 yılından sonra Türkiye’de 2 milyon yeni binanın yeni mevzuata göre yapıldığını, bu binalarda 12 milyon bağımsız bölümün bulunduğunu bildirdi. İstanbul’da ise yeni mevzuata göre 273 bin bina, yani 2,5 milyon yeni konut yapıldığına dikkati çeken Kurum, bunun yaklaşık 10 milyon İstanbullunun sağlıklı ve güvenli konutlarda yaşadığının göstergesi olduğunu kaydetti. Kurum, “Bu konutların yarısı da kentsel dönüşümdür. Yani biz 2000 yılından bu yana İstanbul’da 5 milyon vatandaşımızın sağlıklı, güvenli konutlarda yaşamasını sağlamış bir dönüşümü gerçekleştirdik. Eğer önümüzdeki 5 yılda hızımızı arttırır, çok iyi çalışırsak İstanbul’daki risk durumunu büyük oranda ortadan kaldırabiliriz. Bu da ülkemizin özellikle 1999 depreminden sonra kentsel dönüşüm ve şehircilik anlamında ortaya koyduğu başarının fotoğrafıdır.” diye konuştu. İstanbul’da yapılan çalışmaları anlatan Kurum, 68 riskli alanda, 35 bin binada, 117 bin konutun dönüşümü için çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.Akıllı şehir projesiÇevre ve Şehircilik Bakanı Kurum, İstanbul’da yeni yerleşim alanı olarak kullanılmaya elverişli 49 rezerv alanı olduğunu dile getirerek Gaziosmanpaşa, Kartal Orhantepe, Kadıköy, Üsküdar, Kağıthane, Ataşehir, Maltepe, Bağcılar, Güngören, Zeytinburnu, Eyüpsultan, Başakşehir, Beyoğlu Sütlüce, Okmeydanı, Hacıhüsrev ve Esenler’de yeni konutlar, yeni iş yerleri yaptıklarını anlattı.

Esenler’de rezerv yapı alanında 60 bin konut ürettiklerini dile getiren Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada dünyanın sıfırdan kurulan ilk akıllı şehir projesini hayata geçiriyoruz. Burada yapacağımız konutlar İstanbul’daki donatı alanlarındaki riskli yapıların dönüştürülmesinde kullanılacak. İstanbul’daki belediyelerimizden bu konuyla ilgili talepleri topladık. Projemizin ilk bölümü olan Güney (Metris) Rezerv Yapı Alanımızda 10 bin rezerv konut yapıyoruz. Birçok konutumuzun inşaatını tamamlama aşamasına geldik. Bu alanda inşa ettiğimiz toplam 2 bin 30 konutun, 1072’sini yıl sonuna, 958’ini ise 2021 yılının ilk yarısında tamamlayacağız. Geçtiğimiz ekim ayında Esenler’de yeni bin 617 konutumuzun temelini attık. Temelini attığımız bu konutlarla birlikte toplam 3 bin 647 konut ve 78 ticari biriminin inşaatlarını başlatmış olduk. Fikirtepe’de dönüşümün yolunu kesintisiz olarak açtık. 60 bin vatandaşımızı ilgilendiren yatırım tutarı 5 milyar lira olan Yeni Fikirtepe Projesi’nde tüm altyapılarıyla beraber 15 bin konutun inşa çalışmalarını yürütüyoruz. Fikirtepe’nin master planını hazırladık. Bu plana uygun imar planımızı da hazırladık, askıya çıkardık. Bir aylık askı süreci tamamlandıktan sonra nisanda ihalesini yapıp etaplar halinde çalışmalarını başlatacağız. İnşallah Nisan 2023’te Fikirtepe’mizin konutlarını büyük oranda vatandaşlarımıza teslim edeceğiz.” Karadeniz Bölgesi’nde, sel ve heyelan riski altındaki yapılar ile şehirlerin içinde sıkışıp kalmış eski sanayi sitelerini de dönüştürdüklerine işaret eden Kurum, tarihi kent meydanlarını tekrar gün yüzüne çıkarmaya yönelik çalışmaların da sürdüğünü, bu çerçevede “Tarihe vefa, geçmişe saygı” sloganıyla 44 ilde 79 tarihi meydanı yeniden ihya ettiklerini vurguladı.

“Köyde dönüşüm uygulaması şart”

Kurum, köylerin güvenli yapı stokuna kavuşması için köyde dönüşüm uygulamasının şart olduğunu belirtti. Kentlerdeki konut baskısını azaltmak için mutlaka kırsal gelişimin hızlandırılması gerektiğine dikkati çeken Kurum, “Kırsalda yaşamanın cazibesini arttırmamız gerekir ki vatandaşlarımız dönebilsin ve böylece şehirlerimiz üzerindeki konut baskısı azalabilsin.” dedi. Kurum, Tarımköy Projesi ile daha önce 45 ayrı projede 7 bin tarım köy konutunun yapımını tamamladıklarını, Elazığ’da 1265, Malatya’da 1555 tarım köy tipi konut ve ahır projesi inşaatına başladıklarını söyledi.

Türkiye’de bir ilk ve model olacak ahır projelerini Ağrı’dan başlattıklarını vurgulayan Kurum, “550 milyon liralık yatırım bedeli olan bu projede 341 ahır ve 3 veteriner binası yapıyoruz. Projemizin ihalesini yaptık. Çalışmalarını başlattık. Kırsal alanda yaşam standartlarını iyileştirerek köylerimizde üretiminin artmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Köyleri, çiftçilerimiz için yeniden üretimin merkezi haline getirmek istiyoruz.” diye konuştu.

“Siyasi bakılmamalı”

Kentsel dönüşüm çalışmalarına yönelik önerilerini anlatan Kurum, şöyle devam etti:”Her şeyden önce belediyelerin dönüşüm sürecinde yapmaları gerekenler var. Birçok kurumumuzun ve AFAD’ın hazırladığı senaryolara göre çok ciddi can ve mal kaybımız olacaktır. Bizim depremden önce harcamadığımız her 1 lira, depremden sonra 10 lira harcama olarak bize geri dönecektir. Bu nedenle eğer dönüşümü hızlandırmak istiyorsak bir an önce 20 yaş üstü tüm binaların risk durumunu belediyelerimizle birlikte tespit etmeliyiz. Dönüşüm işlemlerimizi bir an evvel gerçekleştirmeliyiz. Artık şehir merkezlerinde olan depremler eski depremler gibi de değil, öyle de olmayacak. Bir enkazın altında kalan bir veya iki kişiden bahsetmiyoruz. Şehirlerimizde, yıkılması gereken binaların içinde artık 1-2 daire yok. Bunların içerisinde 20, hatta 40 daireli olanlar var. Bunlardan bir tanesinin yıkılması bile bir enkaz altında yüzlerce kişinin kalması anlamına geliyor. Bu nedenle ne siyasi partilerimiz ne kamu ne de belediyelerimiz, dönüşümden dolayı oy kaybetme endişesini taşımamalıdır. Hep birlikte adaletli, şeffaf ve katılımcı bir dönüşüm sürecini, Türkiye’nin her yeri için işletirsek bu süreçte vatandaşımızı ikna etmemiz çok kolay.”

“Yerel yönetimler destek vermeli”

Kurum, vatandaşın Silivri, Elazığ ve İzmir depremlerinden sonra depremin ne demek olduğunu gördüğünü, bu nedenle dönüşümü herkesin kabullendiğini ve bu yönde bir beklenti içinde olduğunu anlattı.

Herkesin dönüşümde rantı, metrekare hesabını değil, çocukların hayatını, geleceğini düşünmek zorunda olduğunu vurgulayan Kurum, “İnsanımız kentsel dönüşüme ‘evet’ derken mağdur da edilmek istemiyor. Yani biz en az maddi külfetle ve yerinde dönüşümle bu işi çözmeliyiz. 2012’de çıkan kanunla beraber, ilçe belediyelerimize riski tespit edip yıkma yetkisi verildi. O yetkilendirme herhangi bir siyasi konjonktürle de değişmedi. Belediyelerimizin yetkileri hala devam ediyor. Aktif olan ilçelerimiz var, olmayan ilçelerimiz var. Daha aktif olmalıyız, yetkilerimizi kullanmalıyız. Biz Bakanlık olarak resen uygulama yetkimizi Elazığ’da uyguluyoruz. Belediyelerimiz de yetkilerini kullanmalıdır. Tespitleri yapmalı, yıkımları gerçekleştirmelidir.” diye konuştu. Hiçbir kentsel dönüşüm çalışmasının yerel yönetimlerin desteği olmadan başarılı olamayacağını dile getiren Kurum, yerel yönetimler bünyesinde yeterli teknik bilgi birikimine sahip personelin bulunmaması, bir seçim döneminde tamamlanamayan projelerin diğer dönemde kabul ve destek görmemesi, mali yetersizlik ve güven eksikliği nedeniyle projelerde istenilen başarıya ulaşılamadığını kaydetti.

“Sadece 23 tanesi geri dönüş yaptı”

Bazı belediyelerin, deprem bütçesi oluşturmak bir yana, deprem bütçesini 6- 7 kat düşüren kararlar aldığına işaret eden Kurum, “Birçok belediyemiz geçmişten beri yapılan çalıştay sonuçlarını özetlemekten, Deprem Master Planlarını özetlemekten başka bir şey ne yazık ki yapmıyor. Ama her gittikleri yerde ‘Deprem en önemli gündemimiz.’ demekten de geri durmuyorlar. Biz belediyelerimize, ‘Şehirlerinize ait kentsel dönüşüm strateji belgelerini hazırlayın.’ dedik. Genelgemizi gönderdik. Ama 81 il ve 922 ilçeden sadece 23 tanesi geri dönüş yaptı.” değerlendirmesinde bulundu.

Kentsel dönüşüm için finans çözümleri getirdiklerini aktaran Kurum, şu bilgileri verdi: “Geliştirdiğimiz yeni finansman modelleriyle artık Emlak Katılım Bankamızın, güçlendirmede, yerinde dönüşümde ve alansal dönüşümde garantör rolü olacak. Güçlendirme ve konut kredileri için azami 120 ay vade ile 400 baz puanlık, iş yerleri için azami 84 ay vade ile 300 baz puanlık kar payı desteğini Emlak Katılım Bankamızla vatandaşlarımıza sunacağız. Bu modele göre, ilk önce vatandaşlarımız müteahhit firma ile aralarında sözleşmelerini yapacaklar. Sonrasında güçlendirme veya yapım için ruhsat başvurusu yapacaklar. Emlak Katılım Bankamız, imzalanan sözleşmeyi değerlendirecek. Uygun olan projeler için müteahhit ile arasında iş bitirme protokolü imzalayacak. Vatandaşlarımızın Emlak Katılım Bankamızdan kullandığı finansmanlar, inşaatın ilerleme seviyesine göre müteahhit firmaya aktarılacak.

Böylece bir taraftan vatandaşlarımızın kentsel dönüşümde maliyetlerini azaltıyoruz. Diğer taraftan işin tamamlanmasını garanti altına alıyoruz. Sunduğumuz bu finansman çözümleri hem piyasayı canlandıracak, yeni yatırımcıların piyasaya girişini kolaylaştıracak hem de vatandaşlarımızın ve özel sektörün hak ve menfaatlerini koruyacak.” Doğal afet sigorta sisteminin de geliştirilerek kentsel dönüşüm uygulamalarında kullanılmasının önünün açılabileceğini vurgulayan Kurum, yerel yönetimlere, proje bazında uzun vadelerle kredi imkanlarının sağlanabileceğini, düşük gelirli olduğu tespit edilen hak sahiplerine yönelik faizsiz veya çok düşük faizli kredi imkanının verilebileceğini söyledi. Kurum, orta hasarlı binada oturan vatandaşları, kentsel dönüşüme teşvik etmek amacıyla gerekli düzenlemelerin yapılabileceğine işaret ederek “Risk transferi, gayrimenkul sertifikası ve sigorta sisteminin yaygınlaştırılması sağlanabilir. Yasalarımızda yer alan imar hakkı transferinin, Türkiye’deki kentsel dönüşüm kapsamında çok daha fazla yaygınlaştırılması şarttır. Riskli alanlarda ve binalarda yaşayan vatandaşlarımızın genel ekonomik durumu, kamulaştırma ve satın alma bedellerinin karşılanabilmesi, kira yardımı gibi birçok yeni finansman kaynakları gerektiren alanımız var.” ifadelerini kullandı. Türkiye’de 6,7 milyon bağımsız birimin dönüşümünün tamamının kamu eliyle yapılması durumunda yaklaşık 2 ila 3 trilyon lira kaynağa ihtiyaç duyulduğunu bildiren Kurum, bunun tek başına devletin gerçekleştirebileceği bir meblağ olmadığını kaydetti.Kurum, deprem konusunda vatandaşlarda farkındalığının artırılması için iş birliği yapılması önerisinde bulundu.

Kaynak: AA

Devamını okuyun
Yorum yapmak için tıklayınız

Bir yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Sulama için güneş sistemi kurdu, elektrik masrafından kurtuldu

27 Ağustos 2021 – 11:01

Geniş tarım arazileri ve sulama ihtiyacının büyüklüğüyle öne çıkan Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesine bağlı Sakça köyünde çiftçilik yapan Alaaddin Güneş, soyadına yakışır örnek bir uygulamaya imza attı. Şanlıurfa’da Devlet Su İşleri’ne (DSİ) bağlı faaliyet gösteren Yalınlı Onortak Sulama Birliği’ne kayıtlı olan çiftçi Alaaddin Güneş, kendisine ait 300 dönüm arazide sulama ihtiyacını karşıladığı yeraltı suyu için şebeke elektriğini kullanıyordu. Ancak çiftçi Güneş, enerji maliyetlerinin artarak sürdürülemez hale gelmesi üzerine elektrik ihtiyacını güneş enerjisinden karşılamak için arayışa girdi. Güneş, sulama yapmak için tükettiği elektriği karşılamak amacıyla arazisine 240 panelden oluşan güneş enerjisi sistemi kurdu.


Sistemle yer altından günde 2 bin 400 ton su çıkardıklarını belirten Alaaddin Güneş, yıllardır çiftçilik yaptığını ve arazisi geniş olduğu için çok fazla su ihtiyacı olduğunu aktardı. Güneş, “Yeraltı suyunu çıkarmak ciddi miktarda enerji gerektiriyor. Yüksek maliyeti nedeniyle arazimizin yarısında sulama yapamıyorduk. Topraklarımızı verimli şekilde değerlendiremiyorduk. Devletten aldığımız tarım desteği elektrik masrafına gidiyordu. Hatta bazen üzerine para bile koymak zorunda kalıyorduk” dedi.

Arayış sonrası yaptığı araştırmada güneş enerjisi sistemlerinin bölgede bilindiğini ve yaygınlaştığını fark ettiğini ifade eden çiftçi Güneş, güneş enerji sistemini herkes konuştuğunu kaydetti. Güneş, “Güneş enerjisi sistemini herkes konuşuyordu. Önce bu sistemi kullananlardan bilgi aldım. Başta Diyarbakır olmak üzere çevre illere giderek sistemi araştırdım. Bu alanda hizmet veren bir firmayla anlaştık. Geçen yıl mart ayında araziye 96 kW gücünde 240 panelden oluşan güneş sistemi kuruldu. Toplam yatırım maliyeti 370 bin lira oldu. DSİ yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde bu yıl enerji ve sulama maliyetimizde geçen yıla göre üçte iki oranında düşüş olacağını tahmin ediyoruz. Bu arada bizim projemiz çevredeki diğer çiftçilere örnek oldu. Bir çok çiftçi arkadaşımız benzer bir arayışa girdi. Bu sistemlerin bölgede yaygınlaşması çok faydalı olacaktır. Bu sayede çiftçilerimiz enerji ve sulama maliyetinden kurtularak verimli tarım imkanına kavuşabilir” şeklinde konuştu.

Tamamını okuyun

Genel

Bozkurt’taki HES santralinin ÇED raporu kıyağı yapılan sahibi

16 Ağustos 2021 – 07:11

Kastamonu’da meydana gelen sel felaketinin ardından gözler felaketin yaşandığı Bozkurt ilçesindeki HES’e çevrildi. HES ile ilgili son olarak CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı’nın “Yıkılan HES yapıları burada, yalan söyleyen bakanlar orada. İşte görüntüler. Neyi saklıyorsunuz, kimi koruyorsunuz?” sözleri sonrasında gözler bu HES’i kimin inşa ettiğine çevrilmişti

JET hızıyla yükselen firma…

Kastamonu Bozkurt’ta bulunan ve vekil Hasan Baltacı’nın sosyal medyada yıkıldığını ifade ettiği HES’in adı Ebru Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali.

Ebru Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali ise Tesla Enerji Elektrik Üretim Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi’ne ait.

Bu şirketin sahibi ise Zülfikarlar Holding ve İsfendiyar Zülfikari…

Özelleştirmeden Türkiye Petrolleri’ni almışlardı…

Zülfikarlar Holding daha önce özelleştirmeden Türkiye Petrolleri’ni satın alan firma olmuştu.

AKPKK tarafından özelleştirme kapsamında Zülfikarlar Holding’e satılan Türkiye Petrolleri satış tarihi itibariyle 13 milyon TL dönem karı elde eden,yaklaşık 400’e yakın dağıtım istasyonu olan,98 milyon 367 bin TL’lik stok mala sahip bir kamu şirketiydi.

BDDK, hakkında soruşturma açtı…

Zülfikarlar Holding ve genç patronu, eski Fenerbahçe Spor Kulübü yöneticisi İsfendiyar Zülfikari ise kamuoyu gündemine bir dönem de holdinge BDDK tarafından açılan soruşturma ile gelmişti.

Zülfikarlar Holding’e bağlı şirketlerden Akdeniz Factoring’in kamu bankalarından aldığı düşük faizli dövizi özel şirketlere yüksek faizle kredi olarak kullandırdığı iddiası ile hakkında soruşturma açılmıştı.

Holdingin 5 kamu bankasından 1.2 milyar TL kredi kullanıp, bu krediyi 200 milyon dolar olarak Londra bankalarına aktardığı da SÖZCÜ Gazetesi’nden Serpil Yılmaz tarafından yazılmış, holdingin bu nedenle kamu bankalarındaki kredilerinin geri çağırıldığı belirtilmiş ancak Zülfikarlar Holding bu konudaki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve kendilerinin tüm yatırımlarını Türkiye’de yaptıklarını açıklamıştı.

Zülfikarlar Holding’e ÇED kıyağı

Öte yandan Kastamonu’da yine Zülfikarlar Holding’e bağlı Tesla Enerji’ye ait olan Çiğdem 1, 2, 3 isimli 3 HES daha var.

Bu 3 HES için “ÇED raporu gerekli değildir” kararı verilmiş.

Yani AKPKK döneminde jet hızı ile yükselen bu yandaş firma ÇED raporu olmadan 3 tane HES yapmış, CHPKK Milletvekili Hasan Baltacı’nın paylaşımı ile belgelediği üzere bir HES’i ise paramparça olmuş.

İşte CHPKK’li vekilin paylaşımı:

Tamamını okuyun

Genel

Burhan Kuzu’nun ‘gayriresmi’ danışmanı Sinan Çiftçi: Birçok olayı Berat Albayrak’a çözdürürdü rahmetli

9 Ağustos 2021 – 10:25

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, eski Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Burhan Kuzu’nun uyuşturucu baronu Naci Zindaşti’nin hapisten bırakılması ve yurtdışına çıkarılması başta olmak üzere iş takibi yaptığını, yargıda dosya kapattırdığını, kredi ayarladığını gündeme getirmişti. Peker, Kuzu’nun “danışmanı” olduğunu iddia ettiği birisinin yayınlanmasını istemediği bazı haberler için Kuzu’ya şantaj yaptığını da dile getirdi.

Peker’in Kuzu’dan şantajla para koparmaya çalıştığını iddia ettiği kişi ortaya çıktı. Sinan Çiftçi, bahsedilen kişinin kendisi olduğunu açıklayarak, Peker’in iddialarını yalanladı. Kuzu’yla ölmende iki gün öncesine kadar görüştüğünü, resmi bir danışmanı olmadığını, kendisi hakkındaki soruşturmada yardımcı olduğu için, onun özellikle sosyal medya mesajlarını yazdığını anlattı.

Sinan Çiftçi, Burhan Kuzu’nun yanında birçok telefon konuşmasına bizzat şahit olduğunu da anlatarak, Türkiye’yi sarsacak önemli açıklamalarda bulundu. İranlı uyuşturucu baronu Naci Zindaşti’nin hapisten çıkarılması, iki saat sonra da yurtdışına kaçırılması gibi olayları organize eden kişinin Burhan Kuzu olduğunu kaydeden Çiftçi, Kuzu’nun “yetemediği” yerlerde ise daha “üst makamlara” müracaat ettiğini anlattı.

Albayrak, Şentop, Tüfenkçi, Soylu ve Oktay’ın ismini verdi

Çiftçi, bu noktada eski Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, eski Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın isimlerini vererek, Kuzu’nun iş takibi yaptığı konularda bu kişilerle görüştüğünü söyledi. Çiftçi, Kuzu’nun yakın çevresine, Zindaşti olayında Berat Albayrak’ın bizzat işin içinde olduğunu duyduğunu da ileri sürdü.

‘Kuzu iş takipçiliği ile büyük paralar kazandı’

Burhan Kuzu’nun iş takipçiliği yaparak büyük paralar kazandığını kaydeden Çiftçi, Sedat Peker’in gündeme getirdiği Libya’dan getirtilen kara paranın aklanması konusu da doğruladı, Kuzu’nun eski Libya devlet başkanı Muammer Kaddafi’nin yeğeniyle görüştüğünü ve arasının iyi olduğunu vurguladı. Burhan Kuzu’nun ölümü için de “şüpheli” diyen Sinan Çiftçi, Zindaşti olayının büyümesi üzerine “fişinin çekildiğini” düşündüğünü söyledi.

Burhan Kuzu’nun yanında uzun süre kalmış, birçok telefon konuşmasına şahit olmuş, sohbetlerini dinlemiş, onun Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki odasından birtakım yerleri arattığına şahitlik etmiş Sinan Çiftçi’nin anlattıklarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Sosyal medya danışmanı olmadım hiç. Twitter’ını kendisi hep kullanırdı, ben sadece belirli gün ve zamanlarda ona atacağı tweetleri hazırlayıp whatssaptan gönderirdim, o da paylaşırdı. Anayasa profesörü olarak tanıdığım Burhan hocanın iş takibi yaptığını, ihale takip ettiğini, büyük işadamlarıyla yemekler yediğine şahit oldum. Büyük işadamlarının istekleri talepleri oluyor, ihaleler falan. Bu Zindaşti’nin vatandaşlık olayı gibi falan. Anayasa profesörü olduğu için öğrencisi var birçok hakim savcı. Davası var diyelim bir adamın, onunla ilgili hakime telefon eder misin, davayı kazanmak için, savcıya telefon eder misin şeklinde istekler oluyordu.”

Para ilişkilerine şahit oldum’

“Daha sonra para ilişkilerine de şahit oldum Burhan hocanın. Cumhurbaşkanlığı makamından aratırdı herkesi. Kendisi milletvekiliydi 2018 seçimine kadar. Hakimleri ve savcıları aratırken Cumhurbaşkanlığı Külliyesinden aratırdı. Libya’dan Kaddafi’nin yeğeniyle bir kara para ilişkisinin, gümrüklerden, sınırlardan paraların geçişiyle ilgili Burhan hocanın da katsının olduğunu ben de bizzat birkaç konuşmasında şahit olmuştum.”

Zindaşti’nin birkaç akrabası ve yeğenleri ile Ankara’da tanışma fırsatım oldu’

“Zindaşti konusu da var. Zindaşti’ye çok yardım ettiği Burhan hoca vatandaşlık konusunda. Ben Zindaşti’yle hiç görüşmedim fakat Aliye Uzun, Zindaşti’yle Burhan Kuzu’yu tanıştıran kişi. Aliye Uzun’un Zindaşti’ye tanıştırmasından sonra, ilk başta Burhan hocanın bana söylediği ‘Ben Zindaşti’yi normal yatırım yapacak bir adam olarak tanıdım. Parası var, vatandaşlık almak istiyor diye bana getirdiler. Vatandaşlık Genel Müdürü’nü aradım, sıkıntıları olduğunu öğrendim vazgeçtim’ diyor ama basına böyle açıklama yaptı. Ama ben bizzat biliyorum Zindaşti’nin birkaç akrabasıyla, yeğenleriyle Ankara’da tanışma fırsatım oldu Burhan hocanın yanında.”

Birden fazla işine şahit oldum’

“Burhan hoca hakim öğrencisi Cevdet Özcan, telefon ediyor baskı yapıyor. Cevdet Özcan’ın banka hesaplarından da ciddi para çıktı, ayrıca İstanbul Kapalıçarşı’da elden de para aldığına dair bazı iddialar var. E Burhan hocanın da bu işi bedava yapması mantıken beklenebilir mi? Hakim bu işten para alıyorsa, hakimle bunun arasını yapan kişi de para alacaktır. Bu onun kendi günahı. Kuvvetli şüphelerim falan yok. Ben bizzat telefon konuşmalarını, görüştüğü kişilerle, yüzyüze görüşmelerine bizzat şahit oldum. Elden para ticareti yaptığını tabi ki görmedim. Ben bunlara şahit oldum. Telefon konuşmalarına şahit oldum. Birden fazla işine şahit oldum.”

Bir çok olayı Berat Albayrak’a çözdürürdü’

“Birçok olayı da zaten kendisi Berat Albayrak’a çözdürürdü rahmetli. Berat Albayrak’la arası çok iyiydi. Ben de telefon konuşmalarına şahit oldum. Berat Albayrak’a, kendi gücünü, yetkilerini aşan olayları üst mercilere taşırdı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Berat Albayrak do dönem Hazine ve Maliye Bakanı, Mustafa Şentop Meclis Başkanı, Burhan hocanın öğrencisi aynı zamanda. Burhan hoca Anayasa Komisyonu başkanlığı yaparken yardımcılığını yaptı, çok da samimidir, vefalıdır.”

Şentop arardı, Albayrak arardı…’

“Daha büyük işlerde bakanlardan yardım isterdi. Hatırını da birçok kişi kırmazdı. Şentop arardı, berat Albayrak arardı. Ben bunlara bizzat şahit oldum. Telefon konuşmalarını hoparlörle falan yapardı, benden çekinmezdi, benim yanımda konuşurdu. Ölenin arkasından kötü konuşmak değil, parayla çok iş yapmıştır, doğrudur. İşi yapan kişi teklif ediyordur zaten, şunu çöz 1 milyon al, bunu Ak Parti’de birçok kişi reddedemez.”

Ölmeden iki gün önce telefonla konuştuk’

“Sedat Peker diyor ya, ben Burhan hocadan şantajla para istemişim, Burhan hoca da evimin önüne birkaç kişi göndermiş, beni korkutmuşlar falan. Bu söz konusu bile değil. Burhan Kuzu 1 Kasım’da öldü. Gazeteci İsmail Saymaz şahittir, bugün kendisiyle de konuştum. 28 Ekim’di yanılmıyorsam, ölmeden iki gün önce telefonla konuştuk, bugün kandil, kandille ilgili bir tweet at dedi. Covid olduğunu gizlemişti. Hatta o dönem senle de konuştuk Şaban abi. Covid olduğunu ilk Bizim TV yayınladı.”

Fuat Oktay’la da görüşme yaptığını söyledi’

“Fuat Oktay’la konuştuğuna bizzat şahit olmadım ama görüşme yaptığını söyledi. Ama Berat Albayrak’la çok defa oldu. Çok defa Süleyman Soylu’yla konuştu. Benim yanımda derken, ben dinledim yani. Hoparlörle konuşurdu daha çok. Cumhurbaşkanlığı Külliye’de, odasında beraberken, sekreterine bağlatıyordu, ben varım bir tek bana çok güveniyor, o şekilde hoparlörle konuşurdu rahat rahat. İş, ihale olaylarıydı. Büyük bankalardaki kredi işleri, sıkıntıları. Burhan hoca günde belki 100 kişiyle konuşurdu.”

‘ZİNDAŞTİ OLAYI ORTAYA ÇIKINCA BİRAZ ARALARI BOZULDU’

“Mesela Berat Albayrak’la, kimin işi olduğunu bilmiyorum, kimin için konuştuğunu bilmiyorum, ihale. İhale verilmemiş, Hazine ve Maliye Bakanlığı’yla ilgili. Bu ihaleyle ilgili, ihalenin buna verilmesini, çok yakını olduğunu vs. Bunları söylerdi. Bazı şirketlerin ihracat ithalat destek primi oluyor, bunlar da Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ödeniyordu bunlarla ilgili çok. Karşı tarafta hep hocam hocam derdi, makamı daha büyük olmasına rağmen Burhan hocaya çok saygı duyardı. Tamam hocam, tabi hocam. Bi emredersiniz hocam demediği kaldı. Ama daha sonra arası biraz bozuldu. Zindaşti olayı ortaya çıkınca biraz araları bozuldu. Burhan hoca o çevre tarafından biraz soğuk karşılanmaya başlandı, onu da biliyorum.”

‘KADDAFİ’NİN YEĞENİYLE ARASI ÇOK İYİYDİ, SIK SIK GÖRÜŞÜRDÜ’

“Vatandaşlık Genel Müdürü’yle de arası çok iyiydi. Sürekli onunla görüşürdü. Genelde Burhan hoca özellikle, hani diyorlar ya iktidar partisi bir pastayı bölüşüyorsun diye. O özellikle Ortadoğu’dan Libya’dan Türkiye’ye gelen ticaret, Irak’tan gelen işadamları, vatandaşlık alsın inşaat yapsın, gemiler vardı, bazı nakliyat işleri, Libya’da Kaddafi’nin yeğeniyle arası çok iyiydi, sık sık görüşürdü. Bülent Tüfenkçi’ydi yanlış hatırlamıyorsam Ticaret Bakanı, onunla da birkaç konuşmasına şahit oldum.”

‘ŞİMDİKİ AKLIM OLSA BU İŞE GİRMEZDİM, BİTİRDİ BENİ’

“Zindaşti olayın, ilk tanıştırıldığında bu adamın uyuşturucu olayını falan bilmiyor. Bana bizzat anlattı. Normal bir işadamı Türkiye’ye yatırım yapacak, katma değer sağlayacak, şu kadar insan çalışacak vs. Vatandaşlık alması için devreye giriyor, Vatandaşlık Genel Müdürlüğü’nü filan arıyor. Sonra araştırıyorlar, sicili bozuk diyorlar. Zaten İran’da da idamla yargılanıyormuş o dönemde. Daha sonra vaatler artıyor, vaatler arttıkça da aracıları var o Aliye Uzun, Beşiktaş Kadın Kolları Yöneticisi, Zindaşti’yle Burhan hocayı tanıştıran kişi. Vaatler arttıkça hoca da herhalde kabul etmeye başladı. Uyuşturucu kaçakçısı olduğunu bilmeden bu işe girdi, belirli miktarda para aldı. Para aldıktan sonra da bu işin peşini bırakamadı. Uyuşturucu baronu olduğunu daha sonra öğreniyor ve bu işin içinden de çıkamıyor. ‘Şimdiki aklım olsa bu işe girmezdim’ dedi. ‘Dünyaları verseler bu işe girmezdim, bu iş beni bitirdi’ dedi. Psikolojisi de bozuldu son dönemde.”

‘ZİNDAŞTİ’NİN TAHLİYESİ, DE KAÇIŞI DA PLANLIDIR, TAMAMINI O AYARLAMIŞ’

“Zindaşti’nin hem tahliyesinde hem de yurtdışına çıkmasında yardımları oldu. Bilerek söylüyorum bunu tahmin değil. Kaçak geçirme olduğunu söyledi bana. Hakkari üzerinden. Hakimi nasıl ayarladıysa, o dönem Gümrük Bakanı kimdi hatırlamıyorum öyle ayarlamıştır. Hem tahliyesi hem de o iki saat içindeki kaçışında tamamı planlıdır, tezgahtır, tamamını o ayarlamış, gerekli makamları o aramış.”

‘BERAT ALBAYRAK’IN KENDİSİNE YARDIMCI OLDUĞUNU BEN BİLİYORUM’

“Tek başına bunları yapma şansı yok. Bunu çok net olarak söyleyeyim, Zindaşti olayında kesinlikle Berat beyin bilgisi vardı. Ve yardımı da vardı. Bunu ben konuşmalarında duydum. Berat Albayrak’la Burhan kuzu’nun konuşmasından duymadım ama Burhan Kuzu’nun yakın çevresiyle yaptığı konuşmalarda duydum. Bu konuda Berat Albayrak’ın kendisine yardımcı olduğunu ben biliyorum. Tek başına bunu yapabilecek güce, nüfuza sahip değildi zaten.”

‘DUYURMADILAR COVID OLDUĞUNU’

“Duyurmadılar Covid olduğunu. Ben dahi ilk hafta bilmiyordum. Arıyordum sesi bozuk geliyordu, gribim hastayım diyordu. Sonra hastanedeyim, covid dedi. Kendisi gizledi, ailesi gizledi. Ben öğrenince size söyledim, İsmail Saymaz’a söyledim, haber olu, duyuldu. Bana dedi ki pazartesi günü taburcu olacağım, çok iyiyim dedi, cumartesi günü öldü.”

‘BU OLAYLAR BÜYÜDÜĞÜ İÇİN, DAHA DA BÜYÜMESİN DİYE FİŞİ ÇEKİLDİ’

“O yüzden ölümünü şaibeli, şüpheli buluyorum. Hastanede fişini mi çektiler ne yaptılar bilmiyorum ama yaşadığını düşünmüyorum açıkçası. Hani yaşıyor filan diyorlar ya. Ben hastanede bir şekilde fişinin çekildiğini düşünüyorum. Çünkü bu olaylar büyüdüğü için, daha da büyümesin diye fişi çekildi diye düşünüyorum. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın hastanesi. Mega Medipol’deydi.

Tamamını okuyun
Advertisement
Amerika3 gün önce

Kansere neden olduğu için ceza alan ABD’li şirket Johnson & Johnson’dan iflas oyu

Genel7 gün önce

Su ve gıda ile bulaşan yeni salgın: Norovirüs

Çin2 hafta önce

Komünist Çin’in Uygur Türklerine mezalimini, bizzat eski bir işkenceci anlattı

Amerika2 hafta önce

Facebook muhbiri: Şirket kar etmeyi toplumun menfaatinin önüne koydu

Genel1 ay önce

Porsuk ağacında kanser hücrelerini küçültüp yok eden ilaç bileşiği tespit edildi

Bilim1 ay önce

Singapur’da asayişi robotlar sağlayacak

Çin2 ay önce

Çin’de 6 ve 7 yaşındaki öğrencilere yazılı sınav yapılması yasaklandı

Genel2 ay önce

Sulama için güneş sistemi kurdu, elektrik masrafından kurtuldu

Latin Amerika2 ay önce

“Türkiye ile geleceğe birlikte bakmalıyız”

Çin2 ay önce

İkinci Taliban dönemi kime yarayacak?

Çin2 ay önce

“BAE’de Çin’in gizli hapishanesinde Uygurlar zorla alıkonuluyor”

Genel2 ay önce

Bozkurt’taki HES santralinin ÇED raporu kıyağı yapılan sahibi

Amerika2 ay önce

İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in oğluna ABD’de sübyancılık davası açıldı

Genel2 ay önce

BM’den ‘Afganistan’da savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara varabilecek ihlaller’ uyarısı

Genel2 ay önce

Burhan Kuzu’nun ‘gayriresmi’ danışmanı Sinan Çiftçi: Birçok olayı Berat Albayrak’a çözdürürdü rahmetli

Amerika2 ay önce

Kanada’da Katolik Kilisesinin hayır kurumu statüsünün iptali için kampanya başlatıldı

Genel3 ay önce

Turizm Bakanı Ersoy’un orman yangın üssünü otel alanına dönüştürdüğü ortaya çıktı

Türkiye3 ay önce

RTÜK’ten orman yangını haberlerine ağır ceza tehdidi

Genel3 ay önce

Trakya’da yer altı sularının yüzde 85’i tükendi

Bilim3 ay önce

İdrar testi ile kanser hücresi tespit edilebilecek

Çin3 ay önce

Belçika istihbaratı Çinli firmaların akıllı telefonlarına karşı uyardı

Dünya3 ay önce

Dünya üzerinde büyücülük faaliyetlerinde büyük artış görülüyor

Doğu Türkistan3 ay önce

Uygurların Çin’e iadesine tepki amacıyla düzenlenecek protesto Valilik tarafından iptal edildi

Amerika3 ay önce

ABD Kongresi’nde Uygur Grubu kuruldu

Asya3 ay önce

Taliban karşısında Afgan hükumeti hayatta kalma kavgası veriyor

Yorumlar

Sözde koronavirüs aşılarının k… için Abdurrahman Aydın
Sözde İçişleri Bakanı Süleyman… için Hasan
Marmara Denizi’nin dibi… için Abdurrahman Aydın
Japonya’da yeni bir örde… için Abdurrahman Aydın
Metafizik savaşta bozguna uğra… için Abdurrahman Aydın
Vatandaşa tam kapanma eziyeti… için Abdurrahman Aydın
İngiltere’de aşı yaptıra… için Abdurrahman Aydın
Etna Yanardağı tekrar lav püsk… için Abdurrahman Aydın
Reuters: Büyük Türk bankaları… için Abdurrahman Aydın
İsrail’de Pfizer/BioNTec… için Abdurrahman Aydın
Japonya’da yanardağ patl… için Abdurrahman Aydın
İsrail’de Pfizer-BioNTec… için Abdurrahman Aydın
Endonezya’da kayıp deniz… için Abdurrahman Aydın
Fransa’da askerlerden Macron… için Hasan
Rusya, cuma günü itibariyle Uk… için Abdurrahman Aydın

Öne Çıkanlar

Copyright © Haber Özel TV sitesi bir Akademi Dergisi - Mehmet Fahri Sertkaya projesidir.