Connect with us

7 Mart 2021 – 07:54
Ankara Valiliğinden yapılan açıklamada şöyle denildi:

“Ankara Ticaret Odası tarafından Valiliğimize gönderilen ekmek ve pide fiyat tarifelerinde yapılmak istenen zam oranına, ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda Valiliğimizce yapılan itiraz komisyonda değerlendirilmiş ve komisyonca Ankara Ticaret Odası’nın gönderdiği tarife iptal edilmiştir. Yine ilgili mevzuat çerçevesinde, Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği tarafından Valiliğimize gönderilen ekmek ve pide fiyat tarifelerine yaptığımız itiraz da komisyonda değerlendirilmiş ve komisyonca itirazımız oy çokluğu ile reddedildiği için Valiliğimizce yasal yetkimiz kullanılarak adı geçen tarifeye yönelik Ticaret Mahkemesi’nde itiraz davası açılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Devamını okuyun
Yorum yapmak için tıklayınız

Bir yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Genel

AKPKK rejimi, milletin milyarlarca lirasını çöpe attı

6 Ağustos 2022 – 22:01

AKPKK iktidarı döneminde iddialı söylemlerle hayata geçirilmek istenen birçok proje yarım kaldı. Kamu kasasından şirketlere milyarlarca lira aktarılan projeler ya hatalı inşa edildiği için tamamlanamadı ya da hukuki süreçler tamamlanmadığı için atıl kaldı. Olan ise kamunun çöpe atılan milyarlarca lirasına oldu.

İktidarın tamamlayamadığı projelerin başında Melen Çayı Projesi geliyor. Devlet Su İşleri (DİS) Genel Müdürlüğü, Melen Barajı için ilk ihaleyi 29 Mayıs 2012’de düzenledi. İhalenin 213 milyon 850 bin TL’ye Ece Tur ile Yöntaş İnşaat iş ortaklığına verildiği açıklandı. Melen Barajı’nın temeli de 2014 yılında atıldı. Düzce ve Sakarya illerini birbirinden ayıran Büyük Melen Çayı’nın Karadeniz’e döküldüğü noktada inşaatına başlanan barajın 214 milyon liraya mâl olacağı açıklandı.

Temel atma töreninde konuşan dönemin Orman ve Su İşleri Bakanı AKPKK’li Veysel Eroğlu da Melen Barajı’nın İstanbul’un su sorununu 2071 yılına kadar çözeceğini iddia etti. Eroğlu, baraj inşaatının 7 Aralık 2016 tarihinde saat 13.59’da bitirileceğini açıkladı. Eroğlu, “İstanbullular susuzluk konusunda endişe etmesin” dedi. Törende konuşan dönemin İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Kadir Topbaş ise “Bugün sizlerle bir tarihe tanıklık ediyoruz. Gelecek kuşaklar adına bir tarih düşüyoruz” diye konuştu.

8 milyar lira harcandı

Şirket Erdoğlu’nun açıkladığı tarihte baraj inşaatını tamamlayamadı ve DSİ 29 Aralık 2016’da baraj inşaatını tamamlamak için bir ihale daha düzenledi. Bu ihale de yine ilk ihaleyi alan Ece Tur ile Yöntaş İnşaat iş ortaklığına 271 milyon 548 bin TL’ye verildi. Bu iki ihaleyle birlikte DSİ Ece Tur ile Yöntaş İnşaat iş ortaklığıyla toplam 485 milyon 398 bin TL’lik sözleşme imzaladı.

Ancak baraj projesi bir türlü tamamlanamadı, inşaat sırasında barajın gövdesinde açılmalar olmaya başladı. Baraj bitirilemeyince Melen’in suyu İstanbul’a borularla aktarılmaya başlandı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu göreve gelir gelmez 19 Ekim 2019’da baraj inşaatında incelemelerde bulundu ve baraj gövdesindeki derin çatlaklar nedeniyle inşaatın durduğunu açıkladı. DSİ Genel Müdürlüğü, Melen Barajı güçlendirme inşaatı için 28 Şubat 2020 tarihinde bir ihale daha düzenledi. Bu ihaleyi de 412 milyon 151 bin TL teklif veren Everest Madencilik İnşaat Nakliye Sanayi ve Ticaret A.Ş. kazandı.

Şirket ile DSİ arasında imzalanan sözleşmeye göre, güçlendirmenin 26 Şubat 2023’te bitirilmesi planlanıyordu. Ancak şirket yetkilileri ve DSİ yetkilileri anlaşamadı ve şirket projeyi tasfiye kararı aldı. DSİ tasfiye talebini kabul etti ve 8 Temmuz 2022’de Melen Barajı’nda yeniden çalışmalar durdu.

Melen Barajı için biri ikmal, biri güçlendirme olmak üzere 3 inşaat ihalesi, birkaç danışmanlık ihalesi, İSKİ’den DSİ’ye aktarılan kaynaklar ve kamulaştırma bedelleri dahil olmak üzere kamunun kasasından en az 8 milyar TL harcandığı belirtildi.

Ankapark projesi

Ankapark’ın yapımına AKPKK’li Melih Gökçek’in Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Başkanı olduğu 2013 yılında başlandı. Tüm itirazlara rağmen Atatürk Orman Çiftliği arazisi üzerine inşa edilen park Melih Gökçek’ten sonra ABB başkanlığı koltuğuna oturan Mustafa Tuna döneminde kiralandı. 20 Eylül 2018’de gerçekleştirilen ihaleyle Ankapark’ın GBM Ticaret-Çelik Ortak Girişim Grubu’na yıllık 26 milyon 400 bin lira bedel karşılığında 29 yıllığına kiralandığı açıklandı. Ankapark, 20 Mart 2019’da Wonderland Eurasia adıyla ziyarete açıldı. İşletmeci şirketin borçlarından dolayı Eylül 2019’da parkta haciz işlemi gerçekleştirildi. Parkın 2 milyon lira birikmiş elektrik borcu nedeniyle Aralık 2019’da elektriği kesildi. Borcun kısmen ödenmesinin ardından 20 Ocak 2020’de parkın elektriği yeniden bağlandı. Ziyaretçi sayısındaki düşüş nedeniyle Şubat 2020’de park fiilen kapandı. Gökçek hakkında defalarca savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

Temmuz 2022’de mahkeme kararıyla parkın Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne devredildiği duyuruldu. Devir işlemlerinin ardından Ankara Büyükşehir Belediyesi, parkın nasıl değerlendirileceği konusunda bir anket başlatarak Ankaralılardan görüş almaya başladı. Anket sonucuna göre Ankaralılar alanın yeşil alan olarak değerlendirilmesini istedi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Ankapark için belediye kasasından yaklaşık 801 milyon dolar harcandığını açıkladı.

Havalimanları

Kamunun kasasından milyonlarca lira harcanarak yapılan Uşak, Çanakkale Gökçeada ve Balıkesir Merkez havalimanları yıllardır atıl durumda. DHMİ Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, Uşak Havalimanı’nı 2020 yılında toplam 7 bin 500 kişi kullandı. Ancak, 2021 yılında ise sadece 52 yolcunun Uşak Havalimanı’nı kullandığı belirtildi. Bu yılın ocak ve nisan aylarını kapsayan ilk dört ayında ise 83 personelin görev yaptığı, milyonlarca liralık araç ve gereçlerin bulunduğu havalimanı hiç kullanılmadı.

Balıkesir’in Edremit ilçesinde Balıkesir Koca Seyit Havalimanı adı altında bir havalimanı bulunmasına rağmen AKPKK, 2016’da yılında kente Balıkesir Merkez Havalimanı adı altında bir havalimanı daha yapma kararı aldı. 1 milyon yolcu sayısı hedeflenen ve proje tutarı 30 milyon lira olarak belirlenen havalimanı, 2019 yılında 76 milyon lira harcanarak tamamlandı ve 2020 yılının Şubat ayında açıldı. Ancak DHMİ Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, havalimanına açıldığı günden bu yana hiç uçak inmedi. İki yıldır hiç tarifeli uçağın inmediği ve hiçbir yolcunun da uğramadığı havalimanında toplam 51 personel görev yapıyor.

Yıllardır kullanılmayan bir başka havalimanı ise Çanakkale’deki Gökçeada Havalimanı. DHMİ Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, 2020 ve 2021 yılında 38 personelin görev yaptığı Gökçeada Havalimanı’na hiç yolcu uğramadı ve hiç tarifeli uçak seferi de düzenlenmedi.

Sadece 3 ay kullanıldı

Bu havalimanı da 15 Ağustos 2010 tarihinde turizmini geliştirme amacıyla yenilenerek hizmete girdi. Dönemin DHMİ Genel Müdürü Orhan Birdal havalimanın açılışında yaptığı konuşmada, havalimanı için toplam 88 milyon 120 bin TL harcandığını açıkladı. Havalimanın açılışına katılan dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ise “Gökçeada Havaalanı adanın turizmine, gelişmesine katkı sağlayacak” dedi.

Ardından ilk tarifeli uçuş 12 Temmuz 2011’de İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan gerçekleştirildi ve dönemin Ulaştırma Bakanı Yıldırım tarafından haftada iki gün İstanbul’a tarifeli uçuşların yapılacağı duyuruldu. Ancak havalimanı sadece 3 ay kullanıldı ve Yıldırım’ın açıkladığı tarifeli uçuşlar sadece 3 ay yapıldı. Bir daha havalimanına hiç tarifeli uçak seferi düzenlenmedi.

Metrobüsler çürüdü

Kamunun milyonlarca lirası da İstanbul için alınan ama kullanılamadığı için çürüyen metrobüslere harcandı. Araçlar, İBB’nin AKPKK tarafından yönetildiği dönemde “Bu araçlar İstanbul’un topografik yapısına uygun değil” uyarılarına rağmen belediye kasasından 63 milyon avro ödenerek alındı. 2008 ve 2009 yılında araçları alan İETT Genel Müdürü Mehmet Öztürk, 63 milyon avro ödenen ve hurdaya ayrılan metrobüsleri aldığı için hiç pişman olmadığını belirtti. Öztürk, geçen yıl BirGün’e yaptığı açıklamada “Bugün olsa o metrobüsleri yine alırım” dedi. Normal körüklü otobüs fiyatının dört katına denk gelen Hollanda menşeli otobüsler, İstanbul yollarının fiziki koşullarına uyum sağlayamadığı için sık sık arızalandı. Arızalar nedeniyle otobüsler arada sırada sefere çıkarıldı, çoğu garajlarda çürümeye bırakıldı. İETT’ye metrobüs ve otobüs alımlarında usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yargılanan, kurumun eski Genel Müdürü Mehmet Öztürk’ün de aralarında bulunduğu 18 sanık yargılandı ve 2011 yılında beraat etti.

Kaynak: Birgün gazetesi

Tamamını okuyun

Gündem

‘İnsan kaçıran savcı da var, milyon dolar karşılığı sipariş operasyon yapan da’

25 Temmuz 2022 – 12:58

Adana terör savcısının uyuşturucu çetesi yöneticiliğinden tutuklanması, yargının içler acısı halini bir kez daha gözler önüne serdi. Gazeteci Timur Soykan benzer daha önceki vakaları sıralayarak, “Bu bataklıkta mülkün temeli çöküyor…” yorumunda bulundu.

Son günlerde tartışılan ‘uyuşturucu baronu savcının’ aslında ilk olmadığı biliniyor. Gazeteci Timur Soykan köşesinde isim ve tarihleri de vererek benzer örnekleri anlattı.Soykan, “Tek adam rejimi için devlet kurumları yok edildi, yargı bataklığa dönüştürüldü. Uyuşturucu şebeke lideri savcı bataklığın derinliğini gösteriyor. İran ajanları için adam kaçıran, milyon dolar karşılığı sipariş operasyon yapan savcılar da gördük” dedi.
Adana’dan Konya’ya uyuşturucu sevkiyatı yapan şebekeye yönelik Konya Narkotik Şube Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği operasyonda, polis memuru olan kuryenin telefonunda yapılan incelemede savcı Osman Yarbaş’a ulaşılmıştı.

Kurye polisin telefonunda Whatsapp mesajlaşma uygulamasının incelenmesinde, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunda görevli Cumhuriyet Savcısı Osman Yarbaş’ın F.K’ye uyuşturucu sevkiyatı ile ilgili talimatlar verdiğini tespit edilmişti.

Gündem olan olay, aslında bir ilk değil. Gazeteci Timur Soykan, Birgün’de yayımlanan “Savcılar ve çeteleri” başlıklı yazısında benzer örnekleri anlattı:

‘MİLYON DOLARA OPERASYON SİPARİŞİ’
Örnek 1:

“Savcı Lütfi Karabacak, İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görev yapıyordu. Halen yargılandığı iddianameye göre; Yargıtay’da bağlantıları olan Murat Ayyıldız ile birlikte dosyaları ‘çözmek’ karşılığında para alıyorlardı.

10 Kasım 2018’de Savcı Lütfi Karabacak ve Murat Ayyıldız, İstanbul Etiler’deki lüks lokantada Fenerbahçe Spor Kulübü Genel Sekreteri Burak Çağlayan Kızılhan ile buluştu. Yurt dışındaki yüz milyonlarca dolarlık inşaat işlerinin ödemelerini alamayan Kızılhan, tefecilere borçlanmış ve bol sıfırlı çekler imzalamıştı. O gün Etiler’deki lokantada Savcı Lütfi Karabacak’tan tefecilere operasyon yapmasını istiyordu.
Savcı Karabacak yanındaki Murat Ayyıldız’ın MİT mensubu olduğunu söylemişti. Masada hiç konuşmayan bu adamı göstererek ‘Parayı ona vereceksiniz. Dosya bana geldiğinde 100 bin dolar, operasyondan sonra 900 bin dolar daha teslim edeceksiniz’ dedi. Dosya önüne geldiğinde 100 bin doları Murat Ayyıldız alıp getirdi. Kısa süre sonra tefecilere operasyon yapıldı. Aynı gün Murat Ayyıldız operasyonu sipariş edenlerin kapısını çaldı. Ancak 900 bin dolar yerine 250 bin dolar ile geri döndü. Savcı Karabacak sinirlenmişti. Tefeci örgütün yöneticisi olarak gözaltına aldırdığı Mahmut Ak’ı serbest bıraktı. Elbette karşılığını almıştı. Diğer şüphelileri tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne gönderdi. Hakim liderin bırakılıp diğer şüphelilerin tutuklanması istenen dosya önüne gelince çok şaşırdı. Adalet sisteminin çivisi çıkmıştı.

CASUS SAVCININ İNSAN KAÇIRMA ÖRGÜTÜ

Örnek 2:
İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görevli Savcı Davut Yılmaz, 24 Şubat 2022’de tutuklandı. İddianameye göre; Savcı Davut Yılmaz ve savunma sanayi şirketi sahibi İhsan Sağlam, İran istihbaratı için Türkiye’deki kişileri kaçırıyordu. Savcı Davut Yılmaz, İhsan Sağlam’a İranlıların UYAP sisteminden aldığı adres, telefon bilgilerini veriyordu. Bu işte kullanılacak araçlara Adalet Bakanlığı kartı takmış ve çakar sistemi kurdurmuştu. Denizli’de yaşayan eski İran albayı Mashai Firouzei ile eşi ve çocuğunu Şubat 2019’da kaçırıp Van’da İran ajanlarına teslim ettiler.

Savcı, adliyedeki odasında İranlı ajanlarla görüşecek kadar rahattı. Bir süre sonra İhsan Sağlam’ı devreden çıkarıp bütün parayı kendisi almak istedi. İki polisin arasında olduğu bir ekip kurdu. Eylül 2019’de hedefleri eski İran Deniz Kuvvetleri subayı olan Mohammed Rezaei’yi kaçırmaktı. Ancak Savcı Davut Yılmaz’ın ekibindeki polislerle İhsan Sağlam’ın ekibi birbirine girdi. Birbirlerine silah çektiler. İranlı eski asker son anda kurtuldu.

Savcı Davut Yılmaz, Aralık 2021’de ise Zonguldak’ta yaşayan İranlı bilgisayar yazılımcısı ve ekonomist Shahnam Golshani’yi kaçırmayı hedefliyordu. Bu kez ekibinde bir albay da vardı. Ancak artık takip altındaydılar ve bu kaçırma girişimi de başarısız oldu.

YARGIDA BATAKLIK KAVGASI
Örnek 3:

Hakim ve Savcılar Kurulu Birinci Daire Üyesi Hamit Kocabey, 14 Ekim 2021’de istifa etti. İddiaya göre; Hamit Kocabey’in avukat oğlu Nizamettin Kocabey, Bataklık Operasyonu kapsamında aranan bir kişiyi kurtarmak için Ankara Adliyesi’ndeki hakime baskı yaptı. İddiaya göre; bunun için yüklü miktarda para almıştı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ‘Türkiye tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu’ dediği Bataklık Operasyonu yargıda kavga çıkarmıştı. Ankara Başsavcısı Yüksel Kocaman, konuyu yukarılara taşıdı. Hamit Kocabey’e yakın isimler ise yakalama kararı olan zanlının para kopartmak için şüpheli yapıldığını iddia ediyordu. Bu zanlı takipsizlik kararıyla kurtuldu. Hamit Kocabey istifa etti, Yüksel Kocaman ise tenzili rütbe ile Yargıtay’a atandı. İddialarla ilgili bir soruşturma yok.”

‘BÖYLESİ BİR ÇÜRÜME VE YOZLAŞMA DAHA ÖNCE GÖRÜLMEDİ’ 

Soykan, yazısının son bölümünde, “anlatmakla bitmez” diyerek, şöyle yazdı: “Mesela; İranlı uyuşturucu baronu Zindaşti’yi Burhan Kuzu’nun baskısı ve 3.5 milyon dolar rüşvet karşılığında serbest bıraktığı iddia edilen Cevdet Özcan…

Bir başkası; Atadedeler Çetesi operasyonunda gözaltına alınan Kobani Davası’nın hakimi ve Amasya’da görevli savcı…
Elbette AKP öncesinde de kirli siyasiler, bürokratlar, polisler, yargı mensupları vardı. Ama…Böylesi bir çürüme ve yozlaşma daha önce görülmedi.”

Timur Soykan, yazısını, “Bu bataklıkta mülkün temeli çöküyor…” ifadesiyle noktaladı.

Tamamını okuyun

Türkiye

“Soylu’nun kolay kurtulabileceğini düşünmüyorum”

25 Temmuz 2022 – 07:49

Eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar, KRT TV’de konuk olduğu programda Sezgin Baran Korkmaz’ın ABD’de başlayan yargı sürecine ilişkin dikkat çeken yorumlarda bulundu. Sağlar, “Erdoğan ve AKP’nin başını epey ağrıtacak. Süleyman Soylu’nun kolay kurtulabileceğini düşünmüyorum” dedi.

“Sezgin Baran Korkmaz’ın ABD’ye gitmesi 2. Zarrab olayından daha ileri” diyen Sağlar, şöyle devam etti: “Çünkü Zarrab olayı ABD’nin kararını delen Türkiye’nin zaruri ihtiyaçlarını yerine getirmek adına yapılmış bir şey ve onun için toleranslı baktılar. Ama Türkiye’nin var olan yaptırımları delmesinden dolayı da takibe aldılar. Fakat SBK’nın durumu öyle değil. Bir milyar dolar yanlış gelir beyanıyla elde edilen paranın büyük miktarı Türkiye’ye kara para olarak gelip, şirketler hanlar hamamlar yatlar alınarak aklandı. Dolayısıyla Türkiye’nin bir kara para aklama, kayıt dışı ekonomiyi desteklemesi, hükümet tarafından bunun kucaklanması söz konusu. Onun için Erdoğan ve AKP’nin başını epey ağrıtacak. Benim yorumum Zarrab meselesinden çok daha ileri gidecektir.”

Sezgin Baran Korkmaz’a ilişkin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında kayıtların olduğunu belirten Sağlar, “Milletvekili Ahmet Şık’ın belirttiği 10 milyon Euroluk aracılık iddiası var. Soylu hakkında bu konuya dahli olduğuna dair iddialar var; mesela MASAK raporları; önce büyük suçlamalar olduğu, sonra bu suçlamaların geri çekildiğine dair… Sedat Peker’in söylediği ‘Bana kaç dediğin gibi ona da kaç mı dedin’ ifşaatı var. Korkmaz’ın hakkında dava açılmasından bir gün önce kaçtığını biliyoruz. Soylu, TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nda bu konuda sorulara yanıt verirken, ‘Yukardan aşağı karar aldık, ABD’yi ters köşeye yatırdık’ diyor, ne demek istediğini anlamış değilim” diye konuştu.

Tamamını okuyun

Öne Çıkanlar

Copyright © Haber Özel TV sitesi bir Akademi Dergisi - Mehmet Fahri Sertkaya projesidir.